Che Guevera Afrika Rüyası

"Yürüdüğüm yol boyunca kendimi hiç bu kadar yalnız hissetmemiştim," Che, Kongo’dan ayrılmak üzere Tanganika Gölünün son defa geçerken bunları yazıyordu günlüğüne

Dünya - 28-09-2014 10:09

"Yürüdüğüm yol boyunca kendimi hiç bu kadar yalnız hissetmemiştim," Che, Kongo’dan ayrılmak üzere Tanganika Gölünün son defa geçerken bunları yazıyordu günlüğüne. Chenin Kongoda savaşarak geçirdiği yedi ayda tuttuğu bu savaş günlüğü, bir rüyanın, emperyalizme karşı mücadeleyi, dünyanın başka köşelerindeki ve Latin Amerikadaki devrimci dalgayı Afrikaya yayma rüyasının öyküsüdür. Fakat Chenin kendi sözleriyle, bir başarısızlığın öyküsü haline de dönüşen bir rüyadır bu. Yine de Che bu deneyime çok büyük bir önem atfediyor; Kongo’da karşılaşılan zorlukların , gelişme düzeyi düşük ülkelerin devrimci hareketleri açısından paha biçilmez önemde bir örnek oluşturduğunu, gelecekteki hareketlerin bu derslerden mutlaka yararlanmaları gerektiğini düşünüyordu. Hatta buradaki ilkel durumu, Küba’da devrim yürüyüşü ilk başladığında Sierra Maestra’ya çıktıkları zamanki duruma benzettiğini söylüyordu. En çarpıcı olanı da, Küba Devrimini zafere taşıyan, Yankee emperyalizmine tavizsizce kafa tutan, bütün dünyanın efsanevi gerilla lideri sıfatıyla selam durduğu Chenin, bu kadar geri bir ülkedeki deneyimin sonrasında, kendine yönelik eleştirel tutumunun samimiliği ve kendisiyle hesaplaşırken kelimelerinde yansıyan çocuksu acemilik. Chenin Kara Kıtada geçirdiği yedi ayın kendi kaleminden aktardığı öyküsü olan Afrika Rüyası, Küba Merkez Komitesi tarafından 'itinayla' saklanıp ölümünden 34 yıl sonra yayınlandı. "Yürüdüğüm yol boyunca kendimi hiç bu kadar yalnız hissetmemiştim," diye yazıyor Ernesto Che Guevara, Kongo'dan ayrılırken... Küba Devrimi'ni zafere ulaştırmada büyük pay sahibi, bütün dünyanın efsanevi gerilla lideri sıfatıyla selam durduğu Che'nin kaleminden süzülen bu cümle hayli şaşırtıcı. Kitap 'Afrika Rüyası', Che'nin daha ilk cümlesinde aynen belirttiği gibi 'bir başarısızlığın öyküsü'nü anlatıyor. Efsane gerillanın Kongo'da 1965 yılı mart ile kasım ayları arasında tuttuğu bu savaş günlüğü, bir rüyanın, dünyanın başka köşelerindeki devrimci dalgayı Afrika'ya yayma rüyasının, tabir yerindeyse 'kâbus'a dönüşen öyküsüdür. Che'nin Kongo günleri hakkında bugüne kadar çok şey yazıldı çizildi ama onun Kongo günlüğü, 9 Ekim 1967 yılında Bolivya'da öldürülmesinden tam 34 yıl sonra eksiksiz olarak yayımlandı. Çünkü Küba Merkez Komitesi tarafından itinayla saklandı bu günlükler. O yüzden 'Afrika Rüyası', Che'nin aniden ortadan kaybolduğu, daha doğrusu öyle bilindiği günlere dair söylentilerle ilgili sır perdesini ortadan kaldırması bakımından önemli. Che'nin 1960'ların ortasında devlet işlerinden ve diğer faaliyetlerden ansızın çekilmesi dedikodu, yanlış haberler ve hayal ürünü olaylardan oluşan bir zincirleme gelişmeye yol açmıştı. Gazeteler, radyo ve televizyon kanalları tarafından tüm dünyada gezdirilen bir hayalet oluvermişti Che. Ölümünden sonra günlüklerinin bir kısmının açıklanması ve hayatta kalan arkadaşlarının ifadesi sonucunda bile o 'hiçbir yerde olmadığı' bir yılda ne yapıp ne ettiği konusunda büyük bir boşluk vardı. Eksiksiz haliyle 'Afrika Rüyası' yayınlanana kadar yazılanlara inanacak olursak Che, Küba'da kapalı bir psikiyatri kliniğinde, Fransa'da Bask ayrımcılarıyla birlikte, ya da firarından sonra Küba'nın bazı sırlarını açıkladığı Las Vegas'taydı. Vietnam'da savaşıyordu ya da bir tartışma sonrasında Fidel Castro tarafından öldürtülmüştü. Che'nin 1965'te Kongo'da olduğuna dair ipuçları 1990'larda Küba gazetelerinde yer aldı ve Gianni Mina'nın Castro'yla yaptığı bir röportaj sayesinde bu varsayımlar nihayet doğrulandı. Belki kendi vasiyetidir bilemeyiz ama Che, oldukça kapsamlı bir analize tabi tuttuğu Kongo günlüğünün uzun süre sonra yayınlanacağını 'Afrika Rüyası'nın girişinde belirtiyor: "Bu notlar, ben onları dikte ettikten uzun süre sonra yayınlanacak ve büyük olasılıkla yazar (Che), burada söylenenlerin sorumluluğunu artık üstlenemeyecektir. Zaman birçok köşeyi ve törpülenmiş olacaktır ve eğer kitabın yayınlanmasında herhangi bir yarar görülecek olursa yayıncılar, olayları ya da düşünceleri, akıp gitmiş zamanın ışığında aydınlatmak için gerekli gördükleri düzeltmeleri ehil kişilerin yardımıyla yapabilirler. (...) Eğer gerçek saklanması gerekli ya da uygunsuz görünürse, suskunluğumu koruyacağım; çünkü düşmanın bilmemesi gereken şeyler vardır." Ernesto Che Guevara, kendinden sonrakilerin kulağına küpe olsun diye Kongo deneyimine çok büyük önem atfediyor. Kongo'da karşılaşılan zorlukların, az gelişmiş ülkelerin devrimci hareketleri açısından paha biçilmez önemde bir örnek oluşturduğunu, gelecekteki hareketlerin bu deneyimlerden mutlaka yararlanmaları gerektiğini düşünüyordu: "Eğer bu raporun bir önemi varsa, eminim ki bu, devrimci hareketler için yararlı olabilecek yeni deneyimler kazanılmasında yatıyor. Zafer, pozitif deneyimlerin önemli bir kaynağıdır, fakat yenilgi de öyledir. Özellikle de bu kısa öyküye eşlik eden olağandışı koşullar göz önüne alınırsa... (...) Burada ilginç olan şey, Kongo devriminin ve bu devrimin, nedenleri ve özellikleri benim bakış açımla tam olarak ele alamayacağım kadar karmaşık olan çözülüşünün öyküsü değildir; hayır, buradan en ilginç olan şey, mücadele azmimizin çözülme sürecidir." Peki Che, neden Kongo'ya gitti? Bu sorunun cevabını kendisi şöyle veriyor: "Çünkü önemli olan sadece Yankee emperyalizmine karşı kendini kararlılıkla savunmak değildir; ona kendi üslerinde, dünya egemenliği için ona üs olarak hizmet eden sömürge ve yeni sömürge ülkelerde saldırmak da gerekir." Che'nin Afrika kurtuluş hareketinin liderleri hakkında "durumlarını pek yorucu olmayan kazançlı bir mesleğe dönüştürmüş ve otellerde rahat bir yaşam süren..." şeklindeki ilk izlenimleri yumuşak bir tabirle 'korkunç' olarak nitelendiriliyor. Efsane gerilla, Kongo'da ulusal düzeyde bir önder olarak sadece Laurent Kabila'yı görüyordu, ki kısa bir süre önce ölen Kabila, Kongo'da en son Cumhurbaşkanı olarak görev yapıyordu. Everest Yayınları  
Günün Diğer Haberleri
haber medya kadın