Anne-Babanın Çocuğa Yaklaşımı

Anne-babanın çocuğa yaklaşımını şu şekilde sıralayabiliriz: 1-Baskıcı-Otoriter Yaklaşım Baskıcı ebeveynler, çocuklarının davranışlarını, hiç esnemeyen, kendilerine mutlak itaati isteyen, devamlı denetleme ve yargılama eğiliminde olan yapıdadırlar

Türkiye - 26-03-2016 14:47

Anne-Babanın Çocuğa Yaklaşımı
Anne-babanın çocuğa yaklaşımını şu şekilde sıralayabiliriz: 1-Baskıcı-Otoriter Yaklaşım Baskıcı ebeveynler, çocuklarının davranışlarını, hiç esnemeyen, kendilerine mutlak itaati isteyen, devamlı denetleme ve yargılama eğiliminde olan yapıdadırlar. Oldukça yüksek hedefler seçerler ve bu ebeveynlerin çocukları kendilerini sürekli yetersiz hissederler. Baskıcı ve itaat odaklı bu tür ebeveyn tutumunda, anne-babanın kısıtlayıcı ve cezalandırıcı bir yol izlediği, çocuklarını kendi kurallarına uymaları ve saygılı olmaları konusunda uyardıkları görülür. Bu tutum, yetersiz sosyal gelişimin nedenidir. Böyle bir ortamda, tartışmaya yer yoktur. Anne-baba yaşanan durumu, “Bunu sadece benim söylediğim şekilde yapacaksın, o kadar. Ben anneyim/babayım, sen ise çocuksun”, cümlesiyle sınırlar ve isteklerinin yapılması için çocuğu zorlar.  Baskı uygulanarak istenen davranışı yapmak üzere zorlanan çocukta oluşan korku, ona, doğru davranış kalıbını öğrenmesinde yardımcı olmayacak, sadece geçici olarak davranışını değiştirmeye yol açacaktır. Aşırı otoriter tutumda ana-baba, disiplin aracı olarak cezayı kullanır ve çocuğa karşı öfkesini kolaylıkla ifade eder. Böylece çocukta, kendine güvensizlik, düşük benlik saygısı ve çekingenliğe neden olur. 2- İlgisiz ve Kayıtsız Yaklaşım İlgisiz ve kayıtsız tutum, ana-babanın çocuğunu yalnız bırakma, görmezlikten gelme şeklinde dışlaması anlamına gelir. Duygusal istismara yol açan böyle bir ortamda ana-baba-çocuk üçgeninin arasında iletişim kopukluluğu gözlenir. Ana-babanın ilgisizliğiyle çocuğun öğretmenine, arkadaşlarına ve yakın çevresindeki eşyalara verdiği zarar ve suçluluk davranışı arasında yakın bir ilişki bulunmuştur. Bu konuda yapılan araştırma bulgularına göre ilgisiz ve kayıtsız ana-baba tutumu çocuğun saldırganlık eğilimini güçlendirmektedir. 2 Çocuğu sık sık yalnız bırakma, ilgilenmeme, yok sayma, önem vermeme ve görmezlikten gelme alışkanlıkları olan bir aile ortamında yetişen çocukları sıkıntılı bir yaşam beklemektedir.   Görüldüğü gibi ilgisiz ve duyarsız aile modeli çocuğa zarar vermekte ve kişilik gelişimini olumsuz etkilemektedir.  3- Aşırı Koruyucu Yaklaşım Aşırı himayeci bir tutumla yetiştirilen çocuklara, aile içinde devamlı himayeye muhtaçlarmış gibi davranılır. Böyle bir ailede anne-baba müdahalecidir. Çocuk, ergenlik çağını geçse de ona kendi kararlarını vermesi için yeterli zemin hazırlanmaz. Bu ailede bazen çocuğun (ergenin) arzularına rağmen onun adına kimi kararlar alınır ve anne-babanın buna hakkı olduğu savunulur. Bu tür bir davranış içinde olan aileye göre anne ve baba, çocuğu için her türlü fedakârlığı yapmalı ve çocuk da aileye bu konuda şükran duymalıdır. Böyle bir tutumla yetiştirilen çocukların yeterince girişimci olamadıkları, bağımsız davranamadıkları, ileri yaşlarda bile bir himaye edici aradıkları gözlenir. Çok fazla kol kanat gerici bir tutum içinde yetişen çocukların yetişkinliğe geçişi zor olur. Ayrıca  “aşırı koruyucu tutum” içinde olan anneler, çocuklarının bu bireyleşme çabalarını engelleme yolunu seçmektedirler.4  Aşırı himayeci ve müdahaleci anne-babalar ise çocuklarını kendilerinin bir uzantısı gibi görür ve duygusal yoksunluklarını onlarla gidermek isterler. Bu aileler, çocuğun anne-babaya bağımlı olmasını bir görev sayarlar. Kız çocuklar, daha çok anne-baba kontrolünde tutulur, bağımsız ve ayrı bir birey olma yolundaki çabaları anne-baba tarafından daha çok engellenir.  4- Aşırı Hoşgörülü Yaklaşım  Aşırı hoşgörülü ailelerde kurallar yoktur, çocuğun egemenliği sözkonusudur. Ceza yoktur, çocuk anne-babayı kontrol altına almıştır, karar çocuğundur. Aşırı hoşgörülü ailelerde ise kişilik gelişimi şöyledir: Bencil, her istediğinin yapılmasını isteyen, uyumsuz, sorumsuz, kuralları kabul etmeyen, kullanmayı  düşünen, daha popüler olanları kıskanan bireyler  yetişir.5 Çocuklarına boyun eğen anne ve babalar, evde onların egemenliğini kabullenen kişilerdir. Bu tür ailelerde, çocuklar, anne ve babalarına hükmederler ve onlara çok az saygı gösterirler. Bu çocuklar, yalnız anne ve babalarıyla yetinmeyip zamanla ev dışındaki kimselere de egemen olmanın yollarını arayan fertler haline dönüşürler.6 Bu tür çocuklar, kendisini çok beğenir ve çok şımarıktır. 5- Olumlu Yaklaşım Anne-babanın çocuklarına karşı hoşgörü sahibi olmaları, çocukların bazı kısıtlamalar dışında, arzularını diledikleri biçimde gerçekleştirmelerine izin vermeleri anlamına gelir. Böyle durumlarda çocuk, evine yönelik bir birey olur. Eğer anne-babasının hoşgörüsü normal bir düzeydeyse, çocuğun kendine güvenen, üreten, toplumsal bir birey olmasına yardım eder.7  Anne-baba çocuğunu olduğu gibi kabul edip destekler. Çocuklarına karşı sevgi doludurlar. Çocuğun ilgilerini, yeteneklerini göz önünde tutarak, yeteneklerini gerçekleştirebileceği ortamlar hazırlar. Anne-baba birbirlerine ve çocuğa olan duygularında açık davranır. Aile içinde güven ve şeffaflık vardır. Problemlerle nasıl baş edebileceğini birlikte araştıran, huzurlu bir aile ortamı bulunur. Böyle bir ailede, evde ve toplumdaki kuralların sınırları bellidir. Çocuk neyi nerede yapacağını veya yapmayacağını bilir. Kendilerine güvenirler.  Azimli ve ümitlidirler.  Sorumluluk sahibidirler. Müteşebbis ve bağımsızdırlar. Kurallara ve otoriteye saygı duyarlar. İşte bu çocuklar, sosyal açıdan dengeli ve mutlu bireylerdir. Hz. Peygamber (s.a.s.)'in Çocuklara Yaklaşımı Hz. Peygamber (s.a.s), her alanda olduğu gibi çocuklara sevgi, şefkat, merhametle yaklaşırdı ve onlara değer verme hususunda da bizlere en güzel örnek olmuştur. O bu duyguları sadece kendi torunları için değil, diğer çocuklar için de taşımıştır. Üsame b. Zeyd (r.a)’den rivayetle: “Rasulullah (s.a.s.), beni bir dizine, Hasan b. Ali’yi de diğer dizine oturttuktan sonra ikimizi birden bağrına basar ve ‘Ey Rabbim; bunlara merhamet et, çünkü Ben onlara karşı merhametliyim.’ buyururdu.” (Buharî, Edeb 22) Çocuklara karşı derin bir sevgi ve şefkat besleyen Hz. Peygamber (s.a.s.) onları ciddiye alıp seviyelerine inmek suretiyle onların problemleriyle ilgilenmiştir. Onun çocukları kucağına alıp sevdiği ile ilgili pek çok rivayet bulunmaktadır.  Nitekim bir defasında Peygamberimiz (s.a.s.)'i kucağında çocukları öperken gören bir bedevi hayretle: “Siz çocukları öpüyor musunuz? Biz onları hiç öpmeyiz!" deyince, sevgili Peygamberimiz (s.a.s.) “Allah, senin kalbinden sevgiyi söküp atmışsa ben ne yapabilirim?”(Müslim, Fezail 64)   diye karşılık vermiştir. Yine başka bir olayı Ebu Hureyre (r.a) şöyle anlatmıştır: "Hz Peygamber (s.a.s.) yanında Akra'nın bulunduğu bir sırada torunu Hasan'ı öptü. Bunu gören Akra: benim 10 çocuğum var, hiç birini öpmedim" diye konuşunca, Hz. Peygamber (s.a.s): "Merhamet etmeyene merhamet olunmaz" (Buhârî, Edeb 18) buyurdu.  Peygamberimiz (s.a.s.) çocukları çok sever, onlara selam vererek gönüllerini alırdı. "Küçüklerimize şefkat etmeyen bizden değildir."  (Tirmizi, Birr 15) buyuran Peygamberimiz (s.a.s.) kız-erkek ayrımı yapmadan çocuklara olan sevgi ve şefkatini her fırsatta göstermiştir. Peygamberimiz (s.a.s.), ayrıca mü’minlere, çocukları arasında adaletle davranmalarını hatırlatmış ve şöyle buyurmuştur: “Allah'tan korkun. Çocuklarınızın size itaatli olmalarını istediğiniz gibi siz de onların aralarında adaletle davranınız.” (Tirmizî, Birr 33)  Hatta çocukları sevmede dahi adaletli olmamızı bizlere tavsiye etmektedir. Bu konuda şöyle buyurmaktadır: “Allah öpücüğe varıncaya kadar her hususta çocuklar arasında adaletli davranmanızı sever” (Buhari) Âlemlere Rahmet olarak gönderilen Hz. Peygamber (s.a.s.), çocuklara ayrı bir değer verir, her fırsatta çocuklara karşı beslediği sevgi ve merhamet hislerini göstermekten geri durmazdı. Dolayısıyla anne babalar,  çocuklarına karşı yaklaşımında çok dikkatli olmalı, olumlu yaklaşmalı ve onların maddî ve manevî açıdan çok iyi yetişmeleri için gereken gayreti göstermelidirler!
Neler Söylendi?
DİĞER HABERLER
Cibiş Kanyonu: Kastamonu’nun Doğal Aquaparkı

Cibiş Kanyonu: Kastamonu’nun Doğal Aquaparkı

15-09-2025 - Türkiye

Kastamonu kaç ilçe ile kuruldu?

Kastamonu kaç ilçe ile kuruldu?

05-03-2025 - Türkiye

  • eşya depolama
  • ahsap mobilya Turkey Hair Transplant Packages ts3 satın al Anlaşmalı Boşanma Davası FUE iptv bayilik Eşya depolama iptv bayilik