Suçlu kim, Nereye Bu Gidiş!
İnsani değer ve sınırlarının ötesinde yaşanan vahşetler toplum olarak nasıl bir sosyolojik süreç ve eğitimden geçtiğimizin resmini çizmektedir
Türkiye - 02-06-2015 23:00
İnsani değer ve sınırlarının ötesinde yaşanan vahşetler toplum olarak nasıl bir sosyolojik süreç ve eğitimden geçtiğimizin resmini çizmektedir. Mevcut sistemin ve dolayısıyla eğitim sistemimizin çarpık yapısı insan yetiştirmekten ziyade artık hastalıklı ruhlar, psikopat kişilikler, bir cinayet işlerken dahi zevk alabilen narsist karakterler üretmeye başladı. Bu tiplerin en yakınımızda durduğunu, bir gün bize de zarar verebileceklerini aklımızdan çıkarmamalıyız.
Zihinsel olarak bağımlı olduğumuz için algılarımızda da kuşatılmış durumdayız. Başkalarının istediği gibi algılıyoruz olayları, bakış açımızı onlar belirliyorlar. Bugün değerli Opr. Dr Kamil Furtun hocamızı 15 dakika andık diyerek bu zulmü ve katliamı bir süre sonra gündemimizden çıkartılmasına ve unutturulmaya çalışılmasına müsaade etmeyelim ve unutmayalım ama ne yazık ki buna benzer bir çok şeyi unuttuk unutturulduk ..
Tek düze bir yaşam ve yönlendirilen zihinler günümüzün bulaşıcı hastalığı haline gelmiş kültür yozlaşmaları içerisinde devam ettirilmeye çalışılan kimliğini yitirmiş kimliksizler ve adına özgür hayat dedikleri kölelik. Eşya ve hadiselere bakması gereken pencereyi yitirerek seküler anlayışı seçmiş dünyalıklar, moda adı altında sergilenen çıkar ilişkileri ve sapkınlıklarla dolu bir hayat ,
medyasıyla ve çeşitli reklam araçlarıyla şahsiyetlerin bilinç altına gönderilen her türlü olumsuz subliminal mesajların engellenmesi ve içtimai çılgınlıkların bertaraf edilmesi gerekmektedir. İnsanımızın tüketici olmasına yönelik eğitimlerden ve pragmatist menfaat içeren mesajlardan ziyade erdemli kişilikler oluşturmaya yönelik eğitimler ve programlar düzenlenmeli hatta lokal eğitimlere ağırlık verilmelidir. Yoğun bir şekilde kimlik bunalımı yaşanan ülkemizde gençliği rehabilite edici sosyal çalışmalara ağırlık verilerek üreten ve sevgiyle hayata tutunan bir yapı oluşturulmalıdır. Suça ve her türlü sapkınlığa iten ortamlar yok edilmeli evrensel değerlerimiz yeniden gözden geçirilerek özenti ve taklitçi yapılanmalardan kaçınılarak öze dönülmelidir. Dünyaya gelen hiç bir insan suçlu olarak doğmuyor onu yaşadığı toplum, aile ve muhatap olduğu anayasal sistem yoğuruyor ve yarınlara hazırlıyor. Kendi özünden koptukça kimlik arayışları ve sapkınlıklar kaçınılmaz oluyor, sürekli körüklenen çarpık ve resmi ideolojinin pragmatist ve kapitalist yapısı bencilik ve güvensizlik ortamını oluşturmakta gençlik farklı yönlere savrulmakta hayal aleminde gezinerek madde bağımlılığına düşmektedir. Kutsal değerlerin içi boşaltılarak yapmacık ve kof bir anlayışla ham yobaz kaba softa din istismarcıları türeyerek işte inanılması gereken din budur diyerek insana ve topluma göre İslam sunmakta kutsal değerler katledilmektedir. Ekonomik çıkmazlar ve gemisini yüzdüren kaptandır anlayışı empoze edilerek çıkar ilişkilerine dayalı yapılanmalar oluşturulmakta, her türlü içtimai örgütlenmeler baskı ve zulümle dağıtılmaya ve yok edilmeye çalışılmaktadır. Üst kimlik taşıyan aydınlarımız ise yok sayılarak itibarsızlaştırılmaya çalışılmakta ya da katledilmektedir. Her türlü sosyal çarpıklıklar ve ahlaksızlıklar medya ve reklamlar aracılığıyla hoş gösterilmeye çalışılarak adeta kalitenin gökyüzüne çekilmesi sağlanmaktadır. İdrakler iğdiş edilerek sürekli farklı gündemler oluşturarak hafızalar köreltilmekte, toplum adeta gizli eller tarafından uçuruma sürüklenmektedir.
Bu çarpık anlayışın ve sistemin zehirleyerek madde bağımlısı psikopat kimlik kazanmasına sebep olduğu bir genç, topluma şifa dağıtmak ve insanlığın yararına çalışmayı kutsal görev bilmiş bir bilim adamını Opr. Dr Kamil Furtun hocamızı katletmiştir. Bu çarpıklık ve pragmatist sömürü sistemi devam ettiği sürece bu ve buna benzer katliamlara engel olunamayacağı gibi adeta körüklenecektir de. Her şeyi maddi çıkara bağlayarak bir avuç mutlu azınlığın düzeni olan bu vahşi sistem ve anlayışı lanetlemek yeterli değil bu vahşi canavar bir an önce durdurulmalı, yaşanılması gereken insanca bir hayat inşa edilmelidir.
Yegane amacı zulüm ve sömürü olan bu sistem her türlü basını, medyası ve çeşitli iletişim araçlarıyla sürekli şahsi çıkarı ve ahlaksızlığı, insani değerlerden yoksunluğu topluma empoze etmeye çalışmakta sahte vaatlerle toplumsal kaos oluşturulmakta, toplumun paylaşımcı ve kişiler arası iletişimi yok edilmekte, insanımız birbirini anlamaz ve dinlemez hale getirilmektedir bunun en basit örneği olarak trafikteki iletişim kopukluğunu hatırlayalım.
Artık yeter diyerek bu çarpık gidişata dur demenin vakti geldi her türlü pisliğin ve arsızlığın hazırlayıcısı olan bu gidişata dur diyelim.
Çok geç olmadan çürümeye başlayan sosyal dokuyu restore edecek girişimler ve çözümler üretilmeli gençliğin uyuşturucu batağından kurtarılarak ağır önlemlerin alınması, her şeyin şahsi çıkarlar üzerine yoğunlaşmasına engel olunarak paylaşımcı ve iletişime açık toplum yapısı oluşturulmalıdır ki bu da ancak hayatın bize verilmiş bir görev olduğu bilinciyle hareket etmekle olacaktır. Evrensel kardeşlik anlayışımız olan kutsal değerlerimiz ham yobazların çarpıtmalarından ve iğdiş edilmiş anlayışlardan kurtarılarak yeniden aslına döndürülerek insana göre ahlak değil en şerefli yaratılmış olan insani ve ahlaki değerlere göre insan olunma gayreti sağlanmalıdır.