Türk Müziği Yasaklanınca

Aşık Veysel Defalarca Karakolda Dövüldü, Sazı Fırında Yakıldı, Ankara Sokulmadı!

Güncel - 07-11-2026 14:57

Türk halk şiirinin ve ozanlık geleneğinin en güçlü temsilcilerinden Âşık Veysel Şatıroğlu’nun, erken Cumhuriyet dönemindeki kültür ve toplum politikaları sürecinde maruz kaldığı ağır baskılar, uğradığı şiddet ve engellemeler gün yüzüne çıkmaya devam ediyor.

Yaşamı boyunca beş kez karakola çekilip darbedilen, sazları fırınlarda yakılan ve kılık kıyafeti nedeniyle başkent Ankara’ya sokulmayan büyük ozanın yaşadığı çileler, usta yazar Yaşar Kemal’in anlatımları ve tarihi vesikalarla bir kez daha hafızalarda tazelendi.

Yaşar Kemal Açıkladı: "Saz Çalmak Gericilik Sayıldı"

Âşık Veysel’in gördüğü muamelenin boyutlarını, kendisini yakından tanıyan ünlü romancı Yaşar Kemal bizzat şahitlerin dilinden aktardı.

Zülfü Livaneli ile gerçekleştirdiği bir televizyon programında dönemin zihniyetini ve yaşananları değerlendiren Yaşar Kemal, Sivas Maarif Müdürü ve şair Ahmet Kutsi Tecer ile Âşık Veysel arasında geçen tarihi diyaloğu paylaştı.

Ahmet Kutsi Tecer’in Sivas’ta düzenleyeceği "Âşıklar Gecesi" için Veysel’i arattığını hatırlatan Yaşar Kemal, süreci şu sözlerle anlattı:

"Tecer âşıklar gecesi yapacakmış. Bu sırada duyduğu Veysel’in peşine jandarmaları salmış. Bulup getirmişler gerçi ama elinde sazı yokmuş. 'Veysel, sazına ne oldu?' demiş Tecer. 'Elimden alıp karakola götürüp dayak attılar. Sazımı da fırında yaktılar' demiş. Neymiş? Saz çalmak gericilikmiş."

Karakollarda sazı elinden alınan, türkü söylediği gerekçesiyle "gerici" yaftası vurulan ve beş kez dayak yiyen Veysel, yaşadığı tüm bu baskılara rağmen kültür mirasını yaşatmaktan vazgeçmedi.

Ankara’da Katı Denetim

Halk ozanının maruz kaldığı en çarpıcı mağduriyetlerden biri de Cumhuriyet’in 10’uncu yıl dönümünde başkent Ankara’da cereyan etti.

Yazdığı "Cumhuriyet Destanı"nı bizzat Gazi Mustafa Kemal Paşa’ya okumak isteyen Veysel, köylüsü ve yol arkadaşı İbrahim ile birlikte kış şartlarında Sivas Sivrialan’dan yola çıktı.

Üç ay boyunca yayan yapıldak yürüyerek yoksulluk içinde Ankara’ya ulaşan Veysel, dönemin Ankara Valisi Nevzat Tandoğan’ın uyguladığı sert kılık kıyafet denetiminden dolayı Ankara’ya sokulmadı.

Tarihi kayıtlara göre olay şöyle gelişti:

Sazına tel almak amacıyla arkadaşı İbrahim ile birlikte Ulus’taki Karaoğlan Çarşısı’na gitmek isteyen Âşık Veysel, polis ve zabıta ekipleri tarafından durduruldu.

Görme engeli ve üzerindeki yıpranmış köylü giysileri sebebiyle "dilenci" muamelesi gören büyük ozan, Ulus bölgesine sokulmayarak şehir dışına çıkarıldı.

Bu müdahale sırasında Veysel’in sırtındaki sazı da zabıtalar tarafından kırılarak tahrip edildi.

Uğradığı bu sert tavır üzerine Atatürk ile görüşme hayali suya düşen Âşık Veysel, içi kan ağlayarak arkadaşıyla birlikte Sivrialan köyüne geri dönmek zorunda kaldı.

Karanlığı Aydınlığa Çeviren İrade

Gözlerini çocuk yaşta kaybeden ve yaklaşık yetmiş yıllık ömrünü fiziksel karanlık içinde geçiren Âşık Veysel; "Uzun İnce Bir Yoldayım", "Kara Toprak" ve "Güzelliğin On Para Etmez" gibi eserleriyle Türk halk edebiyatına damgasını vurdu.

Baskılara, yasaklara, kılık kıyafeti yüzünden itilip kakılmasına ve fiziki şiddete rağmen sazından kopmayan ozan, Anadolu insanının ferasetini ve vatan sevgisini en duru Türkçeyle terennüm etti.

1973 yılında doğduğu Sivrialan köyünde vefat eden Âşık Veysel, geride yüzlerce ölümsüz türkü ve çileyle yoğrulmuş onurlu bir hayat hikâyesi bıraktı.

Günün Diğer Haberleri