Korku Temelli Dindarlik

“Aşk korkuya peçedir, korku da aşka perde; Allahtan nasıl korkmaz, insan O'nu sever de?..”

Köşe Yazıları - 24-06-2026 16:45

Korku, Büyük Doğu-İbda ufkunda, sadece basit bir ürperti değil; eşya ve hâdiselerin verâsına sarkmak isteyen şuurun, Mutlak Hakikat karşısında duyduğu o muazzam "haşyet" ve "heybet" duygusudur. İnsanoğlunun varlık hikmeti, bu korkunun estetiği ve nizamı içinde gizlidir. Üstad Necip Fazıl’ın ifadesiyle, "İnanmak, ya çok üstün, kendi kendini kül edecek kadar üstün bir akıl davasıdır; yahut, yarı yolda bangır bangır iflâs eden aklın her türlü desteğinden mahrum, fakat gizli bir ruh feyziyle gayesini sezmiş sâf adamın işi...".

İslâmî tefekkürde "Allah'tan korkulmaz, Allah sevilir" şeklindeki yaygın hezeyan, aşkın bizzat korkulu bir şey olduğunu bilmeyen ahmakların iddiasıdır. Gerçek dindarlıkta, sevilen ne kadar büyütülürse, ona lâyık olamama ve ondan uzak düşme korkusu da o nisbette artar. "Allah zuhurunun şiddetinden gaiptir". Güneşe tepe noktasındayken bakamamak gibi, O'nun azameti karşısında duyulan o mukaddes titreyiş, korkunun en ileri rütbesi olan "Haşyet"tir. Bu haşyet, sadece bir yok olma korkusu değil, varlığın sahibine karşı duyulan bir edep davasıdır.

YAZININ DEVAMI İÇİN TIKLAYINIZ

Günün Diğer Haberleri
haber medya kadın