Kayıplar Antropolojisinden Zihindeki Bilincin Egemenliğine

Dört duvarın yıkıldı, eşyaların gitti, belki yüzler bile hafızandan silinmeye başladı.

Köşe Yazıları - 20-05-2026 17:50

Ama hâlâ “Ben buradayım” diyebiliyorsan, söyle bakalım! Bu “ben” dediğin şey, gidenlerin bir toplamı mıydı, yoksa gidenlerin ardından geriye kalan o sessiz gözlemci mi?

İnsan, evrende başına gelenleri değil, o olaylara dair zihninde kurduğu anlatıyı yaşayan tek canlıdır.

Peki sen, şu an kendi hayatının hangi anlatısını yaşıyorsun? Kahramanı mısın, kurbanı mı, yoksa yalnızca yorgun bir seyirci mi? John Milton yüzyıllar önce şöyle seslenir:

“Zihin, kendi kendinin mekânıdır; kendi içinde cehennemi cennete, cenneti cehenneme çevirebilir.”

Senin zihnin şu an nasıl bir mekân? İçerisi soğuk mu, karanlık mı, yoksa bir yerlerden bir ışık sızıyor mu? Ve eğer ışık yoksa onu yakma gücü sende mi, dışarıda mı?

Bilim son yıllarda şaşırtıcı bir gerçeği ortaya koydu. Beyin, sanıldığı gibi erişkinlikte donup kalan bir organ değil. Tam tersine, en ağır travmaların en büyük kayıpların altında bile kendini yeniden yapılandırabilir.

YAZININ DEVAMI İÇİN TIKLAYINIZ

Günün Diğer Haberleri
haber yazılımı