Sizin ömrünüz kaç saniye

Son zamanlarda anti-aging pazarında satış patlaması yaşanıyormuş, sadece yaşlılar tercih etmiyormuş bu ürünleri, 20 yaşında kullananların sayısı bir hayli artmış

- 01-01-1970 03:00


Son zamanlarda anti-aging pazarında satış patlaması yaşanıyormuş, sadece yaşlılar tercih etmiyormuş bu ürünleri, 20 yaşında kullananların sayısı bir hayli artmış.

Anti-aging  kelime anlamı olarak “yaşlılığı önleme” demekmiş. Kavram olarak ise mümkün olduğu kadar yaşlılığı geciktirme, genç görünme ve bunun için ilaçlar dâhil gerekli önlemleri alma anlamına geliyormuş. Buna “sağlıklı yaşlanma” diyenler de varmış.

Bununla ilgili haberi okurken, aklıma Stefan Zweig geldi. Dünün Dünyası’nda 19. Yüzyıl insanının yaşlılık ve gençlik anlayışını anlattığı bölümde bugünkü algılarımızın tam tersi şeyler söylüyordu.

Zweig özetle diyordu ki, “hepimiz olabildiğince yaşlı görünmeye çalışırdık, bu yüzden 19. yüzyıl erkekleri hemen hepsi sakallıdır. Sakal, yaşlı görünmemiz için çok iyi bir göstergeydi. Hatta o zamanlar sakalları çıkmayanlar için yüzde tüy çıkarıcı kremler satılırdı. Neden yaşlı görünmeye çalışırdık? Çünkü insanlar gençleri pek adam yerine koymazdı, iş vermezdi.”

Bizdeki “sakalım yok ki sözüm dinlensin!” sözüne ne kadar da benziyor!

Oysa şimdi insanlar sakal çıkarıcı ilaçlar değil, aksine tüy dökücü, genç gösterici kremler, ilaçlar, yöntemler peşinde.

Anti-aging adı altında pazarlanan ürünlerin reklam metinlerine bakıyorum: Kırışık gidericiler, çizgi düzleyiciler, cilt sıkılaştırıcılar, cilt nemlendirici, yaşlılığı geciktirici, genç göstericiler, leke gidericiler vb…
Kısacası yaşlanmak, ölmek istemiyoruz.
 
Ömrümüz Kaç Saniye?
 
Geciktirdiklerimizle sahip olduklarımız nelerdir?

Anti-agingle ilgili haberleri okurken aklıma sadece Stefan Zweig gelmedi, Meâric sûresinin 4. Âyeti de geldi. Vaat edilen azabın niçin hemen gelmediği soran ve bununla alay eden müşriklere, azabın geldiği katlardan bahsederken Allah şöyle buyuruyor:

“Melekler ve Ruh (Cebrail) oraya, miktarı (dünya senesi ile) elli bin yıl olan bir günde yükselip çıkar.”

Burada basit bir hesap yapma hevesine düştüm. Melekler için bir gün bizim için elli bin yıla denk geliyorsa, ikimiz arasındaki zaman algısı –tabii basitçe- acaba nasıl farklara sahiptir?

Bunun için şöyle bir yol izledim:
50.000*365=18.250.000
Demek ki ellibin yıl on sekiz milyon iki yüz bin günmüş.

Peki bu kaç saat eder?

18.250.000*24=438.000.000
Dörtyüz otuz sekiz milyon saat edermiş.
Bunu da 60la çarpalım ve dakikayı bulalım:
438.000.000* 60= 26.280.000.000
Yani yirmi altı milyar iki yüz seksen milyon dakika ediyor.

Onların 1440 dakikası bizim 26.280.000.000 dakikamıza denk geliyorsa, onların bir dakikası bizim 18.250.000 dakikamıza denk geliyor.

Bu hesapları niçin yapıyorum?

Aradığım şu, dünyada yüz yıl yaşayan bir insan, acaba o meleklere göre ne kadar ömür sürmüş oluyor? Bizim elli bin yıl dediğimize onlar bir gün diyorsa, ne kadar az yaşadığımız ortada.

Bunun için şöyle bir hesap yapalım:
100 yıl, 36.500 (otuz altı bin beş yüz) gün; bu kadar gün 876.000 (sekiz yüz altmış altı bin) saat. Bu kadar saat ise 52.560.000 (elli iki milyon beş yüz altmış bin dakika) ediyor.

Sonuçta şöyle bir hesaba ulaşıyoruz:

52.560.000/ 18.250.00= 2.88 dakika

Hesaplar biraz karışık amma yanılmamışsam (aksi durumda bildiren olursa sevinirim) dünyada 100 yıl yaşayan bir insan, o meleklerin zamanına göre tam 2,88 dakika yaşamış oluyor!
100 yıl yaşamış dediğimiz insanın ömrü tam 2.88 dakikaymış, yani yaklaşık 173 saniye!
Peki 50 veya 60 yıl yaşayanların ömrü ne kadar? 1.25 dakika veya daha az!
 
Peygamberimiz Vefat Edeli Kırk Dakika Oldu!
 
Peygamberimiz vefat edeli bizim yıl hesabımıza göre 1423 yıl geçmiş (Hicri yıl). Oysa bahsi geçen meleklerin hesabına göre yapsak, vefat edeli henüz 40 dakika olmuş (Miladi hesaba göre 39 dakika civarı) !
Peygamberimiz bu dünyadan ayrılalı daha bir saat bile olmamış!

Neyi geciktirmenin hesabını yapıyoruz!

Ahkaf suresi 35. âyette mahşerde insanlara, dünyada ne kadar kaldıklarının sorulacağı, insanların da “bir gün veya daha az!” diyeceği belirtiliyor. Bir başka yerde de “bilseniz daha az!” deniyor.

Bütün bu süre belirten âyetlerde hep bir sabır tavsiyesi vardır. İki dakika sabret!
Hiçbir şeyi değersizleştirmeye çalışmıyorum.

Topu topu iki dakika bile sürmeyen bir ömür için neyin telaşını çekiyoruz!
 
Bir Hatırlatma:
 
Hz. Aişe şöyle rivayet etti: “ Resulullah özlü duaları tercih eder, diğerlerini bırakırdı.” (Sünen-i Ebu Davut-Salat 358.)
Günün Diğer Haberleri