ANONİM HALK ŞİİRİ

Türk şiirinin en çok sevilen dallarından biri olan anonim halk şiiri, Bugünkü millî sınırlarımız içinde olduğu kadar, Türk dünyasının öbür coğrafyalarında da en güzel örnekleriyle günümüze kadar canlılığını sürdürmüştür.

Gündem - 09-09-2026 09:50

Türk şiirinin en çok sevilen dallarından biri olan anonim halk şiiri, Bugünkü millî sınırlarımız içinde olduğu kadar, Türk dünyasının öbür coğrafyalarında da en güzel örnekleriyle günümüze kadar canlılığını sürdürmüştür. Bu alanın örnekleri yazılı olmaktan daha çok sözlü olarak dilden dile ve nesilden nesile aktarılarak gelmiştir. Bu gelişler sırasında örnekler bazen unutulmuş, bazen de güzelleşerek günümüze kadar ulaşabilmiştir. Bugün de canlılıklarını koruyabilen alanın başlıca örnekleri şunlardır: Ninni, mâni, tekerleme, türkü, ağıt.

 

NİNNİ

 

Kâşgarlı Mahmûd Dîvânü Lûgati't-Türk adlı eserinde ninni karşılığı olarak “balu balu” veya “bulu bulu” diye okuyabileceğimiz kavramı kullanmış, ancak ninni örneği vermemiştir. Ninni kelimesinin aslının İtalyanca olduğunu ileri sürenler olmuşsa de kelime, taklide dayanan bir ses olup Karaca Oğlan'ın bir dörtlüğünde de geçmektedir.

 

Mestanedir Karac'Oğlan mestane

Güzel olan gül gönderir dostuna

Yatır beni kız dizinin üstüne

Nen eyle de kaşın gözün süzerek

 

Ağlayan çocuğu avutmak, oynatmak ve uyutmak için anne, hala veya teyzenin kucağında, dizinde, beşikte ezgili olarak söylenen manzum sözlere ninni adı verilir. Kuzeydoğu Anadolu Bölgesi'nde Azerbaycan'da ninniye laylay adı verilir.

 

Ninniler, çocuğun anadilinde söylenilmelidir.

 

Bu türün özellikleri şunlardır:

 

- İlk söyleyicileri unutulmuştur.

 

- Ninnilerin söyleyicileri büyük ölçüde kadın cinsinden yakınları olup bunlar anne, abla, hala ve teyzedir.

 

- Ninnilerin kelime dünyası söylendiği bölgenin dil özelliklerini gösterir.

 

- Ninniler hece vezniyle söylenmiştir, ancak yüzyıllar öncesinden günümüze doğru gelirken unutulan kısımları olduğu gibi, eklenen kısımlar da olmuştur.

 

- Ninni, çocuğun dinî ve millî eğitiminin yanında müzik eğitimini de aldığı ilk manzumelerdir.

 

- Ninnilerin başlangıcı ve sonu genellikle kalıplaşmış sözlerden oluşmaktadır; bunlar da genellikle anlamsız sözlerdir.

 

Ninnilerin başlangıcındaki kalıp ifadelerden örnekler:

 

a. Dandini dandini dan iki; Dandini dandini dastana; Dandini dandini danalı bebek; Dandini dandini danayı

b. Eee.... dedim (yavrum)

c. Hu... Hu... Hu... Allah

ç. Hu... Hu... Hu... kuşu

d. Kızım kızım benim kızım

e. Ninni dedim (derim)

 

Ninnilerin sonunda rastladığımız kalıp ifadelerden bazıları da şunlardır:

 

a. Eee... eeee...

b. Hu.... Hu....

c. Nenni nenni nenni; Ninni ninni ninni

ç. Piş piş piş...

d. Uyusun da büyüsün

 

Anonim ninnilerin yanı sara “taklidî ninni” adını verdiğimiz ninniler de olup bunların birincilerden farkı söyleyicilerinin belli olmasıdır. Şeyh Galip, Şakir, Şeref Hanım, Mehmet Emin Yurdakul, Ziya Gökalp, Nezihe Araz, vb. taklidî ninni örnekleri vermişlerdir.

 

Türkiye'den Arif Nihat Asya, Azerbaycan Türklerinden Halil Rıza, Nebi Hazrî, Bahtiyar Vahapzade, vb. de ninni ilhamıyla şiirler yazmışlardır.

 

MÂNİ

 

Türkiye'de, anonim halk şiirinin en sevilen türlerinden birisi mâni olup söyleyicileri büyük ölçüde kadınlardır.

 

Mâni kelimesinin, mânâ kelimesinden veya man kelimesinin sonuna nispet î’sinin eklenmesiyle oluştuğunu ileri sürenler olmuştur.

 

Bazı araştırmacılar mâni ve tuyuğun aynı şeyler olduğunu, aradaki tek farkın vezinde karşımıza çıktığını söylemektedirler.

 

Kelime Türkiye içinde büyük ölçüde mâni kavramıyla karşılanmakta; ancak ficik, bayatı, karşıberi, meâni gibi bölgesel adlarının varlığı da gözden kaçmamaktadır.

 

Dinî-tasavvufî Türk halk şiiri alanında eser vermiş şairlerden; Hatayî (Şah İsmail), Muhittin Abdal, Lala Sultan, Kasımî; âşıklardan Narmanlı Sümmanî, Posoflu Müdamî, Posoflu Zülâlî, Ağrılı Öksüz Ozan, Azerbaycanlı Yahşi, Sarı Âşık bu türün güzel örneklerini vermişlerdir. Ayrıca Fuad Köprülü, Orhan Seyfi Orhon ve Yusuf Ziya Ortaç mâni türünde şiirler yazmışlardır. Arzu ile Kamber, Tahir ile Zühre, vb. gibi halk türkü hikâyelerinin nazım kısımları büyük ölçüde mâni şeklindedir. Yedekli koşmanın yedek diye bilinen kısmı da mâniden başka bir şey değildir.

 

Mâniler aşağıdaki özellikleri taşırlar:

 

- İlk söyleyicileri belli, unutulmuştur.

 

- Genelde yedi heceli olup, üçüncü mısraı serbest, diğerleri kendi aralarında kafiyelidir.

 

- Genelde tek dörtlükten oluşan mânilerin ilk iki mısraı doldurma olup, asıl anlam üçüncü ve dördüncü mısralardadır.

 

- Kafiye yapısı bakımından zaman zaman klasik tarzın dışına çıkılmaktadır:

 

a. Tek ve çift sayılı mısraları kendi aralarında kafiyelidir: abab

b. Birinci ve üçüncü mısraları serbest, diğerleri kendi arasında kafiyeli olur: xaxa

c. İlk üç mısrayı kendi aralarında kafiyeli olup dördüncü mısraları serbest olur: aaax

ç. Dört mısraı da kendi arasında kafiyeli olur: aaaa

 

Mânileri değişik açılardan sınıflandırabiliriz:

 

- Konuları bakımından mâniler; Ramazan mânileri, bekçi ve davulcu mânileri, semaî kahvelerinde söylenen mâniler (İstanbul mânileri), mektup mânileri, düğün mânileri, niyet (Mantufar) mânileri, düğün mânileri, asker mânileri, şehirler için söylenen mâniler, vb. gibi dallara ayrılır.

 

Mânileri şekil bakımından da aşağıdaki gibi sınıflandırabiliriz:

 

a. Asıl (Düz) mâni: Dört mısralı, yedi heceli ve üçüncü mısraları serbest olan mânilerdir.

b. Cinaslı mâni: Kafiyeleri cinaslı olan mânilerdir.

c. Ayaklı mâni: Üç değişik şekli olup bunlar sırasıyla aşağıdaki gibidir:

ca. Kesik mâni: İlk mısraın hece sayısı yediden az olup kafiyesi cinaslıdır.

cb. Doldurmalı kesik mâni: Mısra sayısı dörtten fazla olup birinci mısraları yedi heceli olanlarına doldurmalı kesik mâni veya ayaklı mâni denir.

ç. İstanbul mânisi: “Adam aman” kalıp ifadesiyle başlamakta olup özel bir ezgiyle okunur.

f. Yedekli mâni (Artık mâni): Mısra sayısının arttırılmasıyla oluşan mânilerdir.

g. Karşıberi/Deyiş/Akışta: Karşılıklı olarak söylenen mânilerdir. Bu çeşit mâniler bir nevi sazsız atışmadır.

 

TEKERLEME

 

Tekerleme, bünyesinde bulundurduğu kelimeler arasında ahenk unsuru olan, söyleyicinin söylemede zorluk çektiği, anonim halk şiirinin olduğu kadar, dinî-tasavvufî halk şiiri, âşık şiiri, halk temaşası ve halk hikâyelerinde de örnekleri bulunan bir türdür. Başlıca özellikleri şunlardır:

 

- İlk söyleyicileri unutulmuştur.

 

- Büyük ölçüde, çocuğun kendi kendine sokakta öğrendiği bir türdür.

 

- Tekerlemeler daha çok masal anlatımında ve oyun sırasında karşımıza çıkmaktadır.

 

- Şekil olarak manzum ve mensur olmak üzere iki kısımda değerlendirebileceğimiz tekerlemelerde iç kafiye ve ahenk unsurları her zaman ön plandadır.

 

- Saz şairleri ve dinî-tasavvufî halk şairleri tarafından söylenenlerin dışındaki tekerlemelerde mısraların hece sayısında eşitlik yoktur.

 

- Anonim halk edebiyatının dışında âşık edebiyatında da tekerleme adıyla yazılmış şiirler vardır.

 

- Şaman dualarıyla tekerlemeler arasında çeşitli yönden benzerliklere görülmektedir.

 

TÜRKÜ

 

Türk kelimesinin sonuna nispet î eklenerek önce Türkî şeklinde söylenmiş, bu söyleyiş de zamanla türkü şekline dönüşmüştür.

 

Türklere özgü bir ezgi ile söylenen halk şarkıları türkü olarak bilinmektedir. Türkülerin başlıca özellikleri aşağıdaki gibidir:

 

Türkülerin iki önemli kaynağı vardır.

 

a. Anonim türküler, söyleyicileri belli olmayıp halk arasında kaynak şahıs adı verilen kişilerden derlenmiştir.

b. Ferdî türküler, söyleyicileri belli olup büyük ölçüde saz şairleri tarafından ortaya konulmuştur.

 

Türkülerde, insan hayatının bütün aşamaları konu olarak ele alınmıştır.

 

Türküler hece vezniyle söylenmiştir. Ancak anonim türkülerin mısralarında zaman içinde eksilmeler veya artmalar olabilmektedir.

 

Türküleri aşağıdaki şekillerde sınıflandırabiliriz:

 

A. Ezgilerine Göre Türküler

 

a. Usulsüzler (Uzun havalar): Bunlar değişik bölgelerde değişik adlarla anılmışlardır: Bozlak, divan, koşma, kayabaşı, maya, çukurova, vb.

b. Usullüler (Oyun havaları): Bunlar hareketli türkülerdir. Karadeniz Bölgesi'nde horon, Şanlıurfa'da kırık hava, Konya'da oturak, Ege Bölgesi'nde zeybek, Isparta'da dattiri, Harput'ta şıkıdım gibi adlarla anılır.

 

B. Konularına Göre Türküler

 

a. Aşk türküleri

b. Ayrılık türküleri

c. Yakım türküleri

ç. Beşik türküleri

d. Kahramanlık türküleri

e. Tören türküleri

f. Düğün türküleri

g. Öğretici türküler

h. Oyun türküleri

ı. Diğer türküler

 

C. Yapıları Bakımından Türküler

 

Bu sınıflandırma araştırıcılara göre (Boratav, Dizdaroğlu, Sakaoğlu, vb.) farklı şekillerde ortaya konulmuştur. Biz aşağıdaki sınıflamayı uygun buluyoruz:

 

a. Bentleri mânilerden oluşan türküler

b. Bentleri iki mısralı türküler

c. Bentleri üç mısralı türküler

ç. Bentleri dört mısralı türküler

d. Bağlantıları her mısradan sonra tekrar edilen türküler

e. Her bentten sonra değişik kalıpta iki ayrı bağlantısı olan türküler

 

Not: b, c ve ç dallarının kavuştaksız ve farklı sayıda mısralardan oluşan kavuştaklı şekilleri de vardır.

Günün Diğer Haberleri