Soframızdaki Nitrat Ve Nitrit Gerçeği

Hamdi TEMEL

01-09-2025 19:02

Günlük hayatımızda sıkça duyduğumuz, sosyal medyada da videolarda bolca açıklaması yapılan ama çoğumuzun ne olduğunu tam bilmediği iki madde var: nitrat ve nitrit.

Özellikle paketli gıdaların etiketlerinde ya da işlenmiş et ürünleriyle ilgili haberlerde nitrit ismi göze çarpar.

Çoğunlukla bu maddeler ile ilgili çıkan haberlerde “kanser riski” vardır ifadesi bizleri ürkütüyor. Ancak bilimsel araştırmalar gösteriyor ki, bu maddeler sadece “zararlı” değil. Doğru kaynaklardan alındığında vücudumuza faydası var.

Nitrat Nereden Geliyor?

Nitrat soframıza günlük aldığımız sebzelerden yaklaşık %80’inden geliyor. Özellikle ıspanak, marul, pancar, roka, kereviz gibi yeşil yapraklı sebzeler nitrat açısından oldukça zengin olduğunu görüyoruz. Az bir kısmı ise içme suyundan ve az miktarda meyvelerden geliyor.

Nitritin kaynağı ise farklı. İşlenmiş etlerde (salam, sucuk, sosis gibi) nitrit gıda katkı maddesi olarak kullanılabiliyor. Bu da çoğu zaman kafalarda soru işareti oluşturuyor.

Ancak unutulmaması gereken nokta şu: Nitrit sadece dışarıdan alınmıyor, aynı zamanda vücudumuzda da oluşuyor. Ağzımızdaki faydalı bakteriler ve sindirim sistemimizdeki bazı biyolojik yollar, nitratı nitrite dönüştürüyor. Yani siz yediklerinizden nitrat alırsanız o vücudumuzda rahatlıkla nitrite dönüşüyor.

Nitrat ve Nitrit Vücudumuzdaki işlevleri neler?

Vücudumuzda tam bir kimyasal reaksiyonlar olduğunu görüyoruz. Vücudumuza giren nitrat ve nitritler, nitrik oksite dönüşüyor. Bu mucizevi kimyasal nitrik oksit damarlarımızı gevşeterek tansiyonu düşürüyor, kalp ve damar sağlığımızı destekliyor, hatta bağışıklık sistemimizde mikroplarla savaşmada rol alıyor.

Son yıllarda yapılan bilimsel çalışmalar, sebzelerden gelen nitratın “doğal bir tansiyon ilacı” gibi işlev görebildiğini gösteriyor. Özellikle “DASH diyeti” olarak bilinen, sebze ve meyve ağırlıklı beslenme programının tansiyonu düşürmede etkili olmasının nedenlerinden biri de bu nitrat içeriği olabilir.

Peki, zararları var mı?

Kısaca yazmak gerekirse, her şeyin fazlası nasıl zarar veriyorsa, nitrat ve nitritler için de aynı durum geçerli.

•          Bebeklerde risk: Altı aydan küçük bebekler yüksek nitrat içeren sulara ya da sebzelere maruz kalırsa “mavi bebek sendromu” olarak bilinen ciddi bir tablo ortaya çıkabiliyor. Bu nedenle uzmanlar, bebeklere erken dönemde ev yapımı ıspanak, pancar, havuç gibi sebzelerin verilmesini önermiyor.

•          İşlenmiş etler: Salam, sucuk, sosis gibi ürünlerde koruyucu olarak eklenen nitritler bazı koşullarda kansere yol açabilen bileşiklere dönüşebiliyor. Bu nedenle Dünya Sağlık Örgütü ve birçok sağlık otoritesi, kırmızı et tüketiminin sınırlı tutulmasını, işlenmiş etlerin ise mümkün olduğunca az tüketilmesini tavsiye ediyor. Keşke hiç tüketmesek…

Burada dikkat etmemiz gereken husus ise sebzelerden gelen nitrat ve nitrit ile işlenmiş etlerden gelenler ile aynı kefeye konmamalı. Çünkü sebzeler sadece nitrat içermez; aynı zamanda vitaminler, antioksidanlar ve lif gibi sağlığımızı koruyan başka birçok bileşik de sunar. Bu koruyucu maddeler, potansiyel zararlı etkileri büyük ölçüde dengeler.

Sonuç olarak, günlük hayatta nelere dikkat edelim?

•          Soframızda bolca sebze ve meyve tüketelim. Özellikle yeşil yapraklı sebzeler hem vitamin hem de kalp-damar sağlığını destekleyen nitrat açısından zengin.

•          İşlenmiş etleri günlük hayatımızdan çıkaralım.

•          Bebeklere erken dönemde nitrat açısından zengin sebzeleri vermekten kaçınalım.

•          İçme suyumuzun kalitesinden emin olalım. Özellikle köylerde ve kırsal alanlarda kullanılan kuyularda nitrat seviyesi yüksek olabilir. Resmi makamlardan destek alıp su analizlerini devamlı yaptırmak gerekiyor.

Kaynak: The American Journal of Clinical Nutrition Volume 90, Issue 1, July 2009, Pages 1-10

 

 

DİĞER YAZILARI Geleceğin Anahtarı: Topraktaki Şifa ve Tarımda Bio-İnovasyon 01-01-1970 03:00 Kaynatılan Su Mikroplastiklerden Kurtulabilir mi! 01-01-1970 03:00 Kaynatılan Su Mikroplastiklerden Kurtulabilir Mi? 01-01-1970 03:00 Suçun Adresi: Başta Medya, Sonra Hepimiz 01-01-1970 03:00 Sarı Kantaron: Gelenekten Bilime Uzanan Şifa Bitkisi 01-01-1970 03:00 Oruç: Hücrelerimizi Yenileyen İlahi Sistem 01-01-1970 03:00 Ramazan’da Baş Ağrısı ve Böbrekler 01-01-1970 03:00 Acı Yakıyor Ama Mutlu Ediyor: Acı Biberin Şaşırtıcı Gücü 01-01-1970 03:00 Türkiye’nin Bor Hazinesi Sağlık İçin İşleniyor 01-01-1970 03:00 Susuzluğun Ayak Sesleri: Hepimizin Sınavı 01-01-1970 03:00 Limon Tuzu: Masum Bir Ekşilik mi, Bilinmesi Gereken Bir Kimya mı? 01-01-1970 03:00 Epsom Tuzu: Sandığımız Tuz Değil 01-01-1970 03:00 Bir Öğretmen, Bir Toplumun Çevre Bilincini Değiştirir 01-01-1970 03:00 Toprağın Sessiz Gücü: Bor 01-01-1970 03:00 Metamfetamin Ölümleri 01-01-1970 03:00 Sessiz ve Salgın Şeklinde Yayılan Metamfetamin Tehlikesi 01-01-1970 03:00 Kirlenen Hava, Solan Hayat 01-01-1970 03:00 Isınan Dünya, Hastalanan İnsan 01-01-1970 03:00 Şekerin Gerçek Yüzü: Tatlı mı Zehir mi? 01-01-1970 03:00 Şehidin Helvası Sizin Ocakta Kavrulmadıkça 01-01-1970 03:00 Organlarımızdan Beynimize Sinsice Yürüyen Tehlike 01-01-1970 03:00 Kızıldeniz: Tarihin, Renklerin, Yaşanmışlığın Ve Hayranlığın Buluştuğu Yer 01-01-1970 03:00 Zamanı Aşan Yapılar: Mısır Piramitlerine Yolculuk 01-01-1970 03:00 Unutulmaz Bir Anadolu Durağı: Muş Seyahatim 01-01-1970 03:00 Ramazan: Maneviyat, Kardeşlik Ve Sağlığın Buluştuğu Ay 01-01-1970 03:00 Sürdürülebilir Bir Gelecek İçin Yeni Bir Yaklaşım İleri Dönüşüm 01-01-1970 03:00 Tarih, Rüzgar ve Hamsilos’un Hikayesi: Sinop 01-01-1970 03:00 Gelecekte plastiğin yerini kenevir alabilir mi? 01-01-1970 03:00 Bedeninizin sessiz çığlığı Daha fazla su için! 01-01-1970 03:00 Lavanta: Şifa ve Güzelliğin Doğal Kaynağı 01-01-1970 03:00 Suyun Sesini Duydum 01-01-1970 03:00 Lavanta ile Sağlığın Bilimsel Yüzü 01-01-1970 03:00 Bilim Bozkır Topraklarındaydı! 01-01-1970 03:00 Mikroplastikler: Görünmeyen Tehlike Artık Her Yerde 01-01-1970 03:00 Aybüke: Öğretmen Oldum Ben filmine dair 01-01-1970 03:00 Yapay zekâ, günlük hayatımızda yeni bir dönem 01-01-1970 03:00 Ay çekirdekleri de küresel ısınmadan payını aldı! 01-01-1970 03:00 Hala çamlık ya da ormanda yürümek istemeyenler var mı acaba? 01-01-1970 03:00 Ben ne yazıyorum ki Allah aşkına! 01-01-1970 03:00 Sarılma ya da kendini iyi hissetme hormonu: Oksitoin 01-01-1970 03:00 Küresel İklim Çekirgeleri Çıldırttı 01-01-1970 03:00 Bazen de hayatı yavaşlatmalı mı ki insan? 01-01-1970 03:00 Bu vatan için şehit olanlar! 01-01-1970 03:00 Gönül Dağının Gerçek Bir Mucidi 01-01-1970 03:00 Kalemime Yansıyan Karadeniz Turu 01-01-1970 03:00 Taşların dile geldiği yerdir kapadokya! 01-01-1970 03:00 Mutsuzluğumuzu mutluluğa çevirelim! 01-01-1970 03:00 Mutsuzluğumuzu mutluluğa çevirelim! 01-01-1970 03:00 Aday adayları kendilerini tartmalı! 01-01-1970 03:00 Ne bu dünyada ne de ahirette affetmeyeceğiz! 01-01-1970 03:00 Sesimi duyan var mı! 01-01-1970 03:00 Hala Ahilik Sistemine ihtiyacımız var! 01-01-1970 03:00 İslam’ın Rehberliğinde Bilgiden Bilince 01-01-1970 03:00
haber yazılımı