1920’li yıllardan itibaren Kayserilioğlu ailesinin mülkiyetinde muhafaza edilen ve yalnızca mikrofilmleri arşivlerde yer alan 14. yüzyıla ait tarihi yazma, nihayetinde özel mülkiyete geçti. Eserin kamusal bir kütüphaneye kazandırılması adına akademisyenlerin ve uzmanların yürüttüğü uzun soluklu girişimler, bakanlığın esere değerinin çok altında bir bedel takdir etmesi sebebiyle sonuçsuz kaldı.
Bir asırlık bekleyiş ve kritik inceleme
Söz konusu tarihi yazmanın serüveni, Kayserilioğlu ailesinin eseri elden çıkarma kararıyla kritik bir aşamaya girdi. 2020 senesinde Mimar Serhat Şahin’in aracılığıyla aileye ulaşan araştırmacılar, Prof. Dr. Mustafa Koç’un daha önce yerinde gördüğü nüshayı ayrıntılı biçimde tetkik etti. Yapılan fiziksel ve filolojik incelemeler, eserin 14. yüzyıla tarihlenen en eski nüsha olduğunu netleştirdi.
Yazmanın yalnızca son varaklarının eksik olduğu belirlenirken, bu kısımların Karaman nüshasından kopyalandığı (istinsah edildiği) bilinen Bursa İl Halk Kütüphanesindeki 882 numaralı nüsha referans alınarak tamamlanması ve araştırmacı Yusuf Yıldırım ile birlikte tıpkıbasım olarak yayıma hazırlanması planlandı.
Tarihi gerçekleri gün yüzüne çıkaran kayıtlar
Uzmanların yazma üzerinden yürüttüğü saha ve arşiv araştırmaları, Yunus Emre’ye dair tarihi nitelikte ezber bozan verileri de literatüre kazandırdı. İncelemeye alınan Karaman Vakıf kayıtlarında:
Yunus Emre ve evlatlarına ait vakıfların mevcudiyeti resmi kayıtlarla tespit edildi.
Büyük mutasavvıfın Karaman Belviran’a bağlı İmre köyünden olduğu belgelendi.
Karaman’da yer alan türbenin gerçek Yunus Emre türbesi olduğu teyit edildi.
Ailenin, tıpkı Sadreddin Konevi’nin babası Mecdüddin İshak gibi Malatya yöresinden göç ettiğine ilişkin tarihi rivayetler kayıtlardaki bulgularla kuvvetlendi.
Müzayede süreci ve bakanlığın yetersiz teklifi
Araştırmacılar, bu emsalsiz eserin Kültür ve Turizm Bakanlığı kanalıyla satın alınarak Konya Bölge Yazma Eserler Kütüphanesinde özel bir bölümde muhafaza altına alınmasını resmi makamlara iletti. Ancak bakanlık sürece uzun süre mesafeli kaldı. Eserin aile tarafından müzayedeye çıkarılması üzerine Türkiye Yazma Eserler Kurumu Başkanlığı kaydını oluşturarak sürece dahil oldu.
Müzayede ve pazarlık evresinde esere biçilen kıymetin çok altında bir rakam önerilmesi, satış görüşmelerini tıkadı. Uzmanların taraflar arasında makul bir uzlaşma zemini bulma çabaları netice vermedi ve devlet korumasına alınamayan asırlık yazma, Sakarya’da mukim bir iş insanı tarafından satın alındı.
Kamulaştırma fırsatı kaçtı
Çeşitli sanat projelerine, şenliklere ve organizasyonlara önemli mali kaynaklar ayıran karar vericilerin, Türk dilinin ve kültür mirasının temel taşlarından biri olan bu nüshaya kaynak tahsisinde yetersiz kalması tepkilere yol açtı. Devlet eliyle korunması gereken dünya çapındaki bir kültür mirası, kamu kütüphaneleri yerine bir kez daha şahıs koleksiyonlarına intikal etti.