Özgürlük Vaad Ediyoruz; Aslında Öyle Değil, Çok Kolay

Gülay ÇETKİN

24-03-2026 18:34

Bağımsızlığın bir ülke için ne kadar önemli olduğunu biliriz. Ölürüz yolunda; candan, canandan, maldan, mülkten geçeriz yani. Bağımlı yaşamak, yaşamamak gibi bir şey diyebilir miyiz?

Aslında bağımlı yaşamanın da bedelleri vardır. Hani bildiğimiz bağımlılıklar bizi maddi, psikolojik, fizyolojik olarak olumsuz etkiler.

Bir de başka bağımlılık var. Aslında adına borç mu desek, vefa mı desek bilemedim ama sonucunda bağımlı oluyorsunuz.

Bunun bedeli de çok ağır ödeniyor. Vadesi uzun olunca hissedilmiyor ya da kaçılabiliyor ama nereye kadar kaçabilirsin ki. Elbet bir gün elinde yaptıklarından başka bir şey kalmayacak. Yaptıkların da nasıl şeyler onları biliyoruz ya da nasıl yaptın orası da ayrıca sorun.

Ülkenin birinde, büyük bir şirket varmış. Bu şirket ülkenin dört bir tarafına en ücra yerlerine kadar şubesi olan kocaman bir şirketmiş. Çok sayıda da müşterisi varmış. Bu şirkette çalışanlar zaman zaman bu şirketin şubelerine yönetici olmak için başvurur, gerekli sınavlardan geçerse yönetici olurmuş. Kimisi daha iyi yerleşim yerine gitmek için, kimi maddi gelirler için, kimisi de kişisel amaçlarına ulaşmak için bu görevlere talip olurlarmış.

Bu şirketin ceosu da patronun yakın bir arkadaşının oğluymuş. Personel yerleşimlerinde yetkili değil ama gizliden söz sahibi imiş. İşte şirkette çalışan personel de şubelere yönetici olmak istediğinde onun onayında geçer ya da onun dediği olurmuş.

Gerek kariyer için gerekse isteği doğrultusunda yönetici olmak isteyen kişi, talip olduğu işe dair yeterliliği olsa, gerekli şartları taşısa, şirketin yaptığı sınavdan geçse de söz sahibi olan ceonun, o kişi hakkında bildirdiği görüş daha kıymetli olurmuş.

Ceonun da şirkette bulunduğu konumda devam edebilmesi, yükselebilmesi için de çalışanların kendi tarafında olması önemli olduğu için bu ceo, görüşlerinde bunları hesap ederek hareket edermiş. Bunu da herkes bilirmiş. İtiraz söz konusu olmaz imiş. İtiraz etseler de etkisi olmayacağını, bir şeyin değişmeyeceğini, bu işin yazılı olmayan bir kural olduğunu kabullenmişlerdi.

Böyle böyle devam edip gitmiş. Artık yönetici olanlar ceonun tarafına geçmiş yanlış da olsa işlerini ceonun talimatına göre yapmaya başlamışlar. Kimilerinin başlarda bu yanlışları yaparken vicdanı ve elleri titrerken zamanla geçmiş.  Kimilerinin ise baştan beri adeta rızası varmışçasına ceo ile işler yapmışlar.

Kimileri dayanamamış. Haysiyetine dokunmuş. Şubede yönetici olmak onlar için şahsiyetlerinden önemli değilmiş. Çekmiş gitmişler. Tabi bazı yaptırımlar ödemek zorunda kalanlar olmuş ancak bu yaptırım yönetici iken yaptıkları kadar ağır gelmemiş.

Şube yöneticileri olan biten hakkında konuşamaz, çok şey bilir, rahatsız olur ama seslerini çıkaramaz.

Tabi sadece yöneticiler değil çalışanlar arasında da başka talepleri için ceo ile işbirliği içinde olanlar varmış.

Bu sistem bu şekilde sürüp gidememiş tabi ki. Şube yöneticileri işlerinde yeterli olamamış veya başka niyetlerle gelenler doyumsuz bir hale gelmiş. Ne ceo ne de patron bu işi çözememiş çünkü çözülecek gibi olmamış. Gökten üç elma düşmüş. Üçü de samimi şekilde  çalışanların başına…

O şirkette amaç üretim olmaz o zaman dediğinizi duyar gibiyim. Cevabım evet.

Bir de şube yöneticiliği isteyenler için bu kadar mı mecburlar diyorsunuz. Değiller tabi. Oraya mutlaka bir yönetici seçilecek şirket çalışanları içinden. Herkes adil bir şekilde yönetici olarak görevlendirmeyi talep etseydi, ceoya fırsat doğmazdı. Veya en önemlisi haksız yere geleceğim konumu istemem diyebilselerdi.

Veya şöyle düşünün yıllarca taa ki ceo gidene, şirket batana kadar bağımlısın. Dediklerini yapmak zorundasın. İşte onların taleplerini yerine getirip yorgun argın eve geldiğinde kapıda çocukları karşıladığında…  yine ailecek yedikleri bir akşam yemeğinde çatalını tabağa uzattığı/uzattıkları an…

Daha niceleri. Gerek var mı?

Özgürlük… her şeyin başlangıcı aslında. Asfaltta menzilden çıkacağımza; dağ, taş, patikadan menzile varmayı tercih etmediğimiz, duruş sergileyerek dağı taşı asfalta çevirmeye çalışmadığımız müddetçe de çok insan özgürlüğüne ulaşamayacak çok yazık…

 

                                                                                                                                              Gülay Çetkin

                                                                                                                                     Eğitim Gücü Sendikası

                                                                                                                                        Denizli İl Temsilcisi

                                                                                                                                                                                  

DİĞER YAZILARI Bakan Tekin’e Denizli’de Ne Dediler? 01-01-1970 03:00 Denizli Eğitim Gücü Sen’den Proje Okulu Çağrısı 01-01-1970 03:00 Okullarda Başka Bir Şiddet Modeli 01-01-1970 03:00 Takke Düştü 01-01-1970 03:00 Denizli milli eğitimde usulsüz lojman mı tahsis edildi? 01-01-1970 03:00 Efsane Vali Recep Yazıcıoğlu Denizli’ye Geri Mi Döndü? 01-01-1970 03:00 Denizlide okullar kaosa mı sürükleniyor? 01-01-1970 03:00 Okula Gelen Gizemli Kişi 01-01-1970 03:00 Okullarda Yapılan Projelerde Arada Kalanlar Okul İdareleri 01-01-1970 03:00 Bu okulda yaşananlarda siyaset mi var yoksa milli eğitimin duyarsızlığı mı? 01-01-1970 03:00 Okullarda Projeler Eğitime Engel Olmaya Başladı 01-01-1970 03:00 Denizli il milli eğitim müdürü okulu dağıtmakla tehdit etti! 01-01-1970 03:00 Eğitimde yeni yönetim şekli İdare edemeyeni idare et! 01-01-1970 03:00 Adalet Susarsa, Kim Konuşacak! 01-01-1970 03:00 Yasalar Yetmez: Vicdanı da İnşa Etmeliyiz 01-01-1970 03:00 Bu soruşturmalar neden soruşturulamıyor! 01-01-1970 03:00 Denizli Milli Eğitimde Öğretmenleri Tehdit Skandalı 01-01-1970 03:00 Denizli’de öğretmenler mağdur mu edildi? 01-01-1970 03:00 Benden Selam Olsun Bolu Beyine! 01-01-1970 03:00 Denizli’de Bir Hukuk Zaferi Ve Düşündürdükleri 01-01-1970 03:00 Denizli Eğitim Gücü Sen Eğitim Öğretim Yılını Değerlendirdi 01-01-1970 03:00 Çal Mem İki Kardeşi Bir Sevdaya Düşürdü 01-01-1970 03:00 İyi Sıhhatleriniz Olsun Efendim 01-01-1970 03:00 Denizli Eğitim Gücü Sen Uyarıyor 01-01-1970 03:00 Denizli’de uzaya çıkmamız lazım değil miydi? 01-01-1970 03:00 İhtiyaca Binaen: Kara Murat Geliyor 01-01-1970 03:00 Kuş Konuşamadıkça Hırka Çıkmayacak, Nizam Gelmeyecektir 01-01-1970 03:00 Sakarya’da Hukuk Kazandı; Öğretmene Verilen Haksız Ceza Hukuktan Döndü 01-01-1970 03:00 Denizli İdare Mahkemesi’nden Öğretmenler İçin Önemli Karar 01-01-1970 03:00 Denizli Milli Eğitim Müdürlüğü’den Şaibeli Yarışma 01-01-1970 03:00 Bu camia küllerinden yeniden doğacak! 01-01-1970 03:00 Denizli’de muh akdi mi? Müf etti mi? 01-01-1970 03:00 Ben, Sarı Çizmeli Mehmet Ağa 01-01-1970 03:00 İDYOKYA 01-01-1970 03:00 Ayine-İ Berzah’ta Berzah Alemi Sohbeti 01-01-1970 03:00 Nemrut’un Sineği 01-01-1970 03:00 Öğrenci Görünümlü Yayınevi Kazananlı Yarışma 01-01-1970 03:00 Durmuyor Bu Müdür Yardımcısı 01-01-1970 03:00 Sendikal Yolculuk 4- Türkiye’de Sendikal Tarih-2 01-01-1970 03:00 Denizli Milli Eğitim’de Görevlendirmeler Bitmiyor 01-01-1970 03:00 Türkiye’de Sendikal Tarih-1 01-01-1970 03:00 Öğretmenler Gitmese Suç Gitse Mağduriyet 01-01-1970 03:00 Denizli’de tehlike geliyorum dedi: eminim bunu düşünmemiştiniz! 01-01-1970 03:00 Sendikal Yolculuk 2- Sendika Nedir! 01-01-1970 03:00
haber yazılımı