Samsun İstiklal Caddesi’nde “Hiç Birimiz, Hiç bir Yerde Güvende Değiliz” pankartıyla gösteri yapan Samsun Kadın Dayanışması mensubu kadınlar açıktan Ailem Güvende adıyla LGBT+ lobi ve derneklerine yapılan operasyonlara tepki gösterdi.
SKD açıklamasında "Adalet Bakanlığı’nın “Ailem Güvende” adını vererek kamuoyuna servis ettiği bu operasyon; dernekleri istismar, uyuşturucu ve müstehcenlik gibi suçlamalarla aynı torbaya koyup kriminalize etmeye çalışan koca bir manipülasyondan ibarettir" ifadesini kullandı.
LGBT DERNEKLERİNE SAHİP ÇIKTILAR
SKD tarafından yapılan açıklama şöyle:
"12 Eylül askeri darbesinin yıl dönümünde mesai saatleri dışında alınan kararlarla başlayan dijital sansür, 13 Eylül gecesi 15 ilde eş zamanlı ev ve dernek baskınlarıyla topyekûn bir saldırıya dönüştü.
Kaos GL, SPoD, Pembe Hayat, Muamma, Mersin 7 Renk, Pozitif Yaşam gibi yıllardır eşitlik ve yaşam hakkı mücadelesi yürüten derneklerin kapılarına polis dayandı; hak savunucusu arkadaşlarımız, aktivistler ve dernek yöneticileri gece yarısı gözaltına alındı.
Adalet Bakanlığı’nın “Ailem Güvende” adını vererek kamuoyuna servis ettiği bu operasyon; dernekleri istismar, uyuşturucu ve müstehcenlik gibi suçlamalarla aynı torbaya koyup kriminalize etmeye çalışan koca bir manipülasyondan ibarettir. Yıllardır devletin her türlü denetiminden geçen, yasalara uygun çalışan kurumlar; gece kulübü görüntüleri ve dezenformasyon dolu haberlerle hedef gösteriliyor.
Samsun’dan bu operasyonlara “Ailem Güvende” adını verenlere soruyoruz: Sokak ortasında katledilen, şiddete uğrayan kadınlar varken, aile içi şiddet ve istismar devam ederken, LGBTİ+’lara dönük nefret politikaları sürerken hangi aile güvende?
HER ŞEYE KARŞILAR
Bir hak savunucusu gece yarısı evinden alındığında hangi aile korunmuş oluyor? Şiddet gördüğü evden çıkmaya çalışan hangi kadına güvenli bir sığınak açılıyor? Sizin o kutsal aile mitiniz Gülistan Doku’yu, Rojin Kabaiş’i, Hande Kader’i, Miraş Güneş’i, Esra Ateş’i, Ecem Seçkin’i, Fatma Şengül’ü korudu mu?
Güvenlik masalları anlatanlara soruyoruz: Biz kadınlar bu kentin sokaklarında yürürken, kendi evlerimizde yaşarken güvende miyiz? Daha dün, İlkadım Liman Mahallesi’nde güpegündüz, sırf o kaldırımda yürüdüğü için hiç tanımadığı bir erkeğin bıçaklı saldırısına uğrayan Nesrin, şu an hastanede yaşam savaşı veriyor!
Saldırgan Burak Ü. İse 'psikolojim bozuktu' kılıfına sığınabiliyor. Hayatlarımıza kast edilirken, bu kentin sokakları kadınlar için her geçen gün daha güvensiz hale getiriliyor. Canik’te hakkında aldırdığı koruma kararına rağmen sokak ortasında 6 kurşunla katledilen Emine Akpınar’ı koruyabildiniz mi? Günlerce yoğun bakımda yaşam savaşı veren Sevda Türker’i erkek şiddetinden kurtarabildiniz mi? Katilleri, tacizcileri, sokak ortasında kadınlara saldıran failleri cezasızlıkla ödüllendirenler; sıra hak savunucularına, derneklere, eşitlik isteyen kadınlara ve LGBTİ+’lara gelince 'güvenlik' naraları atıyor. Sokaklarda güpegündüz kadınlar bıçaklanırken, uzaklaştırma kararlarına rağmen kadınlar katledilirken sus pus olanlar; 'Ailem Güvende' operasyonlarıyla kimin güvenliğini sağladığını sanıyor? Kadınları şiddet dolu evlerin içine hapseden, sokakları kadınlara ve lubunyalara yasaklamaya çalışan bu cezasızlık düzenine asla teslim olmayacağız!
O kutsal ailelerde kadınların yaşadığı sistematik baskı ve tahakküm ortadayken, çocukların istismara maruz bırakıldığı gerçeği çırılçıplak karşımızda dururken hangi güvenceden bahsediyorsunuz? Çok iyi biliyoruz ki çocuklar, yetişkinlerin kimlikleri ya da eşitlik mücadelesi yüzünden değil; tarikat ve cemaat karanlığına itildikleri için, MESEM’lerde sömürüldükleri için, aile içindeki şiddet ve istismar cezasız bırakıldığı için güvende değil!
LGBTİ+’lar bu toplumun dışına itebileceğiniz, sonradan eklenmiş insanlar değildir. Bizler o ailelerin çocukları, kardeşleri, anneleri, komşularıyız. Kendi güvenli alanlarımızı, eşit ve özgür ilişkilerimizi, dayanışmamızı sokakta ve örgütlü mücadelemizde kuruyoruz. LGBTİ+’ları istihdamdan dışlayan, mesleklerini elinden alan, hayatta kalma mücadelelerini “ahlaksızlık” diye yaftalayan bu ikiyüzlü düzenin bize “genel ahlak” dersi vermesini kabul etmiyoruz!
Bu saldırılar yalnızca lubunyalara değil; kadınların kazanılmış haklarına, örgütlenme özgürlüğüne ve tüm toplumsal muhalefete verilmiş açık bir gözdağıdır.
Samsun Kadın Dayanışması olarak sesleniyoruz:
Gözaltına alınan arkadaşlarımızı derhal serbest bırakın! Derneklerin ve aktivistlerin internet siteleri ile sosyal medya hesaplarına getirilen erişim engellerini derhal kaldırın! Hak savunuculuğunu suç gibi gösteren, insanları peşinen suçlu ilan edip hedef haline getiren bu zehirli ve manipülatif dilden derhal vazgeçin! Anayasal örgütlenme, ifade ve yaşam hakkımıza yönelik baskılara derhal son verin!
Ne kadınlar ne de lubunyalar olarak bir adım bile geri çekilmeyeceğiz. Devlet eliyle körüklenen nefrete, erkek egemenliğine ve faşizme karşı hayatlarımızdan, haklarımızdan ve örgütlü mücadelemizden asla vazgeçmeyeceğiz.