Edebiyat gazetelerden çekildi
Basın tarihimiz edebiyatçılar eliyle başladı ancak bugün gazete ve edebiyat ilişkisinde çok şey değişti. Hece dergisi son sayısında bu değişimi tartışmaya açıyor.
Türkiye - 31-03-2013 09:53
Hece dergisi Mart sayısında edebiyat ve gazete ilişkisini tartışmaya açıyor. Dosyaya görüş veren isimlerden Rasim Özdenören gazeteler için edebiyatın başlangıçta ihtiyaç olduğunu, “Doğrudan kitaba ulaşmakta zorluk çeken okuyucu, satın aldığı gazete marifetiyle bu ürünlere ulaşma imkanını bulabiliyordu. Bu da gazeteyi okuyucu indinde daha çekici bir hale getiriyordu” sözleriyle anlatıyor. Özdenören, Türkiye’de gazeteciliğin haberciler marifetiyle değil edipler marifetiyle yürürlüğe girdiğini hatırlatan Özdenören, Ahmet Mithat Efendi’nin romanlarını gazetede yayınlamasıyla birlikte o dönemde gazetelerin haber vermekten çok edebi ürün yayınlama gibi bir işlev üstlenmek durumunda kaldığını ifade ediyor. Bugün ise ediplerin ürünlerini okuma ihtiyacı duyan bir gazete okuru kalmadığının altını çizen Özdenören, edebiyatın artık gazete açısından ‘getirisi’ olmayan bir metaya dönüştüğüne dikkat çekiyor.
Doğan Hızlan da edebiyatın gazetelerden çekildiğini düşünenlerden. “Şairin magazin dünyasını ilgilendirecek bir yanı varsa ya da kitabı yasaklanırsa gazetede yer alabiliyor” diyen Hızlan, “Bugün hayatta olmayan bir şairin, yazarın yazılarını, şiirlerini dönemin gazetelerinden tarayarak buluyor araştırmacılar. Şöyle bir hafızamı zorluyorum en son hangi şairin yeni şiiri bir gazetenin sütunları arasında kendine yer bulabildi diye... Sonuç hüsran!” şeklinde konuşuyor.
Edebiyat kitap eklerinde
Bir fikir ve edebiyat kulübünü andıran gazetelerin uzun yıllar neredeyse bir edebiyat dergisi fonksiyonu gördüğünün altını çizen Ali Çolak gazetelerde 80’li yıllardan sonra köklü bir değişim yaşadığının altını çiziyor. Çolak, basının büyük çoğunluğunun bu süreçte ‘fikir kulübü’ olma niteliğinden çıkıp endüstrileştiğini kaydediyor. Yaşanan değişim ve dönüşümü şu cümlelerle özetliyor Ali Çolak: “Patronajı, mali kaynakları ve yönetim şekli değişip dönüşen gazetelerin içeriği de elbette yeni bir tarza bürünecekti. Yeni gazetecilik anlayışı fikirden çok ‘haber’i önemsiyordu. Bu anlayış istihdam politikalarına da yansıdı. Gazeteler edebiyat ve fikir adamlarının yönetiminde değildi artık. Edebi mülahazalar kaleme alan şairlere, sohbet ve fıkra yazarlarına hiç mi hiç ihtiyaç yoktu. Zaten gazeteciler de artık edebiyatçılardan değil, İletişim Fakültesi’nden gelecekti. Yeni medya düzeninde edebiyat bir haber nesnesi olarak yer alabiliyordu artık.” Son yıllarda gazetelerde ‘edebiyat’ın kitap eklerine kaymaya başladığına dikkat çeken Çolak, “Artık gazetelerden bütün bütün çekilen edebiyatçıların, şair ve eleştirmenlerin kitap eklerinde yazıyor oluşu, onları en azından görünür ve hatırlanır kılıyor ki, bunu bile önemsemek gerek” diyor. Celal Fedai ise hakikate yönelmiş bir sanat arayışının popülizme teslim olmuş bir medyaya ihtiyacı olmadığının altını çiziyor. Cevap vermek yerine soru sormayı seçen Fedai, “Türkiye’de bugün gazetelerde has bir edebiyatın yeri var mıdır? Sol çevrelerin gazeteleriyle Müslüman çevrelerin gazeteleri neden birçok hususta ayrıymış gibi görünürken popülist olana batmış şair, yazar, romancılarla ilgilenmek noktasında birleşmektedirler? Anti-kapitalist olan halis sanat için dergilerin varlığı da kaybolmak üzere midir?” diyerek esaslı sorularını sıralıyor birbiri ardına.
GÜLCAN TEZCAN/ STAR