KUZU’NUN KURT AŞKI!
İslâm coğrafyasında yıllardır kan ve gözyaşı dinmiyor
Köşe Yazıları - 08-01-2014 16:26
İslâm coğrafyasında yıllardır kan ve gözyaşı dinmiyor. Çeçenistan ile başlayan batı zulmü zaman içerisinde genişleyerek halkı Müslüman olan tüm ülkeleri sarmaya başladı. Türk devletlerinde pembe devrim, kadife devrim gibi kulağa hitabeden kavramlarla yayılma eylemi gösteren batı fitnesi, Orta Doğu’ da demokratikleşme kılıfı ile karşımıza çıktı.
Demokratikleşme adına yapılan devlet otoritesine baş kaldırma eylemleri
Müslümanların biri birlerini öldürme boyutunu aştı. Zulmün şiddeti arttı, dozajı yükseldi ve artık iş toplu katliamlar ve kitle ölümlerine dönüştü. İşin acı yanı ölenin de, öldürenin de “Allahuekber” diye bağırıyor olması.
Müslümanları kulağa hoş gelen kavramlarla biri birlerine düşman yapan zihniyetin, bizim kısaca “Batı” dediğimiz küresel emperyalizm olduğunu bilmeyen yok.
Bu katliamların arkasında “Bir Dünya Hükümeti” kurarak tüm insanları kendi sapık inanç yapılarına göre yönetmek isteyen Siyonist zihniyetin gözlerden kaçırılması, olayların sağlıklı okunamaması için önem arz ediyor. Siyonist zihniyetin bölgemiz ile ilgili niyetleri bilinmeden sadece olaylara yüzeysel bakarak yorum yapmak insanımızı yanıltır.
Bu zihniyetin hedefine; Fırat ile Nil arasında Büyük İsrail Devleti kurmak olduğu herkes tarafından biliniyor. Bunu gerçekleştirmek için Tunus’ dan Endenozya’ ya kadar 22 ülkenin haritasını değiştirileceğini beyan ettikleri de yine biliniyor.
Kısaca İslâm coğrafyasında dökülen kan, akan gözyaşı ve çekilen acıların arka plânında Siyonist zihniyet ve bu zihniyetin yan kuruluşu gibi hareket eden Dünya Bankası, BM, AB, NATO gibi uluslar arsı kuruluşların olduğu da siyaset ile uzaktan veya yakından ilgisi olan herkes tarafından biliniyor.
Demirperde ülkelerinin dağılmasından sonra Siyonistlerin “Düşmansız ideoloji yaşayamaz, Bundan sonra düşmanın rengi Yeşildir” diyerek açıkça Müslümanları düşman ilan etmiş oldukları da biliniyor.
Batılıların 1990 dan sonra İslâm dini terörizm ve Müslümanları terörist olarak tanıtma gayretleri ve her fırsatta sevgili Peygamberimize hakaret içeren saldırırları da nefretle izleniyor.
Batılılara ne kadar güvenileceğini göstermesi bakımından bunların her biri son derece önem arz eden işaret levhalarıdır. Bunların yanında çok yakın tarih, batılıların sahte dostluklarının, menfaatleri sona eren dostlarını nasıl öldürdüklerinin örnekleri ile dolu.
Bütün bunlara rağmen İslâm ülkelerinde lider konumuna getirilenlerin ısrarla batıya yakın olma gayretleri “Kuzunun Kurt’a âşık olması gibi hayret edilecek bir durumdur ve bu durum tam akıl tutulmasıdır.
Güvenliği Allah’a (c.c) teslim olmak yerine keferelerle beraberlikte arayan zavallılara acımak ve dua etmekten başka elimizden bir şey gelmiyor.