Sabah kuşları ne diyor

Türkçemizde “okumak” kelimesinin pek çok anlamı vardır: Kitap okumak, yüzünü okumak, fotoğrafı okumak, düğüne okumak, canına okumak, kalbini okumak, gözlerini okumak vb

Köşe Yazıları - 18-07-2012 16:42

Türkçemizde “okumak” kelimesinin pek çok anlamı vardır:
Kitap okumak, yüzünü okumak, fotoğrafı okumak, düğüne okumak, canına okumak, kalbini okumak, gözlerini okumak vb.
 
Bunların her biri bir varlık alanından, başka bir varlık alanına bilgi transferini gösterir. Yani okuyarak, yeni bir bilgi boyutuna geçiyoruzdur, yorumlar yapıyoruzdur, bilgice zenginleşiyoruzdur, başka alanlara davet ediliyoruzdur, yeni çıkarımlarda, yeni fark edişlerde bulunuyoruzdur.  Bütün bunlar bizi başka bir hale dönüştürürler.
 
Eğer okuma eylemimiz bizi zenginleştirmiyor, az evvelden daha farklı kılmıyor, hayata ve insana dair yeni güzelliklerin kapısını açmıyorsa, okumak Yunus Emre’nin deyişiyle kuruca bir emektir.
 
Sabahın erken saatlerinde öten kuşları dinliyorum: Aman ya Rabbi, nasıl bir coşkuyla, vecdle, aşkla ötürüyorlar. Ne kadar yüce bir kaygıyla işlerini ciddiye almışlar. O saatlerde o seslerden kim rahatsız olabilir ki? Kim bu eşsiz nağmelerden haz almaz ki?
 
Bu bitimsiz hazların eşliğinde şunu da düşündüm. Bu kuşlar kime ötüyorlar, onları dinleyen, izleyen bir seyirci, dinleyici topluluğu var mı? Etrafta bu amaçla toplanmış kimseleri göremezsiniz. O halde bu gayret niçin, bu kusursuz besteler kimlere mırıldanıyorlar?
 
Bizim kültürümüzde seher vakti çok önemli anlara işaret eder. Yunus’a sorarsanız bunlar kuşların tesbihidir, zikridir; şükrün; coşkunun diliyle kulluğa devşirilmesidir.
Ama okumak dedik ya... Ben bu seher vakti nağmelerini, o kusursuz besteleri şakıyanların aziz iştirakini şöyle okumak istiyorum:
 
Sabahın o erken saatlerinde insanların büyük kısmı mışıl mışıl uyumaktadırlar, insanların çok büyük kısmı o eşsiz nağmeleri dinleyemez, haz da alamazlar.
 
Ama kuşlar da “Bu ne iştir ya... Herkes horul horul uyuyor, bizi dinleyen yok, işiten yok; biz kime ötüyoruz yahu” derler mi? Tabii ki demezler. Ötmeye, şarkılarını mırıldanmaya, o ebedî besteleri terennüme, icralarına devam ederler; onlar işlerini, kendilerine düşeni yaparlar, karşılığını da beklemezler.
 
Bunu nasıl okuyalım,  bundan ne çıkaralım? Okuyanlar bunu şöyle okumuşlar: Hepimiz bir iş işlemekteyiz. İşimi en güzel şekilde yapmaya devam edelim. “Beni anlayan yok, dinleyen yok, yaptığımı takdir eden yok!” demeyelim.
 
O zaman şöyle diyelim: Rakibimiz kendimiz olsun; bugünkü işimizi dünden daha iyi yapmaya çalışalım. Bugün, dünkünden daha fazla insanı mutlu kılmaya gayret sarf edelim. Kendimizi geçmeye çalışalım!
 
Zira kendisini geçmeye çalışanı kimse geçemez!
 
Öz’ün Sözü:
Başkalarında iyilik, kendinde kusur ara!
                                                           Benjamin Franklin
Günün Diğer Haberleri
haber medya kadın