Bu İşin Çivisi Çıkmaya Başladı

Haber Gazetesi’nin Genel Yayın Yönetmeni Necdet Uzun bu gün 18+ olarak sınıflandırılacak ve çocuklardan uzak tutulacak bir yazı kaleme aldı..

Samsun Haber - 12-07-2012 15:38

Bu yazı yazı değil ve bu gidiş gidiş değil ama biz söylesek kim dinler?

Uzun kendine göre ve Uzun’u bu kadar kızdıranların da kendilerine göre bir ya da birer haklı yanları vardır elbette.. Ne var ki, gazetecilik direk kamuyu ilgilendiren bir iş olduğu için her ne olursa olsun seviyenin bu kadar düşürülerek, “Analarınız anam, bacılarınız bacım olsun... Ama sizin taaaa...” şeklindeki ‘sin, Kaf’lara her zaman karşıyız, karşı olduk ve karşı olacağız..
Samsun kamuoyu sizi izliyor, sizi okuyor, seviye bu kadar düşerse yani tuz da kokarsa kime nasıl ne kadar örnek olacaksınız…

Uzun’un öfkelendiren haberin ve bahsettiği köşeyi de doğru bulmadığımızı belirterek sizleri bu günkü yazısı ile baş başa bırakıyoruz..
 
Kuyruk Acısı

İl Özel İdaresi'nden "ek yayın bedeli" alan bir dergi,
dün beni manşet yapmış!..
Başlık aynen şöyle: "Sen neymişsin be abi"...
Devam etmiş: "Samsun'un Amiral Gemisi ünvanlı gazetenin Genel Yayın Yönetmeni Necdet Uzun'un adı (Çıkar amaçlı suç örgütü kurmak, çıkar amaçlı suç örgütüne üye olmak) suçundan yargılanan H.K. ile aynı mahkemede geçti"
Adım niye geçmiş?..
Adam mı yaraladım?..
Birini mi tehdit ettim?..
Şüphelileri serbest bırakılan örgüte üye miyim?..
Ya da suç unsuru bir eyleme mi karıştım?..
Süpürge operasyonunda tutuklanan ve bir süre sonra tahliye edilen
H.K. adlı kişiyle  adımın aynı davada geçmesi,gazetecilikle
ilgili insani bir durumdur...
Bu gazetenin haberiyle mağdur olduğunu
iddia eden herkese ne yapılmışsa,
H.K.'ya da o yapılmıştır...
İki evladı hapse düştüğü için ıstırap yaşayan bir babanın
hiçbir tehdit unsuru olmadan yardım isteğini yerine getirmek midir suç?..
Yüzünde mozaik olduğu halde,gazetedeki fotoğrafında "montumdan tanındım" diyen gence "düzeltme" vermişim...
Kızı, taciz olayında atılan "başlık" yüzünden mağdur olmuş ailenin isteğini yerine getirmiş;
yeniden haber yaptırmışım...
Daha yüzlercesi var...
Eğer bu yaptıklarım suçsa, bin kere daha işlerim...
Ne var bunda?..
Elbette kuyruk acısı!..
Bu manşeti atan Beyaz Medya'nın
İl Özel İdaresi'nden "ek yayın" bedeli
aldığını ortaya çıkarmıştık...
Aslında bir iki kere almışlar
ama çok dokunmuş onlara...
Öyle dokunmuş ki hızını alamayıp, haberin yanı sıra
derginin adına da köşe yazısı yazdırmışlar!..
Bu tür yazılarda, birinci tekil şahıs kullanıldığında;
köşeyi kaleme alan adını ortaya koyar...
"Ben" diyen isimsiz yazmaz!..
Türkçe zavallısı, ödlek, nerede sende o yürek?..
Kuyruk acısı dedim ya...
Oyunu da bozdum...
Bir devlet büyüğüne, devlet parasıyla şantaja kalkışanların
da hortumunu kestim...
Bütün dertleri bu...
İl Özel İdaresi'nden, belediyelerden, diğer kamu kurum ve kuruluşlarından
para aldığımı yazmışlar...
"Ortaya çıkmasın" diye korkuyormuşum!..
Tüyü bitmemiş yetim hakkını yiyenlerin
ipliğini pazara ben çıkardım...
Hem para alıp hem bunun ortaya çıkmasını
istiyorsam; eleştireceklerine
sevinmeleri gerekmez mi?..
Size göre; bunu yapmakla kendimi ele veriyorum,
daha ne istiyorsunuz?..
Kim ne almışsa çıkacak, sonuna kadar...
Yazıda bana "racon" kesip, "pantolon edebiyatı" yapmaya
kalkışan kendine bakacak...
Sık etek değiştirip, donsuz piyasa yapmaya kalkışmayacak...
Borsada para kaybetmişim!..
Hem de 3 milyon lira...
Yuuhhhhhh...
Yalanın bu kadarını üretenin de taaaa...
Süpürge operasyonu ve Galip Öztürk
operasyonunda adım geçiyormuş!..
Her iki iddianamede de "şüpheli" konumunda olsam,
gam yemem!..
Bu davaların birinde, acılı bir babanın gözyaşları içinde
yardım talebi yüzünden "müşteki"; diğerinde ise
teknik takibe takılan bir telefon görüşmesinde,
isim benzerliği nedeniyle savcılık tarafından kovuşturmaya bile gerek
duyulmayan bir pozisyondayım...
Yani, ne şüpheliyim ne de tanık...
İddianameler ortada...
İftira atanın da taaa....
İçiniz nasıl kaldıracak bakacağım...
Masum insanları karalarken, insan
kendi ailesini düşünür...
Analarınız anam,bacılarınız bacım olsun...
Ama sizin taaaa...
Eğer mevzu, dava dosyalarında ad geçmesiyse, "homoseksüel" olduğu iddia edilenler...
Açıkça şantaj yapanlar...
Para sızdırmak için kadın tellalığına soyunanlar...
Hakkında yolsuzluk iddiaları olanlar...
Tefecilikten yargılananlar...
Irza geçmekten sabıka alanlar...
Tacizden yargılamaları sürenler...
Ne yapacak ne?..
İddianame yayınlamaya kalkışsak,
pehlivan tefrikaları halt eder yanında...
Ama bilirim ki; suç ispat edilinceye kadar, herkes masumdur...
Bu durumda, iftira atan böylesi zavallılar bile olsa; süreçte
onlar da suçsuzdur...
Yasa da böyle demiyor mu zaten?..
Ne yazık ki, bunlar ne Allah'tan korkuyor, ne yasa biliyor!..
Yerlerde sürünmekten üstü başı kir-pas içinde kalmış birileri,
üzerlerindeki çamuru bulaştırmak için çaba içinde...
Bir beyaz kağıda her şeyi yazmak mümkündür...
Yalan ve iftiranın da bedeli vardır...
Öbür tarafı bilmem ama bu dünyada sizin gibi
sanal kolpacılara pabuç bırakanın da taaaa...
Halep oradaysa, arşın burada!..
 
 
 
 
 
 
Günün Diğer Haberleri
haber medya kadın