Öyküleme Aracı Olarak Pornografi Ve Mevlana
Öykü veya masal ile bir gerçeği anlatmak veya mesaj vermek, bir anlatım tekniğidir
Analiz - 18-09-2015 11:24
Öykü veya masal ile bir gerçeği anlatmak veya mesaj vermek, bir anlatım tekniğidir. Anlatılan konuyu muhatabın kafasında net hale getirmek için yaygın kullanılan bir yöntemdir. Örneğin; hırs ve öfkeli halin insanların aklını kullanmasını engellediğini, sağlıklı karar verme üzerine olumsuz etkide bulunduğunu herkes bilmektedir. Ancak “bilmek” dahi insanın hırs ve öfkeye kapılmasını engellememekte, yanlış yapmasının önüne geçmemektedir. Bu konuda aşağıdaki öykü çok güzel örneklik oluşturmaktadır.
…Zengin bir adam vardı. Bu adamın da zühre yanaklı ay yüzlü gümüş bedenli bir kızı vardı. Kız kendini bildi babası onu kocaya verdi. Fakat kocası kızın dengi değildi. Kavun karpuz oldu sulandı mı yarmazsan telef olur gider. Babası da kızın baştan çıkmasından korktu da onun için onu dengi olmayan birisine verdi.
Kızına dedi ki: Kendini kocandan koru sakın gebe kalma. Ne yapayım? Bu yoksula seni vermek zorunda kaldım. Bu adamı garip say garipte vefa olmaz. Ansızın her şeyi bırakır kaçıp gider. Çocuğu başına dert olur kalır. Kız dedi ki: Babacığım dediğini tutarım öğüdün pek doğru kabulüm. Babası her iki üç günde bir kere kızına aman ha sakın diye öğüt veriyordu.
Derken kız birdenbire gebe kalıverdi; ikisi de gençti. Kız bunu babasından gizledi. Çocuk karnında beş yahut altı aylık oldu. Artık iyiden iyiye belli oldu. Babası dedi ki: Bu ne? Ben sana ondan kendini koru demedim mi? Öğütlerim yelmiydi ki hiç sana tesir etmedi? Kız baba dedi nasıl tahammül edeyim? Erkekle kadın şüphe yok ki ateşle pamuk. Pamuk ateşten nasıl çekinebilir? Yahut da ateş nasıl olur da pamuğu yakmaz çekinir? Babası dedi ki: A kızım ben sana onun yanına gitme demedim. Yalnız menisinden kendini koru dedim. Tam zevk anında onun beli gelirken kendini çekmeliydin.
Kız; peki, beli ne vakit gelecek ben ne bileyim? Bu pek gizli bir şey anlaşılmaz ki dedi. Babası gözleri süzüldü mü anla ki beli geliyor deyince:
Kız dedi: Onun gözü süzülünceye kadar benim bu iki gözüm de kör oluyor a baba! Her bayağı akıl, hırs ve öfke zamanı yerinde durmaz ki!
…
Verilen bu örnek her ne kadar cinsellik içerikli olsa da bir gerçeği ortaya koymaktadır. Amaç insanlara bir gerçeği öğretmek olduğu için böyle örneklerin mahzuru yoktur. Hatta çoluk çocuk ailece birlikte oturulurken birlikte okunulacak örneklerdir. Utanılacak veya yadırganacak bir şey yoktur. Amaç zaten insanlara bir şey öğretmektir. Her ne kadar bir gerçeği anlatmanın birçok yolu olsa da illa bu tip cinsellik yolunun seçilmesi şart olmasa da en güzel yoldur… Acaba öyle mi!...
Şimdi pek çok okuyucu bu örneğe ve örneği savunma şekline bakarak eleştiri geliştirecek ve bu tip örneklemelerin hiç ahlaki olmadığını hararetle savunacaktır. Özellikle İslami konularda bu tip örneklemenin dinin yapısına ve vermek istediği ahlaki anlayışa ters olduğunu vurgulayacaktır. Hatta daha da öteye geçip bu tip yaklaşımların dini tahrip etmek isteyen dinsizlerin, kâfirlerin ve Yahudilerin oyunu olduğunu belirtecektir. Yapılacak hiçbir savunmayı da kabul etmeyecek, örneklemeyi ve mesajını reddedecektir. “Tarihsel sürece baktığımızda pek çok insan bu tip yöntemi kullanmıştır.” dediğimizde de “Aklı başında ve ahlaklı hiç kimse böyle bir şeyi söylemez ve onaylamaz.” diyecektir.
Aslında yukarıdaki öykü yaygın adıyla Mevlana olarak tanınan Celaleddin Rumi’ye ait Mesnevi’den alınmıştır. “Baba ile Kızı Arasında Cinsel İlişki Üzerine Bir Sohbet” konu başlığı ile beşinci cilt, 3716-3736 beyitler olarak yer almaktadır. Mesnevi, bunun gibi ve hatta daha da ağır pek çok pornografik öykü içermektedir.
Topluma ve bireye mesaj vermek istediğinde öyküleme yöntemini seçen Mevlana, cinsellik içerikli öyküleri de kullanmaktan çekinmemiştir. Yukarıdaki öyküde suçlama yapanlar, öykü sahibinin Mevlana olduğunu anladıklarında ise tavırları değişmektedir. Dinlerini öğrendikleri İslam alimlerinden en önemlisi olarak gördükleri Mevlana’nın böyle bir şey yapmayacağından başlayarak kendisine iftira atıldığını öne sürmektedirler.
Mesnevideki benzeri içerikli öyküleri gördükten sonra ise bunların Yahudi katması olduğunu söylemekte ve onun yazmış olabileceğine hiçbir zaman ihtimal vermemektedirler. Bugüne değin Mevlana adına ortaya konulmuş eserlerin kendisine ait olduğunu hararetle savunanlar, bu aşamada ağız değiştirmektedirler. Dine ve Kuran’a zıt olan pek çok görüş ve uygulamasının doğru olduğunu savunurken “Yahudi katması” olduğu suçlamasını aklına getiremeyenler, savunamadıkları pornografik hikayeleri böyle savunma yönüne gitmektedirler. Sonuçta Mevlana’nın hata yapma olasılığının olmayacağını, günah işlemeyecek düzeyde bir İslam alimi olduğuna varıncaya değin savunmaya başlamaktadırlar.
Tasavvufi pek çok eserde bu tip öyküleme sıklıkla kullanılan bir yöntemdir. Ağır pornografik içerik tasavvufi pek çok öykünün de ana teması olmaktadır. Özellikle toplumsal katmanların alt kültür gruplarına hitap edilen durumlarda bu tip öykülemeler daha sık kullanılmaktadır. Hatta günümüzde her ne kadar yadırgansa da geçmiş zamanlarda bu tip yaklaşımlar, doğal ve ders verici olarak algılanmıştır. Günümüzde ortalama bir insanın sıradan bir günahını dillerine dolayanlar veya böyle bir öyküleme yaptığında karşı çıkanlar, aynı günahları İslam alimi olarak tanınanlar yaptığında tam tersi şekilde tavır almaktadırlar. Oysa İslam’a göre günah, hata ve yanlış yapmış olmak, alim veya zalim olmaya göre değişmemektedir. Bu böyle biline…