Osmanlı’nın parçalanmasından sonra, kolu kanadı kırılmış İmparatorluk, zalim Haçlı ittifakı ile en son elimizde kalan Anadolu toprağını da almak üzere, büyük bir ittifakla Çanakkale boğazından, toplu halde üzerimize saldırmışlardır. O güne kadar dünyada eşi görülmedik bir donanma gücü ile bir araya gelmişlerdir.
Bütün bu zulümlere ve gaddarlıklara rağmen, Çanakkale’yi geçememiş ve en büyük mağlubiyetlerini almışlardır. Çılgına dönen mağrur Batı emperyalizmi, Haçlı ittifakına karşı fikren ve inanç yönüyle, bu direnci kırmak üzere İslam’ın yumuşatılması, Hoşgörü ve Diyalog yaftaları altında Cihat ve Şehitlik söylemlerini yumuşatmak, İslam’ın dayanıklılığını ve mücadele ruhunu aşındırmak ve soluklaştırmak için son dönemler de, Dinler Arası Diyalog Arap Baharı ve İslam baharı gibi kelimelerle, toplumları uyuşturmak, özgürlük vaatleriyle diktatörlere başkaldırma düşüncesini enjekte ederek, kendi liderlerine karşı iç karışıklıkları arttırarak, kendi milletleri eliyle kendi liderlerini yok ettirmişlerdir. Sonrada başsız kalan bu ülkeleri, istedikleri gibi peylemiş ve paramparça etmişlerdir.















