Modern Türkiye’yi inşa ediyoruz
Başbakan Recep Erdoğan, "Bütün bunlarla beraber, bir modern İstanbul, modern Türkiye'yi inşa ediyoruz. Şimdi 29 Ekim'de denizin altından raylı sistemi bitiriyoruz, açılışını yapacağız"
Türkiye - 29-07-2013 15:53
Erdoğan, Of Hayrat Kültür ve Yardımlaşma Derneği'nce Haliç Kongre Merkezi'nde verilen iftar programında konuştu.
Konuşmasının başında yatsı ezanının okunduğunu duyan Erdoğan, "Şöyle ezanı dinleyelim. Eyüp Sultan'ın ezanı güzeldir " diyerek, ezan bitene kadar konuşmasına ara verdi.
Erdoğan, bir rahmet, mağfiret, edebi azaptan kurtuuş ayının veda günlerinde olduklarını, 19 günü geride bıraktıklarını, önlerindeki 11 günü bereketi ve mağfiretiyle Allah ömür verirse idrak edeceklerini kaydederek, bu ramazana yine ızdırap içinde girdiklerini söyledi.
Bir tarafta Suriye, bir tarafta Mısır'da yaşanan olaylarla ramazan ayına girdiklerini dile getiren Erdoğan, Somali'nin başkenti Mogadişu'da Türk Büyükelçiliği'ne yapılan saldırıya değindi.
"Somali'de Şebab denilen bir örgüt, ki bunlar hep güya Müslüman. Orada bizim büyükelçiliğimizin ek binasına saldırmak suretiyle canlı bomba... Orada polislerimiz bunların 3'ünü öldürdü. Ama bir tanesi attığı el bombasıyla bir polisimizi şehit etti" diyen Erdoğan, şehit polise Allah'tan rahmet, yakınlarına sabır diledi.
Erdoğan, Suriye'de 100 bin insanı katil rejimin şehit ettiğini, Mısır'da kendi halkına bombalarla, silahlarla saldırmak suretiyle öldüren bir darbe yönetimi olduğunu ifade edenrek, bu tür operasyonların Türkiye'de de yapılmak istendiğini söyledi.
Mayıs ayında başlayan, haziran ayında devam eden olayların, bu olaylardan farklı olmadığını aktaran Erdoğan, "Doğrusu dünyada güçlü bir Türkiye'nin olmasını istemiyorlardı. Güçlü bir Türkiye'nin olmasını istemeyenler ne yapacak, tabii ki içerde bazı huzursuzluklar meydana getireceklerdi. Onun için de bunun bazı adımlarını attılar. Fakat bu dik, güçlü duruş, halkımızın bu noktada verdiği tepkilerle hamdolsun bu iş atlatılmış oldu. Fakat bunlar durmayacak. Bunu özellikle bilmenizi, bunlara karşı uyanık olmanızı istiyorum" diye konuştu.
Başbakan Erdoğan, Oflu kardeşlerinin gereğini nasıl yapacaklarını bildiğini ifade ederek, devletin can, mal, nesil, akıl ve inanç güvenliğini sağlamak zorunda olduğunu, bunun için gereği neyse yapmak zorunda olduğunu ve yapacağını söyledi.
"Ben bile ülkemi tanıyamaz hale geldim"
Dünyanın birçok şeye duyarsız kaldığını, Suriye'de 100 bin insanın öldürüldüğünü, Türkiye'de kullanılan biber gazı kadar ses çıkmadığını, BBC, CNN, Reuters'ın bu konuda ciddi yayın yapmadığını, bu konuda duyarsız olduklarını, Türkiye'deki olaylarla ilgili sanki yer yerinden oynamış gibi kampanyalar yaptıklarını anlattı.
Başbakan Erdoğan, şöyle devam etti:
"Açıp konuştuğumuz liderler baktım bize garip garip şeyler anlatıyorlar. Ben bile ülkemi tanıyamaz hale geldim. Dedim 'Yaa siz ne diyorsunuz. Türkiye'de bu anlattıklarınızın hiçbirisi yok. Siz sadece gazetecilerin manşetlerine bakarak konuşuyorsunuz. Türkiye gazete manşetleriyle yönetilen bir ülke değil. Türkiye, milletin attığı manşetlerle yönetilen bir ülkedir. Bunu böyle bilin. Onlar artık geçmişte kaldı'. Geçmişte bakıyorsunuz medya, sermaye hükümet kuruyor, hükümet indiryordu, bakanlar tayin ediyordu. Artık böyle bir Türkiye yok, artık sandıkta kendi iradesini ortaya koyan ve iradesinin neticesini de iktidarda gören bir Türkiye var. Onun için biz halkın iradesine saygı diyerek yola çıktık ve meydanlarda da halkın iradesini gösterdik. Sandık en büyük meydandır. Sandıktan daha büyük meydan yoktur. Sandıkta kim galip geliyorsa herkes ona saygı duymak zorundadır. Ben buna saygı duymaya hazırım, partim de saygı duymaya hazır. Ama karşımdakiler de buna saygı duymak mecburiyetindedir. Yani azınlık çoğunluğa tahakküm edemez. Çoğunluğun azınlığa tahakkümüne taraftar değilim ama çoğunluk idare denilen bir mükellefiyete sahiptir. Aldığı o iktidar yetkisini ne yapacak? Kullanacak."
Erdoğan, bir partinin, aldığı iktidar yetkisini kullanmazsa kendisini iktidara getirenlere saygısız davranmış olacağını, bu yetkiyi almışlarsa 4 yıllığına kullanacaklarını, başarısız olmaları halinde kendilerini getirenlerin, getirdikleri gibi götüreceklerini, olayın aslının, demokrasinin güzelliğinin bu olduğunu söyledi.
"Ellerinde palalarla dolaşan kitleler istemiyoruz"
Başbakan Erdoğan, şunları söyledi:
"Biz, tabii ki sokaklarda yani ellerinde palalarla dolaşan kitleler istemiyoruz. 'Bodyguardlarla falan filan seçim sandıklarını alalım, gölgeleyelim, onlarla geleceğe yürüyelim'... Böyle bir şey de istemiyoruz. Biz diyoruz ki; bu ülkede her şey kardeşçe, birlik beraberlik içinde olsun, herkes birbirinin inancına, yaşam tarzına saygılı olsun. Bu ülkede benim başı açık kardeşim de başı örtülü kardeşim de hepsi el ele yürüyor. Bunu kimse bozmasın. Kimse de bundan rahatsız olmasın. Bunu başardığımız sürece bu ülkenin birliğine, beraberliğine kimse müdahale edemez. Türkiye bunu aştığı için birileri rahatsız oluyor, biz güçlenerek bunu aşacağız."
Geldikleri günden bu yana eğitimde, sağlıkta, adalette, emniyette, turizmde, ulaşımda, enerjide attıkları adımların ortada olduğunu dile getiren Erdoğan, Türkiye'nin yılda 100 milyon kapasiteli havalimanını ihale edecek duruma gelmesinin dünya piyasalarında Türkiye'nin ne kadar güvenilir bir noktaya geldiğinin alameti olduğunu söyledi.
Bu ihaleden 25 yılda kasaya girecek paranın yaklaşık 30 milyar avro olduğunu dile getiren Erdoğan, ihaleyi alanların her şeyi kendilerinin yapacağını, ülkeye yıllık vermeleri gereken ücreti ödeyeceklerini ve 25 yıldan sonra havalimanını bırakıp gideceklerini anlattı.
Başbakan Erdoğan, Of Hayrat Kültür ve Yardımlaşma Derneği'nin Haliç Kongre Merkezi'nde düzenlediği iftar yemeğinde yaptığı konuşmada, üçüncü köprüye ilişkin eleştirilere anlam veremediğini dile getirdi.
Erdoğan, şöyle konuştu:
"Üçüncü köprüden niye rahatsız oluyorlar? Bunu anlamak mümkün değil. Neymiş? İsmi rahatsız etmiş. Kardeşim; kusura bakma. Bu isim seni niye rahatsız eder? Bizim ceddimizin içinde, ecdadımız içinde, ülkesini 2.5 katına 8 yıllık iktidarında büyüten bir padişahın ismini veriyoruz. Niye rahatsız ediyor seni? Böyle bir padişah ama yafta mı arıyorsun, yafta çok. Kendilerine göre bir şeyler söyleyip duruyorlar ve bugün ülkemizde birçok insanımız evlatlarına 'Yavuz' ismini verir. Hiç rahatsız olmaz. Trabzon'lu zaten Yavuz'u iyi tanır. Fatih'i iyi tanır. Şimdi, yani bu isimler var diye birileri oraya gitmeyecek, rahatsız olacak; kusura bakma yani... Sen gitmezsin başkaları gider. Bundan rahatsız olmaya hiç gerek yok ve bu isimlerin hepsi bizim."
"Ali'yi sevmek Alevilikse ben dört dörtlük Aleviyim" şeklindeki sözüne ilişkin eleştirilere de değinen Erdoğan, şunları söyledi:
"Şimdi geçenlerde birileri bana yine kendine göre ağzına geleni söylemiş. Ben diyorum ki 'Eğer Ali'yi sevmek Alevilikse ben hepsinden daha Aleviyim' diyorum. Bundan niye rahatsız oluyorsun? Ben rahatsız olmuyorum, bu kadar açık konuşuyorum. Benim kayınbiraderim Ali, en büyük ağabeyi Hüseyin, bir ufağı Hasan. Biz evlatlarımıza hep bu adları vermişiz ki Hazreti Hüseyin, Hazreti Hasan bunlar sevgili Peygamberimizin sevgili torunları. Bunlar taç isimler. Hazreti Ali efendimiz ha keza öyle. Bizim bu Sünni toplumunun içinde böyle bir ayrımcılık var mı? Hepimiz ailelerimize, çocuklarımıza bu isimleri göğsümüzü gere gere veriyoruz. Hiç böyle bir dert, böyle bir sıkıntı yok. Peki sizde bu dert niye? Bizim söylediğimiz bu; ki bunları biz gündemimize bile taşımıyoruz ama birileri bunu kasıtlı olarak gündeme taşıyor. Hiç bunlara aldırmayacağız biz işimizi yapmaya bakacağız."
Geçmişte birinci köprüye karşı çıkanların da bugün o köprüyü kullandıklarını kaydeden Erdoğan, şöyle devam etti:
"Birinci köprüye karşı çıkanlar, şimdi o köprünün içinden gidip geliyorlar mı? Gidip geliyorlar, sandalla geçmiyorlar kaşıdan karşıya. İkinci köprüye karşı çıkanlar? Şimdi o köprüden istifade ediyorlar mı? Ediyorlar. Birinci Atatürk, ikinci Fatih, torunu Yavuz. O da yapılacak. Dört gidiş, dört geliş, ortasından da raylı sistem. Dünyada müstesna köprülerden bir tanesi olacak ve maliyeti 2.5 milyar avro. Bütün bunlarla beraber, bir modern İstanbul, modern Türkiye'yi inşa ediyoruz. Şimdi 29 Ekim'de denizin altından raylı sistemi bitiriyoruz, açılışını yapacağız. Peki, nasıl gelip de oradan geçeceksiniz? Hangi yüzle geçeceksiniz? Bunları ben anlayamıyorum. Hemen, 2015'te de onun biraz daha aşağısından iki tüp üst üste; otomobil, o da denizin altından, oradan da geçeceğiz, onu da yapıyoruz. Şu anda başladı, hızla devam ediyor. Bunlar bugüne kadar böyle bir şeyi hayal edebilirler miydi ama bizler tabii bunları başarıyla, azimle, kararlılıkla bitiriyoruz, bitireceğiz."
Karadeniz Sahil Yolu'nu da Ünye geçitindeki bazı sıkıntıların dışında tamamladıklarını ve 12 tane tüp geçit yaptıklarını hatırlatan Erdoğan, "Niye? Biz size aşıktık. Ferhat-Şirin meselesi. Ferhat Şirin'e aşıktır. Şirin millettir. Ferhat da hükümettir" ifadelerini kullandı.
Erdoğan, sözlerini şöyle sürdürdü:
"Biz milletimizin hizmetkarıyız. Bu millete efendi değiliz. Bu millet bize, bu hizmetler sebebiyle 'Allah onlardan razı olsun- geldiler, 10 sene, 15 sene gayret ettiler, koştular didindiler, Türkiye'nin çehresini değiştirdiler...'. Daha dün Şırnak'ta Şerafettin Elçi Havalimanı'nı açtık. 4 yılda burayı bitirdik. 500 bin yolcu kapasiteli, 120 trilyon harcadık oraya. Sordum, '10 yıl önce size denseydi Şırnak'a havalimanı yapılacak, inanır mıydınız?' diye. Oradakiler 'Hayır inanmazdık' dediler. Bu yıl bitirdik. Şimdi Şırnak'ta binecek uçağa gelecek İstanbul'a; kaç dakikada? 1.5 saatte. Niye bunu yaptık? Benim İstanbul'da yaşayan vatandaşım insan da Şırnak'ta yaşayan vatandaşım insan değil mi? İnsan. Oradaki Kürt, ben de Türk'üm veya Lazım -ben tabi Rize'li olduğum için hepsinin arasındayım, nereye koyacağımı kendimi bilemiyorum böyle bir durum var-. Biz yaradılanı yaradandan ötürü sevdik. Ayıramayız. Hepsini seviyoruz. Seveceğiz. Kardeşiz. O hizmet oraya götürüldü, götürülecek. Bu bizim görevimiz. Göreve geldiğimizde 26 tane havalimanı vardı Türkiye'de. Şimdi ne oldu biliyor musunuz? 50 tane havaalanı. Artık bir yere yetişemezsek, öbür havalimanı git hemen her taraftan 45 dakika, 1 saatte bir başka ildeki havalimanına ulaşıyorsun."
Erdoğan, Türkiye'nin her yerini havaalanlarıyla donattıklarını, daha yapacakları havaalanının bitmediğini, daha da iyi olacağını kaydederken bir katılımcı "Oflu da isteyebilir Başbakanım" diye seslendi. Erdoğan, Karadeniz şivesiyle "Ondan korkuyorum" diyerek espri ile karşılık verdi.
Başbakan Erdoğan, sözlerini, "El ele vereceğiz. Omuz omuza vereceğiz. Daha iyi günleri, kardeşçe hep birlikte yaşayacağız. Bundan hiç endişeniz olmasın. Önümüz açıktır. Bu tür yanlış yollara sapanlarla bizim birlikteliğimiz olamaz ama Rabbimizden duamız o dur ki onları da hidayet üzere kılsın. El ele, omuz omuza, hep birlikte aydınlık yarınlara yürüyelim" diyerek tamamladı.