Hakan Altuntaş’tan Terörle Mücadele Yöntemi 

Asimetrik Tehditlere Karşı Kollektif Güvenlik  AK Parti Samsun Milletvekili Aday Adayı Prof

Türkiye - 17-08-2015 15:43

Asimetrik Tehditlere Karşı Kollektif Güvenlik  AK Parti Samsun Milletvekili Aday Adayı Prof. Dr. Hakan Altuntaş terörle mücadeleye yönelik Asimetrik Tehditlere Karşı Kolektif Güvenlik Politikaları yazısında “güvenlik sadece askeri değil diğer konuların da dikkate alınmasını gerektiren kapsamlı bir nitelik kazanmıştır.” Diyerek şöyle devam ediyor; PKK’YI ULUSLARARASI HUKUKA UYGUN DAVRANMAYA ZORLAMAK “Kollektif Güvenlik Rejimi, uluslararası güvenlik alanında saldırgana karşı diğer tüm aktörlerin bir araya gelerek onu uluslararası hukuka uygun davranmaya zorlamaları olarak tanımlanmaktadır. Saldırgana karşı bu birliktelik bir örgüt aracılığı ile veya birlikteliği oluşturan devletlerden biri veya birkaçının hareket yetenekleri ile işlerlik kazanmaktadır. Kuramsal temellerini Kant’ın dünya devletleri federasyonu fikrinden alan kollektif güvenlik yaklaşımı ile düzeni bozana karşı düzen taraftarlarının ortak bir kurumsal çatı altında bir araya getirilmesi ve saldırganın cezalandırılması hedeflenmiştir. Gelinen noktada bugün özelikle terörizmin öne çıkışı, coğrafî sınırlara dayalı savunmayı öngören stratejik düşünceden, coğrafî sınırlara bağlı olmayan güvenliğe dayalı stratejik düşünceye dönüşümü zorunlu kılmıştır. Bu, kullanılan kavram açısından konvansiyonel savaştan, asimetrik savaşa geçiş anlamına da gelmektedir. Günümüzde uluslararası güvenlik kavramı küresel bir boyut kazanmıştır. Bu anlamda küreselleşme süreci sonrasında ortaya çıkan çok boyutlu güvenlik krizleri karşısında, sahip olduğu kurumsal avantajları, kolektif güvenlik konusundaki tecrübesi ve etkin örgütsel bürokrasisi ile mücadele edebilecek en önemli yapılanma olarak ortaya çıkmıştır. AKTİF DİPLOMASİ Türkiye’nin terörle ve ekonomik sorunlarıyla yıllardır süren mücadelesi iç tehditleri oluştururken, bunların yanı sıra başta küresel terör, kitle imha silahları ve enerji konusunda dış kaynaklara bağımlılık riskleri olmak üzere uyuşturucu ve silah kaçakçılığının yoğun olduğu bir bölgede bulunması ve bu coğrafyadaki çözümlenmemiş sorunlar potansiyel dış tehditler olarak görünmektedir. Söz konusu sorunlar ve bunların neden olabileceği tehditler, Türkiye’nin bölgede aktif bir diplomasi yürütmesini ve bunun neticesinde komşu ülkelerin yönetimleri, sivil toplum kuruluşları ve muhalefet çevreleri ile sürekli irtibat halinde ve iyi ilişkiler içerisinde olmasını, sorunlar karşısında da arabuluculuk rolünü başarıyla yerine getirmesini zorunlu kılmaktadır. Türkiye’nin stratejik önemi ise yeni dönemde yakın çevresindeki gelişmelerle daha da artmıştır. Türkiye’nin bölgede (PKK, PYD, İŞİD ve diğer terörist gruplara karşı) askeri alandaki başarılı operasyonlarıyla birlikte, ekonomik, sosyal ve kültürel alanlarda da kendisini hissettirmesi gerekmektedir. İç politikada işbirliği, barış ve istikrarın sağlanması ekonomik açıdan sürdürülebilir bir kalkınma, demokrasi ve insan hakları konusundaki gelişimleri sağlayacak güçlü, tek parti hükümeti çok taraflı ilişkilerde Türkiye’nin elini kuvvetlendirecektir. 
Günün Diğer Haberleri
haber medya kadın