Evet, hiçbir tehlikenin olmayacağını düşünmek ve buna inanmak hele de Türkiye gibi önemli bir coğrafyada bir siyasi teşekkül olarak varsanız hayatınıza ml olacak bir hatadır. Bu hataya düşmeniz için içerdeki ve dışardaki tüm düşmanlarınız buna uygun ortamın hazırlığı için senkronize olarak ellerinden geleni yaparlar. Siz ise hiçbir rehavete kapılmayıp uzun soluklu ve farklı alternatiflere sahip plan ve projeler yapmalısınız. Çünkü Türkiye gibi bir coğrafyaya sahip olmak bunu gerektirir.
Yukarıdaki başlık sizi yanıltmasın sakın! Bir Çin atasözü "Hiçbir zaman tüm yumurtalarını tek sepete koyma!" der ama zaten Amerikalılar hiçbir zaman iki sepetle yetinmezler. Hele de taarruz temelli plan ve projelerin başka coğrafyalarda uygulanması söz konusuysa en az beş farklı alternatifleri vardır. Bir de konu Türkiye olunca (çünkü Türkiye Türk-İslâm coğrafyasının en güçlü kalesidir) plan, proje ve fitnelerin çeşitliliği daha da artar.
Türkiye, cumhuriyet tarihi boyunca ve özellikle II. Dünya Savaşı sonrasında oluşan Soğuk Savaş yıllarında Atlantik ötesi menşeili birçok darbe ve darbe kalkışmasına sahne olmuştur. Aslında sadece cumhuriyet değil, temelleri cumhuriyet öncesine dayanan bir gelenekten söz ediyoruz. Bu geleneği sürdürmekte de tahterevalli gibi bir sistem kuruludur. Elbette her plan ve projede olduğu gibi kısmi olarak da olsa toplumsal bir tabanı muhakkak bulunan bu yapılar, tıpkı bir tahterevalli misali karşılıklı bir şekilde sırayla yükselip alçalırlar(fakat FETÖ kadar alçalıp canileşen bir projeye tüm Dünya tarihinde çok az rastlanır).
Birbirine karşı hayat görüşü, inançlar ve bağlı bulundukları değerler bakımından taban tabana zıt gibi görünen bu yapılar zıt kutupların birbirini çekmesi misali yine birbirlerinin tamamlayıcısı rolünü üstlenmektedirler. Bu roller, projelerin taban kısmını oluşturan kitleler tarafından maatteessüf inanılarak yürütülmektedir.
Özellikle Türkiye'nin son 30-40 yılı birbirine tamamen zıt gibi görünen yapıların sıralı yükseliş ve alçalışlarıyla doludur. 12 Eylül, 28 Şubat ve 27 Nisanlar yaşanırken geri planda olan ve hatta düşüyormuş gibi görünen FETÖ yapılanmasının gizli yükselişi, 15 Temmuz ihanet gecesinde Türk Milletinin basiret, feraset ve iradesi sayesinde yere çakılarak neticelenmiştir.
Milletimiz, Türkiye Cumhuriyeti'nin bir muz hatta ananas(!) cumhuriyeti olmadığını, Amerikan mandası kafalı kudurmuş hain FETÖ köpeklerine ve dolayısıyla da ABD nezdindeki tüm Haçlı zihniyetine göstermiştir. FETÖ paşalarının yanı sıra hatırı sayılır bir takım NATO paşalarının da kısmen iştirak ettiği bu istila ve iç savaş projesi çökmüştür. Fakat bundan sonraki süreç en az 15 Temmuz ihanet gecesi kadar yeni 15 Temmuzların yaşanmaması adına önem arz etmektedir. Çünkü, yine FETÖ yapılanması üzerinden dini duyguları, değerleri ve kıymetleri küçümseyen, öteleyen, dışlayan ve hatta tüm kötülüklerin anası imiş gibi gösteren bir algı operasyonuna her gün birtakım basın-yayın organları vasıtasıyla tanık olmaktayız. Öyle görünüyor ki FETÖ'nün bir proje olarak dibe vurduğu bir dönemde şimdi de bir başka proje yükseltilmek istenmektedir. Her tür şer projelerinin dirisinden de ölüsünden de nemalanmak, büyük planın bir başka parçasını teşkil etmektedir.
Fakat ABD'nin Başkanı Abraham Lincoln'ün bir başka sözünde belirttiği üzere şu husus da unutulmamalıdır ki; "Başka ulusları özgürlüklerinden edenler, er ya da geç kendileri de özgürlüklerinden olurlar."
Samet SEMİZOĞLU















