Misak-I Milli, İstiklâl Marşı Ve Türkçe

İstiklal Marşı Derneği İkinci Başkanı Gökhan Göbel, “Varna’dan Kerkük’e” başlıklı yazısında, Türkçenin resmi dil oluş süreci, Kur’an harflerinin önemi, İstiklâl Marşı’nın Misak-ı Milli topraklarındaki rolü ve Bulgaristan’daki Türklerin kimlik mücadelesi üzerinden çarpıcı değerlendirmeler yaptı.

Fikir - 11-09-2025 17:02

Göbel, Türkçenin doğuşunun Kur’an harfleriyle yazıya geçmesiyle mümkün olduğunu belirterek, “Türk yazısı ve Misak-ı Milli birlikte anılmalıdır” dedi.

 

Türkçenin Doğuşu ve Resmi Dilin Kaynağı

 

Göbel yazısında, bugün resmi dil tartışmalarının yanlış bir zeminde yürütüldüğünü belirterek, Karamanoğlu Mehmet Bey’in fermanının aslının bulunmadığını, bu sebeple sembolik olarak kutlamaların karikatürleştiğini ifade etti.

 

Asıl dönüm noktasının ise Kur’an harfleriyle yazıya geçirilen Türkçe olduğunu vurguladı. Yunus Emre’nin kullandığı dilin Osmanlıca, Selçukluca ya da yalnızca Oğuzca olmadığını, bilakis Türk dilinin doğuşuna işaret ettiğini söyledi. Göbel’e göre beylikler devrinde yazılan telif ve tercüme eserler Türkçeyi hâkim kıldı, Divan edebiyatı da bu zemin üzerinde gelişti.

 

Göbel, bu süreçte Helenleşmiş Diyar-ı Rum’un başta Grekçe olmak üzere yerel dillerini kaybettiğini, Ermenilerin dahi Türkçeyi hâkim dil kabul ederek Ermeniceyi unutur hale geldiğini hatırlattı. Ona göre Türkçenin doğuşu, gazilerin mücadelesiyle İslam toprağı haline gelen Rum diyarında Allah’ın bir hediyesi olarak gerçekleşti.

 

1924 Anayasası’ndan Harf İnkılabına

 

Göbel, Cumhuriyet’in ilk anayasası olan 1924 tarihli Teşkilat-ı Esasiye Kanunu’nun ikinci maddesine dikkat çekerek, “Türkiye devletinin dini din-i İslam’dır, resmi dili Türkçedir” ifadesinin dönemin ruhunu yansıttığını söyledi.

 

Ancak dört yıl sonra, 1928’de bu bağın koparıldığını vurgulayan Göbel, önce “İslam” ibaresinin anayasadan çıkarıldığını, ardından da Türkçeyi var eden yazının yasaklandığını belirtti.

 

Bugün devletin resmi dil tartışmalarında etnik taleplerle karşı karşıya kalmasının temelinde, Türk yazısının yasaklanması ve mahalli dillerin önünün açılmasının bulunduğunu söyleyen Göbel, “Türkleri zaafa uğratan kendi devlet politikalarıdır” dedi.

 

Kerkük’te İstiklâl Marşı, Bulgaristan’da Türk Yazısı

 

Göbel yazısında Misak-ı Milli sınırlarının dışında kalan Kerkük ve Bulgaristan’dan iki örnek paylaştı.

 

Kerkük’te Osmanlıca yazılı İstiklâl Marşı’nın gizlice elden ele dolaştığını, Cemal Muhtar’ın kendi babasının gözyaşları eşliğinde bu marşı okuduğunu aktardı. Göbel, bu örneğin İstiklâl Marşı’nın hem şekli hem de muhtevasıyla Misak-ı Milli’yi işaret ettiğini ifade etti.

 

Bulgaristan’da ise 1984–89 arasında yürütülen “soya dönüş” faaliyetiyle Türk isimlerinin yasaklandığını, çocuklara zorla Bulgar isimleri verildiğini hatırlattı. Aziz Şakir Taş’ın 11 yaşındayken okul karnesine Latin harfleriyle verilen sun’i ismin üzerine Arap alfabesiyle gerçek adını yazmasının, Türklüğün yazıyla korunmasının en çarpıcı örneği olduğunu vurguladı.

 

“Sun’i İsimler Yerine Gerçek Adımızı Yazmalıyız”

 

Göbel’e göre Türkçenin ve Türklüğün yaşaması, Misak-ı Milli ile Türk yazısının aynı ölçüde sahiplenilmesine bağlıdır. “Kur’an harfleri Türk topraklarına, Türkçenin hâkimiyeti Türk istiklâline işaret eder” diyen Göbel, yazısını şu uyarıyla tamamladı:

“Türkiye Cumhuriyeti Devleti’nin mevcut sınırları dışında kalan Misak-ı Milli topraklarını ve oradaki Türkleri fiilen terk etmiş olmasına rağmen Türklük bugüne kadar oralarda nasıl yaşayabildi diye bir sual aklınıza hiç geldi mi? Geldi ise cevabını Kerkük’te İstiklal Marşı’nın yazıldığı haliyle elden ele dolaşmasında ve Bulgaristan’da dedenin torununa Türk yazısını öğretmesinde bulabilirsiniz. Misak-ı Milli’nin Türkiye hudutları dahilinde yaşayan yani inkılaplara maruz bırakılmış bizler ise bugün hem büyüklerimize hem de küçüklerimize Türk yazısını öğretmekle mükellefiz. Latin yazılı “sun’i adımız” yerine kendi adımızı yazmakla işe başlamak isabetli olacaktır.

Kaynak: Gökhan Göbel – istiklalmarsidernegi.org.tr

Günün Diğer Haberleri
haber yazılımı