Bu metin, Türk milletinin ruhunu, tarihini ve mücadelesini yansıtan bir anayasa taslağı olarak görülmelidir. İstiklâl Marşı’ndan çıkarılacak bir anayasa, Türk istikameti hakkında insanlara yol gösterecek; bu marşı esas almayan her anayasa ise Avrupa–Amerika medeniyetinin bir kuyruğu olmaktan öteye gidemeyecektir.
HÂKİMİYET BİLÂ KAYD-U ŞART MİLLETİNDİR
1921 Anayasası, Türk milletinin “bizzat ve bilfiil” kendi mukadderatını idare etmesi ilkesine dayanır. Soyut bir millet anlayışından ziyade, elle tutulur, gözle görülür bir millet tanımı sunar. “Hâkimiyet bilâ kayd-u şart milletindir” ifadesi, 1921’de somut bir anlam taşırken; 1924 ve sonrası anayasalarda milletvekillerinin temsiliyetine indirgenmiş, içi boşaltılmıştır.
1921’de millet, Kuvayi Milliye ruhuyla çatışmayı göze almış Müslümanlar olarak tanımlanırken; halk, bu mücadelede yer almayan geniş kitleleri ifade eder. Bu ayrım, Türk milletinin beraya (öncüler) ve reaya (halk) arasındaki çizgisini netleştirir.
TEŞKİLAT-I ESASİYE VE MİLLETİN KÖKLERİ
1918-1920 arasında Kars’ta ilan edilen İslâm Cumhuriyeti’nden Büyük Edirne Kongresi’ne kadar birçok yerel teşkilatlanma, Cumhuriyet öncesi anayasal sürecin temelini oluşturmuştur. Teşkilat-ı Esasiye Kanunu da bu iradenin ürünü olmuştur.
23 Nisan 1920’de açılan Meclis’ten 15 Nisan 1923’e kadar çıkan kanunlar bu teşkilatın eseridir. Ancak 1924 Anayasası ile bu yapı dağıtılmış, milletin iradesi slogan haline getirilmiştir.
HARF İNKILABI VE KÜLTÜREL KOPUŞ
1950’de Demokrat Parti’nin iktidara gelişiyle anayasa dili yeniden Teşkilat-ı Esasiye Kanunu’na yaklaşmış, eski kelimeler canlandırılmıştır. Bu gelişme, “Harf İnkılabı’nın boşa gitmesi” endişesiyle tepki toplamış, Peyami Safa ise 1959’da eski yazının liselerde öğretilmesi gerektiğini dile getirmiştir. 27 Mayıs darbesiyle bu çabalar kesilmiş, Teşkilat-ı Esasiye yeniden “anayasa”ya çevrilmiştir.
İSTİKLÂL HARBİ VE İKİNCİ HİCRET
İstiklâl Harbi, Türk milletinin İslam’ın bağımsızlığı için verdiği mücadeledir. Cumhuriyet’in ilanı bu bilinçle bir “ikinci hicret” olarak görülebilirdi.
Ancak 1928’de anayasadan “Devletin dini İslam’dır” hükmünün çıkarılması ve Harf İnkılabı, Cumhuriyet’in din ve dil temellerini zayıflatmıştır. Bu, milletin omurgasını kırmış, protez bacaklarla yürüyen bir Cumhuriyet manzarası doğurmuştur.
1960 DARBESİ VE MİLLETİN İRADESİ
27 Mayıs darbesi, Türk milletinin oylarıyla seçtiği iktidarı devirmiş, 1961 Anayasası’nı dayatmıştır. Yoğun propagandaya rağmen bu anayasa yüzde 56 oyla kabul edilmiş, yüzde 44’lük “hayır” iradenin direncini göstermiştir. 1965 seçimlerinde Adalet Partisi’nin zaferi, bu direncin rövanşı olmuştur.
YENİ ANAYASA TARTIŞMALARI VE İSTİKLÂL MARŞI
Bugün yeni anayasa tartışmaları, 1982 Anayasası’nın “darbe anayasası” olduğu gerekçesiyle sürmektedir. Oysa tarih, her anayasanın bir darbe veya savaş ürünü olduğunu göstermektedir. AK Parti iktidarı döneminde başlayan yeni anayasa arayışlarının tamamlanamamasında bu hakikatin ne derece rolü vardır düşünmek gerekiyor.
İstiklâl Marşı, 1982 Anayasası’nda değiştirilemez madde olsa da, ruhu yansıtılmamıştır. Cumhuriyet’in ilanı da geniş bir toplumsal mutabakattan ziyade, dar bir kadro kararıyla gerçekleşmiştir. 1921 Anayasası’na eklenen bir hükümle Cumhuriyet ilan edilmişti.
MİLLET-HALK-AHALİ-ULUS AYRIMI
1921’deki millet-halk ayrımı, sonraki anayasalarla silikleşmiştir. 1924’te “ahali”, 1961 ve 1982’de “vatandaşlık bağıyla bağlı olan herkes” ifadeleriyle “millet” kavramı muğlak hale getirilmiştir. Bugün TBMM’nin duvarında “Egemenlik kayıtsız şartsız milletindir” yazsa da, içi boşalmış bir sözden ibaret kaldığı gözle görülür bir gerçektir.
İSTİKLÂL MARŞI TEMELLİ BİR ANAYASA
Tarihî süreç göstermiştir ki İstiklâl Marşı esas alınmadan hazırlanan hiçbir anayasa, milletin iradesini temsil etmemiştir. Türk milleti, İstiklâl Harbi ile bir omurga kazanmış, İslam dünyasının umudu olmuştur. Ancak inkılaplarla bu omurga zedelenmiş, “millet” kavramı “ahali” ve “herkes” tanımına indirgenmiştir.
Türkeli, şairlerin dilinde milletin vatanıdır; Türkiya ise dışarıdan dayatılan bir isimdir.
İstiklâl Marşı bu vatanın ruhunu taşır ve Türk milletine, anayasasını bu ruhtan çıkarma görevi yükler.
Yeni anayasa, ancak İstiklâl Marşı’nın rehberliğiyle Türk milletinin omurgasını yeniden inşa edebilir.
Kaynak: istiklalmarsidernegi.org.tr - Derleme: Recep YAZGAN