Ancak iç kamuoyundaki analizlere baktığımızda, yine o tanıdık ve sığ kutuplaşmanın cenderesine sıkıştığımızı görüyoruz.
İktidar blokuna yakın yorumculara göre “Her şey mükemmel ve kusursuz bir prestijden ibaret”, muhalif kanada göre ise “Kıbrıs elden gidiyor, Türkiye açık hedef haline geliyor.” şeklinde bir kıyamet senaryosu hâkim. Oysa her iki tarafın da körü körüne ıskaladığı, üzerinde ısrarla durmadığı çok daha derin küresel ve kurumsal gerçekler var.