Henüz on üç yaşındaydım; lisenin birinci sınıfına yeni başlamış, çocuklukla gençlik arasında gidip gelen bir delikanlı...
Dedemin evi, eski mahalle kültürünün hâlâ yaşadığı, komşuların birbirine selamsız geçmediği bir sokaktaydı. Akşamları erkenden sessizlik çöker, sadece soba dumanlarının kokusu ve uzaktan gelen köpek havlamaları duyulurdu.