Erzurum İHH İnsani Yardım Derneği binasında düzenlenen basın toplantısına İHH İnsani Yardım Vakfı Genel Başkanı Av. Bülent Yıldırım, Cihannüma Dayanışma ve İşbirliği Derneği Bölge Sorumlusu Teoman Tayyar Kumbet, Erzurum İHH Başkanı Ömer Onay ile dernek çalışanları ve gönüllüleri katıldı. Düzenlenen basın açıklamasında İHH Genel Başkanı Av. Bülent Yıldırım Kürt meselesi, çözüm süreci ve Filistin davası ile ilgili açıklamalarda bulundu.
“Kürt, Türk ve Arap birlikteliği bölgedeki bütün oyunları bozar”
Düzenlenen basın toplantısında konuşan İHH Başkanı Av. Bülent Yıldırım, “Önümüzdeki günlerde İslam dünyasına, üç fay hattı üzerinden büyük bir imtihan yaşatılmaya çalışılacaktır. Ama buna karşı da Müslüman ülkelerin liderleri çok doğru tedbirler alıyor ve adımlar atıyor. İslam dünyası üç fay hattında kavgaya sürüklenmek istendi. Birincisi Şii-Sünni çatışması, ikincisi Selefi-Sufi anlaşmazlığı, üçüncüsü de etnik savaş. Bu etnik savaş aslında en önemlisi; çünkü diğer konularda masaya oturabiliyorsunuz ama etnik savaş, bu ırkçılık ve birbirini hor görme meselesi tarih boyunca hep fitnenin, fesadın en önemli zemini olmuştur. O nedenle bu son dönemde meydana gelen bu kardeşlik çalışmaları İslam dünyasının özgürlüğü için çok önemli bir adımdır. Bölgede ne olduğunu çok iyi biliyoruz. Kürt, Türk ve Arap birlikteliği bölgedeki bütün oyunları bozar” dedi.
‘Ezber Bozan Rapor’
Çözüm sürecine dair İHH’nın çalışmalarına değinen Yıldırım “Rahmetli Erbakan Hoca döneminde ilk raporu biz hazırladık. Ve ilk defa 1993 yılında Kürt meselesi ayrı, Güneydoğu meselesi ayrıdır diye konuşan bir siyasi liderdi. Kürt ve Türklerin etle tırnak olduğunu, birbirinden ayrılmaz bir parça olduğunu ifade ede ede ömrünü geçirdi. O günden bugüne kadar çeşitli raporlar hazırladık. Hazırladığımız raporlardan bir tanesi, ‘Ezber Bozan Rapor’ diye gazetelerde manşet oldu ve 2007'deki çözüm sürecini başlamasına vesile oldu. O zaman bu rapor çok önemliydi. Sonra çeşitli zamanlarda raporlar yazdık ve sadece Türkiye'de değil, dünyanın bütün Kürt diasporasıyla iletişime geçtik. Suriye, Irak, Kafkasya, Rusya, Fransa, Almanya, İngiltere; aklınıza gelen her yerle görüştük” şeklinde konuştu.
“STK’lar ve halkı sahaya davet ediyorum”
Konuşmasına devam eden Yıldırım “İsrail'in bölgede en çok kullanmaya çalıştığı Kürt meselesiydi. İkincisi Alevi meselesiydi. Üçüncüsü Ermeni meselesiydi. Ve bu ülke bu üç konuyu da çözmeye karar verdi ve bir irade ortaya koydu. Kürt meselesi belli bir noktaya geldi. Burada iş tahkimatının yanında bölge tahkimatı da çok önemli. Şimdi geldiğimiz bu durumda bu ittifakın desteklenmesi lazım. Sürecin tamamlanması lazım. Taraflar bu süreçte çok ciddi irade ortaya koydular, kararlar aldılar, süreci yürüttüler, çok büyük çalışmalar oldu. Bu nedenle bu sürece halkın destek vermesi gerekir. Bütün sivil toplum kuruluşlarını, halkın tüm kesimlerini sahaya inmeye davet ediyorum. Ve diyoruz ki siyasetin ortaya koymuş olduğu bu güzel iradeye halkın desteğinin de açık olması gerekiyor. O nedenle Türkiye'nin birçok yerinde çeşitli toplantılar yapacağız. Bütün sivil toplum kuruluşları olarak bir araya geleceğiz” dedi.
“Çözüm sürecine dair öneriler”
Sürece dair çözüm önerileri sunan İHH Genel Başkanı Av. Bülent Yıldırım şunlara değindi:
- Süreçlerin çok açık ve şeffaf ilerlemesi gerekiyor. Süreçlere bir zaman periyodu takdir edilmeli ki geç kalınırsa içeriden ve dışarıdan başka eller yine harekete geçmesin. Bunun için hakemliği halka bırakmak gerekiyor. Yani bu süreci başlatanlar da artık bundan sonra tek başına olmasınlar, bu sürece darbe vurmak isteyenler de ortamı boş bulmasınlar.
- Biliyorsunuz, çatışmalarda birçok insan hayatını kaybetti; Türkiye şehitler verdi. Hem evlatlarını kaybeden anneler hem de şehit anneleri büyük acılar çekti. Bu nedenle ikinci önerimiz; acı çeken bu annelerin bir araya gelerek, bir daha kan akmaması için halkı doğru bilgilendirmesidir. Anneler isterse bu sürecin devamlılığını sağlayabilirler.
- Yine 2027 yılının Ahmed-i Hani Yılı olarak ilan edilmesini teklif ediyoruz. Daha önce Mevlana Yılı, Yunus Emre Yılı ilan edildi. Ahmed-i Hani çok önemli bir ilim adamımız, çok önemli bir düşünürümüzdür. Kürt kökenlidir ve nasıl Mevlana'yı, Yunus Emre'yi bütün Kürtler tanıyorsa, Kürt kökenli olan Ahmed-i Hani'yi de Türklerin, Çerkezlerin, Boşnakların tanıması gerekiyor.
- En önemli şeylerden biri de köylere Kürtçe isimlerinin tekrar verilmesidir.
- Ayrıca iki konu çok önemlidir: bir tanesi kimlik meselesi, bir tanesi dil meselesidir. Bu konuların da yeni anayasada ele alınması gerekiyor.
- Bir önerimiz daha olacak. Yüz yıllardır İdris-i Bitlisî olarak anılan Eyüpsultan'daki bölgenin ismini Pierre Loti diye değiştirdiler. Pierre Loti kim? Pierre Loti bizim değerlerimizle hiç örtüşmez. Hz. Ebu Eyyub El Ensari’nin kabrinin hemen üstündeki tepenin adı İdris-i Bitlisî iken onu Pierre Loti yaptılar. Orada kimlerin, kimlerin mezarları var! Onun için devlet bir an önce o ismi değiştirmeli.
“Siyonist rejim yeni bir savaş başlatabilir”
İşgalci İsrail’in Siyonist Başkanı Binyamin Netanyahu’nun gerçekleşecek seçimlerde kaybetmemek için bölgede yeni savaşlar çıkarabileceğine değinen Yıldırım “İsrail yine Orta Doğu'yu kan gölüne çevirecek. Çünkü Netanyahu seçimleri kaybetme ihtimalini görüyor. O nedenle bölgeye, Suriye'ye de Lübnan'a da Irak'a da saldırabilir; saldırıyı artırabilir. Hatta Türkiye'yi de savaşın içine çekmek isteyebilir. O nedenle burada diyoruz ki formülümüz İslam coğrafyasının içindeki bütün taraflarla masaya oturmalıyız” şeklinde konuştu.
Yıldırım konuşmasının devamında “Ben bu barış süreci içerisinde Güneydoğu ve Doğu Anadolu'ya gittim. İnsanlarda büyük bir mutluluk var. Büyük bir huzur var ama bir tedirginlik var. O tedirginlik nedir biliyor musunuz? Bu sürece acaba birileri engel olabilir mi? Çünkü insanlar köylerinde rahat yaşamak istiyorlar. Dağa kimsenin gitmesini istemiyorlar ve bu konuda da asla bu işin geri adım olarak dönmesini istemiyorlar. Şimdi biz burada herkese sesleniyoruz. Süreç halkın iradesindedir, süreç halkın hakemliğindedir. Sivil toplum kuruluşlarının olaya destek verme aşamasıdır. Bütün sivil toplum kuruluşları bu sürece destek versin ki Filistin için İsrail karşısında güçlü olalım” şeklinde ifade etti.
“3’üncü Sumud Filosu yola çıkıyor”
Filistin’e yönelik uygulanan ablukayı kırmak için yeni filonun hazırlandığına değinen Yıldırım “Önümüzdeki günlerde tekrar gemilerle ilgili bir organizasyon olacak. Bu gemi organizasyonları çok önemli. Biliyorsunuz birinci Sumud Filosu ateşkesi getirdi. İkinci Sumud, Avrupa'nın İsrail ve Siyonistleri tanımasını sağladı. Şu anda Siyonistler Avrupa'da bakın rahat hareket edemiyorlar. Ve kaç tane ülke İsrail'e karşı tavır aldı. Şimdi üçüncü Sumud filosu olacak. Üçüncüsü neden önemli; İsrail bölgeyi kan gölüne çevirmek istiyor. Avrupa, Amerika ve dünya halklarını İsrail'in karşısına dikeceğiz ve İsrail'i yalnızlaştıracağız. Siyasetimiz bu. Ve bunu da başaracağız. Onun için İslam ülkelerinin bulunduğu topluluklarda iç tahkimat çok önemli” şeklinde konuştu.
Düzenlenen basın toplantısı, açıklamanın ardından sona erdi.