Has…tir

İsimlerin insanların karakterini belirleme de belirleyici olduğu söylenir

Köşe Yazıları - 06-03-2012 17:21

İsimlerin insanların karakterini belirleme de belirleyici olduğu söylenir. Bu söz ne kadar doğrudur, ne kadar yanlıştır bilinmez. Ama bazılarının zaman zaman bu iddiayı doğrulamak adına saçmaladığı kesin.
 
Saçmalamak biz insanlara has bir özelliktir. Buna şaşırmadık. Sıradan insanların bu konuda saçmalaması çok önemli değildir, gündemi de belirlemez; ama bakan kimlikli bir devlet adamının olur olmaz yerlerde uluslararası ve hassas konularda “işkembe-i Kübra” dan sallaması  kabul edilemez ve hoş görülemez bir durumdur.
 
Kendisi AB den sorumlu bir bakan olmasına rağmen Egemen BAĞIŞ hazretlerinin Kıbrıs ile ilgili olarak çözümsüzlüğün devam etmesi durumunda son çare olarak “KKTC yi Türkiye ye bağlarız” biçimindeki fermanı gündeme damga vurdu.
 
Kıbrıs basını da bu fermana kızıp kazan kaldırmış ve vezirimize yazının başlığı olan ifade ile cevap vermiş.
 
Has…tir.

Kıbrıs halkının bir bölümünün bu konuda bakanı ile aynı çizgide olan RTE yi geçen yıl ki KKTC ziyaretinde bu ifadenin yazılı olduğu pankart ile protesto etmesi hala hafızalarımızda iken bunu bilmemesi imkansız olan bir bakanın benzer bir tepkiyle karşılanacağını bile bile (bilmemesi ayrı bir utanç vesilesi) böyle bir üslup kullanması her anlamda iyi etüt edilmesi gereken bir detaydır.
 
Diğer taraftan;
 
Hayatında hiç Kıbrıs’a gitmemiş ve Kıbrıs hakkında net bilgilere sahip olmayan yerli kafaların ise “acaba Kıbrıs halkı neden böyle bir tepki veriyor” diye düşünmeden bakanın bu ifadesine destek vermesi ve Kıbrıs halkını nankörlükle suçlaması, üzerinde doktora tezi yapılacak kadar sosyolojik bir vakıa olsa da; ilk izlenimiz insanımızın her zaman olduğu gibi bu konuda da duygusal davrandığı ve düşünmeden tepki verdiğini gösteriyor.
 
Biz yine her zaman olduğu gibi bu konuda da herkesin baktığı yerden değil farklı bir yerden bakarak konuyu değerlendireceğiz.
 
Teslimiyetçi kafalar kabul etmese de bize göre Kıbrıs halkı Türkiye'ye bağlanma emrivakisine verdiği tepki konusunda sonuna kadar haklı.
 
Çünkü;
 
Öyle veya böyle, o veya bu sebeple Türkiye'den (özellikle de Doğu ve G. doğu Anadolu'dan) Kıbrıs’a kalıcı olarak (çalışmak, saklanmak, kısa yoldan köşeyi dönmek vb sebeplerle) gidenlerin kimliklerine ve orada yaptıkları pisliklere ve içinde oldukları pis işlere bakıldığında Kıbrıs halkının bu tepkileri normal.
 
Fiili olarak kültür seviyesi, yaşam şekli, anlayış ve insani ilişkiler anlamında Türkiye den çok önce AB’ ye girmiş bir halk ülkemizden giden “karakafalar” sayesinde hırsızlık, cinayet, dolandırıcılık, kabadayılık, sorunların diyalog yerine şiddet ile çözülmesi anlayışına dayalı “aşiret kültürü” ile tanışmış. Haklı olarak da kültürel yapılarını ve yaşam şekillerini tehdit eden bu insanların ülkelerine gönderilmelerine veya gelmelerine sebep olarak gördükleri AKP iktidarına ve mensuplarına tepki veriyor.
 

Kanaatimizce Kıbrıs halkının neden böyle davrandığını araştırmak yerine kendisini layüsel ve her icraatlarını da Allah’ın hükmü gören AKP ye Kıbrıslının bu tür tepkileri artarak devam edecektir. Çünkü Kıbrıs halkının bu gün içinde bulunduğu “GÜVENSİZLİK” ortamının temel sebebi özellikle AKP nin hükümette olduğu 2002 yılından itibaren Kıbrıs’ı dönüştürmek, toplumun yapısını değiştirmek, ucuz iş gücü oluşturmak ve kendisine biat etmiş tepkisiz bir toplum oluşturmak üzere Türkiye den oraya gönderilen veya gitmesi kolaylaştırılan vasıfsız ve cahil iş gücünün Kıbrıs’a taşıdığı " kaba kuvvete ve töreye dayalı aşiret yapısı anlayışı" Adanın demografik ve kültürel yapısını bozmuştur.
 
Sonuçta bu gün gelinen nokta da Türkiye den gidenler Kıbrıs Türklerinin gözün de KARA KAFA, Adaya sonradan giden Türkler için ise Kıbrıs Türkü Rum tohumu anlamında SARI KAFA olarak isimlendirilmiştir. Bu veri bile tek başına adada bulunan yerli (ensar) ve göçmen (muhacir) Türkler arasında ki kamplaşmanın tıpkı ülkemizde ki Kürt - Türk ayrışmasında olduğu gibi ne kadar ciddi ve tehlikeli boyutlarda olduğunu gösteren önemli bir veridir.

Acı ama gerçek. Kıbrıs da muhacirler ile ensar arasında ki durum Türkiye de ki iki halkın (Kürtler ve Türkler) birbirine bakışından pek farklı değildir. Bu gün nasıl ki Ülkemizin batısında bulunan metropollerde ki gettolarda yaşayan Kürtler şehir hayatına uyum sağlayamadıkları için kendi aralarında klanlaşarak modern şehir insanlarca kendileri için TEHDİT olarak görülüyorlarsa orada da aynı yöntemlerle (biz kürdüz, aşiretiz, asarız keseriz vb tehditlerle) Kıbrıs halkı tarafından tehdit olarak görülmekteler.
 
Bundan 10 -15 yıl kadar önce evlerinin kapısını dahi kilitlemeden dışarı çıkacak kadar kendilerini güvende hisseden halkın adaya gelen “Türkiyeliler” sayesinde son on yıldır şahit oldukları kavgalar, tecavüzler, hırsızlıklar, cinayetler nedeniyle akşam 8 den sonra korkudan sokağa çıkamaz hale gelmesi ürkütücüdür.
 
Bütün bu yaşanları bilmeden, Kıbrıs halkını dinlemeden Kıbrıslının alıştığı huzurlu yaşam ortamını ve kültürlerini tehdit eden insanların hamisi olarak gören AKP yandaşlarının Kıbrıs halkının bir kısmını Rum çocuğu, Rum tohumu olarak yaftalaması en yumuşak tabirle cahilliktir.
 
Normalde medeni olan bir ülkenin vatandaşlarının “biz sizin babanızız, biz ne dersek o olacak”  türündeki söylemlerinden dolayı başka bir ülkenin başbakanına ve bakanına has... tir çekmesi ciddi bir rahatsızlığın, aidiyetsizliğin ve güvensizliğin ifadesidir.
 
Bu konuda yapıcı ve çözüme yönelik eleştirileri dikkate almayarak “dediğim dedik, çaldığım düdük” demek var olan sıkıntıyı çözmeyeceği gibi görebilenler için Kıbrıs halkının “zihni manada”  tamamen kaybedilmesi anlamına gelir ki bu da Akdeniz'de sıkıntılı bir sürecin içerisinde olan Türkiye için büyük bir kayıp ve ciddi bir risk demektir.
 
Konunun çözümü ötekileştirmekten, sindirmekten, köleleştirmekten ve tepkisizleştirmeye çalışmaktan değil anlamaya çalışarak, farklılıkları kabul ederek ve insanları önemsemekten geçer.
 
Aksi takdirde Kıbrıs resmen olmasa bile fiilen Türkiye'den kopmuş olur. Buna sebep olanları da tarihin hain olarak yazması kaçınılmazdır. 
Günün Diğer Haberleri