Hınıslı

Mahir ADIBEŞ

10-03-2025 15:40

İzmir Halkapınar’dan şehir içi trene bindik. Yaklaşık bir saat yol gideceğiz. İçerisi kalabalık. Yolcular ayakta. Elimizi yukarıdaki kayıştan tuttuk, arkadaşla sohbet ediyoruz. Oturaktan bir genç kalktı, yirmi beş-otuz yaşlarında. Bana bakıyordu.

“Amca, şöyle otur,” dedi.

Ben itiraz ettim.

“Lütfen kalkma, ben rahat gidiyorum,” dedim, fakat fayda etmedi. Dinlemedi sözümü, bir kez kafasına koymuş. Edep erkân görmüş biri. Kolumdan çekip kalktığı yere beni oturttu. Kendisi ayakta gidiyordu. Biraz zaman geçti. Elindeki çantayı fark ettim. Bana ağır göründü. Delikanlıyı dürtükledim.

“Yerini bana verdin, ayakta kaldın. Bari çantanı yanıma bırak, elinde taşıma,” dedim.

Kulağıma doğru eğildi.

“İçinde ekmek var, o sebeple yere koymadım,” dedi.

“Nerelisin?” dedim.

“Erzurum, Hınıs’tan,” dedi.

Bizim orada ekmek yere düşse üç defa öpüp başımızın üzerine koyardık. Öyle gördük. Aileden, anadan, çevreden, mektepten, medreseden öyle öğrendik. Hoşuma gitti delikanlının söylediği. Buraya geldiğimizden bu yana nimete saygıyı görmedik. Burada nimete saygı, komşuluk gibi, görmezlikten geliniyor.

Bizim elleri özlemişim…

DİĞER YAZILARI Gaflet mi dalalet mi! 01-01-1970 03:00 Pülümür Deresi, Kar ve Soğuk 01-01-1970 03:00 Şap Hastalığı Salgını 01-01-1970 03:00 Besle Kargayı, Oysun Gözünü 01-01-1970 03:00 Bizim Çocukluğumuzda Kar Yağardı 01-01-1970 03:00 Dostlarım alınmasın Ki ben rahat yazayım! 01-01-1970 03:00 Kedi Köpek Politikası 01-01-1970 03:00 Mavra Kesmek 01-01-1970 03:00 Tabii ki Bir Karşılığı Var 01-01-1970 03:00 Birde Köpeğe Soralım 01-01-1970 03:00
haber medya kadın