Adnan İpekdal’ın kaleme aldığı Hüsn-ü Hazan isimli kitaptan şehrin simgelerinden biri olan Büyük Cami için yazdığı şiirle açılan yayında; 1869 Büyük Samsun Yangını'nda yok olan Samsun Mevlevihanesi, Karadeniz sularında trajik bir şekilde kaybolan Tirimüjgan Gemisi ve bugün yalnızca mermer kitabesi müze deposunda bekleyen Sultan Abdülaziz Namazgâhı gündeme taşındı.
SAMSUN MEVLEVİHANESİ YENİDEN İHYA EDİLMELİ
Programın ilk bölümünde, Osmanlı coğrafyasında Konya Asitanesi’ne bağlı olarak faaliyet yürüten önemli merkezlerden Samsun Mevlevihanesi’nin serüveni konuşuldu.
Konya Mevlânâ Müzesi Arşivi’ndeki kayıtlar doğrultusunda 1852-1853 yıllarında varlığı bilinen dergâhın, 1862 yılında Hafız Ali Dede’nin gayretleriyle o dönem Musalla olarak adlandırılan bölgede mescit, tevhidhane ve derviş hücreleriyle yeniden ayağa kaldırıldığı hatırlatıldı.
Ancak yapının, şehrin ticaret ve yerleşim merkezini kül eden 1869 Büyük Samsun Yangınında tamamen yok olduğu ve sonrasında ekonomik imkânsızlıklar sebebiyle tam anlamıyla inşa edilemediği ifade edildi.
Akademisyenler Prof. Dr. Osman Köse, Prof. Dr. Yakup Şafak ve Prof. Dr. Cafer Sadık Yaran’ın çalışmaları doğrultusunda yapının bugünkü Divan Pastanesi ile Büyükşehir Belediyesi Sosyal Hizmetler Dairesi Başkanlığı binası civarında, eski Askerî Gazino’nun üst kısmındaki hatta yer aldığı aktarıldı.
Recep Yazgan, geçmişte Samsun Gelişim Derneği olarak merhum Kenan Şara döneminde Cinuçen Tanrıkorur’un eşi Bârihüdâ Tanrıkorur’a çizdirilen ihya projesinin akamete uğradığını hatırlattı.
Mevlevihanelerin Türk sanat müziği, hat ve edebiyatın en büyük kaynağı olduğunu vurgulayan Yazar Adnan İpekdal, Samsun Büyükşehir Belediye Başkanı Halit Doğan’a açık çağrıda bulunarak bu kadim merkezin yaşayan bir kültür ve sanat mekânı olarak aslına uygun biçimde şehre yeniden kazandırılmasını talep etti.
TİRİMÜJGAN GEMİSİ'NİN HAZİN SONU
Yayının ikinci gündem maddesinde, adını Sultan II. Abdülhamid’in annesi Tirimüjgan Sultan’dan alan ve Osmanlı bahriyesinde Trablusgarp, Balkan ve Birinci Dünya Savaşı dönemlerinde kritik lojistik görevler üstlenen Tirimüjgan gemisinin hazin hikâyesi ele alındı.
Yazar İpekdal, 1883 yılında İngiltere’de inşa edilip 1906’da Osmanlı donanmasına katılan geminin, 31 Mart 1920 tarihinde Kızılırmak’ın Karadeniz’e döküldüğü mevkide, Bafra Feneri açıklarında fırtına ve kazan dairesindeki yangın sebebiyle karaya oturduğu belirtti.
İpekdal, İçerisinde binlerce asker, muhacir ve sivil yolcunun bulunduğu gemide can kaybı yaşanmasa da yolcuların vahşi doğa koşulları ve açlıkla günlerce mücadele ettiği kaydederek, bir sinema filmine konu olabilecek büyüklükteki bu tarihî vakanın kentin denizcilik hafızasından silinmemesi gerektiği vurguladı.
Batığın 2017 yılında parçalanarak hurda niyetine satılmasının yerel tarih açısından büyük bir kayıp olduğu belirtilirken, hatıranın canlı tutulması amacıyla Büyükşehir Belediyesi’nin işlettiği "Samsunum" gezi gemilerinden birine "Tirimüjgan Sultan" isminin verilmesi yönünde somut bir teklif getirildi.
MÜZE DEPOSUNDA BEKLEYEN TARİH
Samsun’un kayıp yapıları arasında yer alan ve Hicrî 1280 (1863-1864) tarihinde inşa ettirilen Sultan Abdülaziz Namazgâhı da programda geniş yer buldu.
Üzerinde Sultan Abdülaziz’in tuğrası ile "Eser-i Celîl-i Sultan Abdülaziz Han" ibaresi yer alan yaklaşık 2,5 metrelik devasa mermer kitabenin, yeni Samsun Müzesi’nin deposunda tutulmasına dikkat çeken İpekdal, bu eserin derhal ana teşhir salonuna çıkarılması çağrısında bulundu.
Tarihî sur içi bölgesinde çok sayıda cami yer alması ve dönemin ahşap iskeleler üzerine kurulu deniz hamamlarının varlığı sebebiyle, üstü açık bir ibadet alanı olan bu namazgâhın sahil bandında, bugünkü Cumhuriyet Meydanı ile Atatürk Parkı çevresinde inşa edilmiş olabileceği değerlendirildi.
Tarihten silinen Kaptan Ağa Camii ve bir dönem Samsun’a getirilerek burada ziyarete açılan Peygamber Efendimiz’in (s.a.v.) Nâlin-i Şerifleri hadisesine de değinen İpekdal, yerel yönetimler ve üniversitelerin arşiv taramaları yaparak namazgâhın yerini tespit etmesi ve bir replikasının İlkadım sahiline dikilerek kentin manevî kimliğinin canlandırılması gerektiğini dile getirdi.