Anayasa mahkemesini oraya kim çıkardı?
Eskiden bir avuç adamın entelektüel kapalı devrelerinde birbirlerine laf sokmak için kullandıkları ne kadar zırva kavram varsa hepsini öğreniyoruz artık
Türkiye - 02-03-2016 11:35
Eskiden bir avuç adamın entelektüel kapalı devrelerinde birbirlerine laf sokmak için kullandıkları ne kadar zırva kavram varsa hepsini öğreniyoruz artık. Mesela Anayasa Mahkemesinin Can Dündar kararından sonra Jüristokrasi nedir onu öğrendik. Kısaca yargı vesayetinin teknik adı jüristokrasiymiş… Yani bir tür yargıçlar yönetimi.
Ağzından demokrasiyi düşürmeyen bir kesimin sıra kendi işaretledikleri alanlarına geldiğinde bal gibi üzerine yattıkları vesayetlerden biri olan bu Jüristokrasi hürriyetin en çok belini büken yapılardan biri. Yasama yani meclis, yargılama yani mahkemelerin hem yetkilerini hem de fonksiyonunu gasp eden bu yapıyı iyi anlamak detaylı öğrenmek ve “hayır biz vesayet değiliz” diye kendilerini saklamaya çalıştıklarında “hadi oradan öylesiniz” diyebilecek birikimi kazanmak zorundayız artık.
Yargı kurumunun tepesinde olanların niye tepede olduğunu tartışmalıyız artık. “Gelin bakayım buraya, sizi kim çıkardı oraya” diye sormak lazım. “1961 darbesini yapan düşük rütbeli cuntacılar öldü gitti siz niye hâlâ oradasınız” diye sorarak başlayabiliriz bu tartışmaya.
Bu, niye orada oldukları belli olmayan tepe yargıçların yorum kabiliyetinin ön plana çıktığı ve yargıçların yorumları ile her seferinde yeniden ve yine yeniden anlam kazanan kanunlar ile yönetilen ülkedeki sistem vesayet değilse nedir. Böyle adalet mi olur? Yoruma göre değişen kanunlar. Meclisin koyduğu kanunun bir önemi yok o zaman, 17 üyeli yargıçlar heyetinin yorumu geçerli. Ben asıl olarak, yani vatandaş olarak bu 17 kişiyi tanımıyorum, kim olduklarını da bilmiyorum ve onlara yorumlama yetkisi vermedim. Tam olarak kimden yetki aldı bu 17 kişi. Hangi hakla benim yetkilendirdiğim milletvekillerinin yaptığı yasaları yorumluyorlar? Hangi yetkiyle kanunların geçerliliğini değiştirip, yorumlayarak yeniden anlam veriyorlar?
Diğer bir soru da şu; sizi kim denetleyecek ya da sizi kim yorumlayacak? Hiç kimse! Niye! Yargı bağımsızdır. Bak işte bunun adı bağımsızlık şemsiyesi altında hiçbir denetime tabi olmadan vesayet kurmaktır. Çünkü yargıçlar kanun koyucuyu aşarak hukuk oluşturuyorsa o ülkede yargıçlar diktası var demektir. Başka bir izahı var mı? Kanun koyu yetkiyi benden alıyor? AYM yetkiyi kimden aldı da benim yetki verdiğim meclisin üzerine çıktı?
Tam da bu çizgide duran Anayasa Mahkemesi, devam eden bir dava için yorum yaptı ve Can Dündar’ın salıverilmesine hükmetti. Hangi yetkiyle? Yorum yetkisi! Ben şimdi sorgulamayacak mıyım bu yetkiyi?
Hayır!
Niye?
Çünkü 1961 Darbecilerin kurduğu bu mahkemeyi hiç kimse sorgulayamaz.
Can Dündar çıkar çıkmaz dedi ki; “Bizi bekletenlerin asıl niyeti 25’inden 26’sına günün dönmesiydi. Bugün Sayın Cumhurbaşkanı’nın doğum günü. Kendisinin doğum gününü kutluyoruz.”
Peki Anayasa Mahkemesi bunu yalanladı mı? Hayır!
Bir ayarlama, kasıtlı olarak bekletme ve Cumhurbaşkanının doğum gününe denk getirme niyetinin olduğu bu acele kararın hukuk olduğunu kim ispatlayacak şimdi kamuoyuna? Siyasi bir ayak oyununu adalet, basın özgürlüğü diye yutturmaya çalışmak zemin kaydırmaktır. Biz yazının sonuna “Kamuoyuna saygıyla duyurulur” diye yazınca inandırıcı olmuyor!
Erem Şentürk
Diriliş Postası