Sezai karakoç okuyup ‘Sezai’ davranamayanlar!

Gözlüklerinin altında o münzevi derviş gözleriyle tüm İslam alemini ve umutlarımızı ve hızırı taşıyan, bizlere de bunları aşılayan adam. İnancının çılgını, yedinci oğul, başlıbaşına bir devrimci. Sezai Karakoç.

Türkiye - 09-12-2012 10:35

 
Kendisine üçüncü dünya insanı diyen köşe yazarına inat hem dünyanın ve hem İnşallah ahiretin birinci sınıf adamıdır. Dirilişin mimarlarından, sessiz sedasız, hiç gürültü yapmadan bir çok nesli fikirleriyle etkilemiş mütefekkir.
 
İslamın dirilişi üç dallı olacaktır Karakoç’a göre; 1- Diriliş atılımımız, bir yandan içimizde mümkün olduğu ölçüde derinleşme şeklinde oluşurken, 2-bir yandan da genişliğine topluma dalbudak salma, toplumun bütün faaliyetlerine katılmayıbir iman ve İslam gereği bilme, 3-bir yandan da tarih içinde boylamasına uzama duygusunu kaybetmeme biçiminde gelişir.
 
Şimdi gelin, DirilişOkumaları düzenleyen, bu okumalara katılan, her fırsatta onun kendine has üslubuna hayran kalan, facebook sayfalarında diriliş yazıları paylaşan, twitter hesabında onsuz paylaşım yapamayan insan gruplarının sağlamasını yapalım.
 
Diriliş atılımı öncelikle kendi içimizde mümkün olduğu ölçüde derinleşmekle olur; Söyle bakalım ey talip, bunu gerçekleştirebildin mi? “Zaten yıllardır Mona Roza şiirini okuyorum.” Aferin sana yavrum. Bu şiirin akrostişinde hangi ismin gizlendiğini de öğrenmişsin zaten. Bir de gidin konuşun gizli ismin sahibiyle. Tamam şimdi iç derinliği yakaladın. Dirilişin ilkşartını yerine getirdin.
 
Diriliş atılımında ikinci basamak genişliğine topluma dalbudak salma, toplumun bütün faaliyetlerine katılmayıbir iman ve İslam gereği bilmedir. Sen neler yaptın bakalım? “Bir stk ya üyeyim. Haftada birkaç kez de yardım kuruluşlarında görev alıyorum.” Aferin yavrum, peki çeşitli sebeplerle zorda kalanlar için ne yapıyorsun? “Filan miktarda bağış için cep telefonumdan sms gönderiyorum.” Tamam ikinci merhaleyi de geçmişsin.
 
Diriliş atılımı üçüncü olarak da tarih içinde boylamasına uzama duygusunu kaybetmeme biçiminde gelişir. Anladın mı evladım? “Anlamaz olur muyum efendim. Osmanlıyla kıtalar üzerinde nasıl at koşturduğumuzu unutur muyum hiç? İstanbul’un fethi filmlerini kaçırmıyorum, bir zamanlar Avrupa bile bizimmiş.” Yeter evladım, aferin sen bir diriliş erisin artık. Diriliş neslini sen yetiştireceksin.
 
Yazık, binlerce kez yazık…Bakın Karakoç taa 1974’ te sizin gibilerin varlığını sezinlemiş; "Zayıf bir bilgi hamûlesine sahip, ahlâk sağlamlığından mahrum ve hayatı boyunca ideal nedir bilmemiş bir diplomalılar kadrosu, İslâm âleminin en büyük problemidir, hatta denebilir ki İslâm âleminin bütün problemi bundan ibarettir. Eğer batarsak bu kadro yüzünden batacağız."
 
Diriliş bir edebiyat değil, bir hakikat akımıdır. Bu akımdan etkilendiğini iddia edenler bir zahmet ikiyüzlülüğü bıraksınlar. En basit örneği ile Suriye konusunda nato’ dan umut bekleyen islamcıların, bunu savunurken Karakoç fikriyatından nem’alanmaya devam etmeleri çağlar üzre bir densizliktir. Üstad, Suriye'nin işgal edilmesi gibi akıl dışı, batı güdümlü politik ayak oyunlarına karşı İslami camia içinden sesini yükselten "özü sözü bir" müslüman iken, halen bu oyuna kalemleri ve ellerinin altındaki saf gençlerle koştura koştura gelenler hangi yüzle Doğunun Yedinci Oğlunu okumaya cüret ederler? Aynı gazete ve dergilerde Gül Muştusunu yayınlayanlar, aynı gazetenin köşe doldurucularından birinin “Üstad iyi hoş ama dış siyaseti tanımayıp, ütopya peşinde koşturuyor” cümlelerini sindirebilirler? Karakoç’un Suriye ve diğer İslam toprakları üzerine verdiği tepki İslamcı camiada neden ısrarla gözardı ediliyor?
Yazının devamı için:

http://www.kayserigundem.com/sezai-karakoc-okuyup-‘sezaidavranamayanlar-makale,292.html

Esra Yıldırım / Kayseri gündem

 
Günün Diğer Haberleri
haber yazılımı