OLAY LONDRA’DA GEÇİYOR!

KAHRAMANIMIZ.. Picadilly Circus’un hemen yukarısında bir yazar topluluğu ile karşılaşıyoruz.Ünlü bir yazar Oxford Street’te yürüyüş teklif ediyor, biz Earl’s Court’ta bir yayıncılar buluşmasına yollanıyoruz. Londra hiç bu kadar Türk yazarı birarada görmemişti.

Türkiye - 05-05-2013 09:52

Nana Lee’nin hayatı, Orhan Pamuk’un eserlerini Kore diline çevirmekle değişir. Satış rakamı 300 bini aşar. Çevirmenin hayat standartları, o güne kadar sahip olmadıklarına sahip olabilecek kadar yükselir. Tarık Buğra gibi Türk edebiyatının en önemli hikâyecilerinden birinin ‘Bir arabam bile olmadı!’ serzenişiyle hayata gözlerini yumduğu hatırlanırsa… Basın Yayın Birliği Başkanı Münir Üstün, “Bir gün Orhan Pamuk çeviren 15 çevirmenle birlikteyken…” diye başlamıştı söze. Bu cümlede Orhan Pamuk’un ismini çıkartıp yerine koyabileceğimiz onlarca yazar var artık diğer dillerde okunan. Türk edebiyatı bir süredir Türkçe konuşmayan insanların hayatına dokunmaya başladı.
 
Dünyanın önemli yayın fuarlarında ‘ağır konuk’ olmak, yazarlarındaki her an diğer dünya dillerine çevrilme heyecanı çok eski bir hikâye değil. Türkiye’nin uluslararası arenada artan gücü kadar, edebî metinlerinde insanlığın evrensel duygularını yansıtan yazar potansiyeliyle de ilgili bir şey bu. Londra Kitap Fuarı’nda ‘odak ülke’ olmak gibi...      
 
Tanpınar’ı geç tanıdım
 
‘Mahalle baskısı’ kavramı her ne kadar muhafazakâr kesim için icat edilmiş olsa da en çok ‘merkez basın ve edebiyat’ kulelerini dövüyor bugünlerde. Fuarın en katılımcı isimlerinden Adalet Ağaoğlu, bir konuşmasında Türkiye’deki edebiyat ortamını etkisi altına alan ve kendisinin de bununla malul olduğu bir şeyden söz etti: “Edebiyat camiasındaki o ideolojik duvarlar yüzünden ben Ahmet Hamdi Tanpınar’ı, Ahmet Mithat’ı çok geç keşfetmiş biriyim.” Ortadan ikiye ayrılmış kültür hayatımızın üzerimizde büyük hasarları var. Türk yazarının dışa açılma hikayesi bu durumu sarstı. Kabaca sağ ve solun ilk başta zorunlu, şimdilerde bir hayli işlevsel birlikteliği ile Türkiye yayıncılığı dışarıya açılabildi. 6 yıl önce Frankfurt’ta başlayan bu hikâye, Londra Kitap Fuarı’nda 150 yazar ve çevirmen, 29 yayıneviyle arz-ı endam edilmesiyle sürüyor. Akil adam faaliyetine iki gün ara verip buraya gelen Sibel Eraslan’dan Mario Levi’ye, Nazan Bekiroğlu’ndan Murathan Mungan’a, Fatma K. Barbarosloğlun’dan Oya Baydar’a, Elif Şafak’tan İskender Pala’ya, Ömer Erdem’den Ece Temelkuran’a uzanan bir liste bu.
 
English Pen’de yapılan panelde bir çevirmen, Müslüman kişi ve yer isimlerini de kastederek “İngiliz okur metinde yabancı isim geçtiğinde ona yabancılaşıyor.” diyor. Ağaoğlu’nun işaret ettiği bir tür yabancılaşma efekti dışa açılırken de sıklıkla maruz kalınan bir şey. İlk yıllarda Türkiye yayıncı heyetine başkanlık yapan Müge Sökmen, “80’lerde  gelişmekte olan ülke diye bakıp Türkiye’yi küçümsüyorlardı. Evrensel bir duyguyu yazabilmek kim, biz kimdik! 90’dan sonra da ‘Müslüman ülke olarak ne verebilirsiniz ki!’ dendi. Biz, bir annenin acısını kâğıda dökemezdik, olsa olsa geri kalmışlığın sorunlarını, kaçakçılığı, kriminal vakaları yazabilirdik. Batı’daki merkez kültür kendini senden ayırıyor, sana farklı etiketler veriyor. Bu etiketleri bizim de sahiplenmemiz söz konusu oluyor.” diyor.
 
Bazen etiketlenmenin nereden geldiği belli olmuyor doğrusu. Yurtdışı etkinliklerine katılan her Kültür Bakanı Türkiye’deki insan hakları sorunları ile yüz yüze gelir. Yeni bakan Ömer Çelik’in payına Fazıl Say’a verilen ceza düştü. Öğle yemeğinde buluştuğumuz Çelik’in de “İfade özgürlüğüne evet ama bunun da sınırlarının ne olduğu tartışılmalı. Varoluşsal değerlere hakaret ifade özgürlüğü olmamalı.” mealinde bir çıkışı oldu. Diyaloğa evet ama kavgaysa mesele ona da varız duruşu, İstanbul kültür camiası ile Ankara siyaseti arasındaki yeni hududu belirleyecek.
 
Türkiye’de geçsin lütfen!
 
Dışarıya açılırken kendi iç sorunlarını halletmemiş olmak, Türkiye siyasetinin bir parçası. Bu sorunların bir tür siyaset etme aracına dönüşmesi de Batı’nın sorunu. Pür edebiyat yazan, başka dillere çevrilen yazar da olsanız dışarıda karşılaşılan soruların içeriği pek değişmiyor. Polisiye yazarı Celil Oker, “Edebiyat basını daha ürkütücü. Ülke temsilcisi gibi ya da muhalefet temsilcisi gibi muamele ediliyor size.” diyor. “Kitaplarınızda kadınlar ortalıkta, iş yapıyorlar. Gerçekten öyle mi orası?” diyenler bile olmuş. Bir Türk yazarın Arjantin’de geçen bir hikâyesinin Batı için çok cazip olmayabileceği ifade edildi bir panel sırasında. Yazar ajanı Ayser Ali, “Olay Türkiye’de geçsin, kendi siyasi bakışlarına uygun olsun istiyorlar çoğu zaman.” diyor.
 
Türkiye’nin 2008 Frankfurt Kitap Fuarı onur konukluğu söz konusu olduğunda “Siz sevilmeyen bir ülkesiniz. Zayıf bir kimlik çıkaracağınız açık.” denilir. En olumlu basın haberi ve ziyaretçi sayısı rekoru, 260’ı bulan Almancaya çevrilen eser sayısı dönüm noktası olur. Frankfurt için basılan katalogda yer alan yazarların pek çoğu diğer dillere çevrilir. Müge Sökmen, ilk başta “bildiğiniz gibi değiliz. Çok renkliyiz. Türk edebiyatı da dünyayı konuşuyor.” diye çok dil döktüklerini anlatıyor. Çevirmen Feyza Hovell, “Neyse ki Ayfer Tunç gibi her şeyden önce insanları tanımak isteyen bir yazarın Birleşik Krallık’ta yayımlanmış olması, bu durumun da değiştiğini gösteriyor.” diyor.
 
Yazarların hiç anlamadıkları dillere çevrilmesi onlar için de sihirli bir şey. Ahmet Ümit, “İstanbul Hatırası, Yunanistan’da çok sattı. Herhâlde çevirmen yeni bir kitap yazdı!” diyor espriyle. Muhafazakâr kökenli bir kadın yazar, vakti zamanında kapısını aşındıran yazar ajanını geri çevirmiş olduğunu biraz da hayıflanarak anlatıyor bize. İlk başta TEDA’nın desteğiyle başka dillere çevrilen Ayfer Tunç, çeviri desteği almadan da kitaplarının dışarıda basıldığını vurguluyor. Panellerde Türk edebiyatının kendi iç meseleleri de ele alındı. Buket Uzuner’in kulağımıza çalınan şu itirafını da kaydedelim: “İlk romanımın liselerde okutulması beni rahatsız ediyor. Hatta ilk yayımlandığı zaman intihar olaylarına sebep olabilir diye çok korktum.”
 
Londra Kitap Fuarı’nda Türkiye ‘günün adamı’ havasında. Daha çok alınacak kitaplarla ilgilenen Yapı Kredi editörlerinden Sevi Sönmez artık çok çabuk randevu alınabildiğini, “Ooo… Türkiye’den…” denilerek karşılandığını anlatıyor. Popüler olmak da iyi bir şeydi. Frankfurt’tan farklı olarak ‘butik’ bir kitap fuarı özelliği gösteren, Deniz Yüce Başarır’ın (Doğan Kitap) ifadesiyle daha çok ‘kurgu edebiyat’ın öne çıktığı Londra’da, Türkiye’nin gözle görünür ‘odak’lığı vardı. Ana afişte üç yazardan biri Elif Şafak, yerlere ustaca yerleştirilmiş logolar, tavandan sarkan flamalar, görmeden geçilemeyecek ‘ikramı bol’ geniş alan… British Concill, English PEN ve Literary Translation Centre’da düzenlenen Türkiye etkinliklerinde İngiliz katılımcılar ağırlıktaydı. Fuara giriş ücreti 30 paunddu (80-90 lira). Tamamen profesyonelleri hedefleyen, son gün bile halka açılmayan bir fuardan söz ediyoruz.
 
Anglosakson dünya yabancı dillere kapalı; çevirilerin toplam yayındaki oranı yüzde 2-4’e tekabül ediyor. 10 yıl öncesine kadar Türkçeden çevrilerek İngiltere’de basılan kitap adedi bir yılda ‘1’ ile ‘0’ arasında iken, sadece 2012’de bu sayı 12 olmuş. 2008’de başlayan uygulamayla, Arap dünyası, Hindistan, Çin, Rusya ve Güney Afrika’nın ardından Türkiye’nin Londra Kitap Fuarı’nda ‘odak ülke olması’ tesadüf değil. Türkiye, Brezilya ve Çin gibi yayıncılık alanında büyüyen ülkelerden sayılıyor. “Avrupa’da durum iç açıcı değil. Kitap sayısı azalmış. İflas eden kitabevi zincirleri var.” diyor Sevi Sönmez. Orhan Pamuk’un Nobel alması, Türkiye’nin yükselen yıldızı ve başka dillerde basılan kitaplara TEDA (Türk Edebiyatının Dışa Açılımı Projesi) ile çeviri desteği önemli bir katkı sağladı. Tanıtıma ağırlık verilmesi gerektiği vurgulanıyor. “İngilizler az çeviri yapıyor ama yılda 150’ye varan festivallerle yazarlar ülke genelinde tanınırlık elde ediyor.” diyor Nermin Mollaoğlu. Şimdiden İngilizceye çevrilen ve çevrilmesi için anlaşan Ayfer Tunç, Solmaz Kamuran, Hasan Ali Toptaş, Hakan Günday ve Çiler İlhan’ı yorucu bir İngiltere maratonu bekliyor denebilir.
 
Batı’daki Müslümanlara kitap
 
Sadece tek başına 1000’in üzerinde kitabın yabancı dillere çevrilme anlaşmasına imza atan Kalem Ajans’ın sahibi Nermin Mollaoğlu Türk pavyonunun gözdesiydi. Verdiği parti yerli ve yabancı yayıncıları buluşturdu. Ünlü Grante dergisinin ilk Türkçe sayısı Londra’da görücüye çıktı. Editör Sırma Köksal, dergideki yazıların İngilizce versiyonunun da yayınlanmasının gündeme geldiğini söylüyor. Zafer Yayınları’nın ‘Merak Ediyorum’ dizisi İngiltere ve Amerika’da dağıtılmak üzere anlaşma yapılmış. İslami kitaplar ve çocuk kitapları basan yayınevi yöneticileri Batı’daki Müslüman topluluklarının kendileri için yeni bir pazar olduğunu söylüyor. Türkiye Yayıncılar Birliği İkinci Başkanı ve Bilgi Ünv. Yay. Editörü Fahri Aral, Osmanlı ve Cumhuriyet tarihine çok ilgi olduğunu aktarıyor. Bu arada, İstanbul Ticaret Odası’nın (İTO) katkısını ve Londra’da Türk heyetine liderlik eden Ümit Yaşar Gözüm’ün ismini ve ahengin kurulmasındaki öncülüğünü analım.
 
Daha Türkiye edebiyatının dışa açılması devlet politikası olmadan önce Kaynak Kültür Yayınevi dışa açılmış, Frankfurt’un önemli salonlarında yer tutmuştu. Şimdi ise 50 farklı dilde 800’ün üzerinde basılan eseri var. Kaynak yetkilisi Ahmet Daştan, Fethullah Gülen’in 33 dile çevrilen ‘Sonsuz Nur’ kitabının en son Zulu dilinde yayımlandığını söylüyor. Kaynak Lisans yetkilisi 2 günde 55 görüşme gerçekleştirdiklerini aktarıyor bize.
 
İdefix yöneticisi Mehmet İnhan şirketlerinin bir tür ‘dağıtımcı’ işlevi görmeye başladığını söylüyor. İTO yöneticilerinden Mehmet Develioğlu yeni kanun değişikliği ile kargo şirketinin aldığı paketi en ücra köşeye götürme zorunluluğu getirileceğini söylüyor. Bu, kitapların serbest ve kolay dolaşımı ve yayıncılığın büyümesi demek oluyor. Öte yandan Türkiye’de kitap basan basımevleri artık Avrupa’ya da çalışıyorlar. 7 yıldır bunu yapan İstanbul’daki Ofset Yapımevi temsilcisi Sandra Kohen Filizer özellikle Batı Avrupa’daki Hollanda başta olmak üzere pek çok ülke yayınevinin kitaplarını bastıklarını söylüyor.
 
Fuar’da Murat Menteş’in Ruhi Mücerret adlı romanından bir kesiti iki çevirmen Feyza Hovell ve Izzy Finkel İngilizceye çevirerek bir karşılaştırma etkinliği yaptı. Feyza Hovell, altmış yazardan alıntılardan oluşan City-Pick Istanbul kitabına editörlük yapan Heather Reyes’in Gül İrepoğlu’nun bir kitabı için İngilizce’de olmamasını ‘yayıncılık cürümü’ olarak nitelendirdiğini aktarıyor bize. Yeni tanışmalar elbette sonuç verecek, Hovell’in anlatımıyla önümüzdeki sene şeytanın bacağı kırılacak. Ama… “Yazar, yayıncı, telif ajansı, çevirmenler, TEDA ve Bakanlık görevlileri nefes almadan temaslarda bulundu. Ancak yayıncılar toplantılarını başka yerlerde yapmış olabilirler; stantlarında pek bir yabancı misafir göremediğimi itiraf etmek zorundayım.” diyor.
 
Türkiye 2014’te Çin’de, sonra da Madrid’de konuk ülke olacak. Bu süreç yeni networklar kurulmasına, gizli çevirmenlerin açığa çıkmasına yol açıyor. “O ülkelerde yaşayan, iki dile de hâkim, sadece kendisi için çeviri yapan ama hiç çeviri piyasasına girmemiş kişiler onur konuğu olunca heyecanla gelip işin profesyonellerini buluyor ve bizler de onları yayıncılık ve çeviri piyasasının içine alıyoruz.” diyor Nermin Mollaoğlu.
 
Aslında profesyoneller için fuarlarda büyük sürprizler yaşandığı söylenemez. Fuarlar onlar için iletişimi sıcak tutmanın aracı bir yerde. “Sizle aynı işi yapan insanlarla bir araya gelmek, bir tür iman tazelemek gibi bir şey.” diyor birisi. Bazıları İngiltere’deki yayınevleri merkezlerini ziyaret edip editoryal işleyişi izliyor, bazıları da şehirdeki kitapçı raflarına dikkat kesilmeyi önemsiyor. “Fuarda almak istediğiniz kitap kitapçılarda nasıl yer alıyor, onu çek etmiş oluyorsunuz.” diyor Sırma Köksal.
 
Fuarın panelistlerinden Aksiyon muhabiri H. Salih Zengin çevrimiçi mecrayı kullanan yazarların, çok güzel bir şiir, deneme ya da hikâye yazabilecekken bunları tweete heba etmemeleri uyarısında bulunuyor. Celil Oker, Twitter üzerinden 1-2 ayda tamamlanan hikâyeler yazıyormuş, yakında İngilizcesinin olabileceğini söylüyor. Yeni diller, yeni iletişim kanalları bir şeyleri değiştiriyor galiba.

AKSİYON
 
http://www.aksiyon.com.tr/aksiyon/haber-35435-olay-londrada-geciyor-kahramanimiz.html
Günün Diğer Haberleri
haber medya kadın