Manevı “Seyyidlik” Resulullah Dāvasına Sahip Çıkmaktır

Köşe Yazıları - 08-02-2021 11:02

Çok zamandır çeşitli canip ve vasıtalar ile bazı dostlardan, gündemdeki  Bediüzzaman  Said Nursi Hazreterinin (RH)ın “seyyidliği” ya da “şerifliği” mevzuunu sorunca hem  hafızamı yokladım, hem de düşündüm.

Hafızamı  o kadar  yoklamama rağmen Üstad Hazretleri’nin  Risale-i Nur Külliyatı’nın hiçbir yerinde “seyyidliği” ile alâkalı olarak “kıyl u kal” etmemesine rağmen,  “dost” ya da “talebe” olduklarını dillendiren zevâtın O’na muhalif olarak bu tavırlarını anlamada hakikaten zorlanıyorum.

Yanlış anlaşılmasın. Üstad  Risalelerinin hiçbir yerinde “Ben seyidim-şerifim!” demediği halde O’nun hem seyyidliğe, hem de şerifliğe layık olduğuna inanıyor, bunun “mümkün” olduğunu da biliyorum.

Mümkündür; araştırmalarımdan biliyorum ki “bu vatan ahalisi” tarih boyunca pek çok “muhaceret”lere uğramış, bir mozaik ya da gergefli bir yapı göstermiştir.  Osmanlı’nın mânevi mimarı “ Edebali Hazretleri”  aslında seyyid iken “sun’i” şecerelerle Türk asıllı diye takdim edilmiş, Mevlâna Celaleddin-i Rûmi (RH) ise “şerif” iken yine Türk diye sunulmuş, “yalan söyleyen tarih utansın  ” itabına mazhar olunmuştur.

YAZININ DEVAMINI OKUMAK İÇİN TIKLAYINIZ

Günün Diğer Haberleri
haber medya kadın