AYDINLARIN OTOPSİ RAPORU

Her çağda toplumun motor kuvvetini aydınlar oluşturmuştur

Kategorilenmemiş - 01-01-1970 03:00

AYDINLARIN OTOPSİ RAPORU
Her çağda toplumun motor kuvvetini aydınlar oluşturmuştur. Her ne kadar siyasetçi ve yöneticilerin adı ön plana çıkmış olsa da bu gerçek hiçbir zaman değişmemiştir. Toplumsal değişim ve dönüşümlerin hazırlayıcısı olan aydınlar, zaman zaman egemen güçler nezdinde itibar görseler de genelde dışlanmışlardır. Zamanın önünde gitmeleri, yanlışların ve adaletsizliklerin karşısında olmaları, egemenlerin yüzüne karşı hakkı haykırmaları bunun için yeterli olmuştur. Ancak suya sabuna dokunmamaları, uygulamalardaki yanlışlarda keramet bulmaları ise el üstünde tutulmalarına neden olmuştur. Sonuçta kurulu düzenin yanında olan aydınlar muteber, karşısında olanlar ise her türlü zillete müstahak olmuştur. Bu konuda İslam dünyasında Ebu Hanife, batı dünyasında ise Sokrates ilkeli duruşu ile çok güzel iki örnektir.
 
Normal koşullarda değerlendirdiğimizde aydınların farklı yerlerde bulunmaları ve fikir ayrılıklarına sahip olmaları, olağan ve doğaldır. Aydınların farklılıkları fikir çatışmaları yoluyla doğruya erişmede her zaman yeni açılımlar sağlamaktadır. Bu süreçte evreni ve olayları algılama noktasında farkındalık oluşturan, kendinden bir şeyler ortaya koyan aydınların yeri çok ayrıdır. Ancak kendilerini bir siyasal/dinsel/felsefi eğilimin salt takipçisi durumuna düşürenler, her türlü yanlışına karşın egemen güçlere koşulsuz bağlı olanlar tarih sahnesinden kaybolmaya mahkûm olmuşlardır.
 
Ülkemizde aydın denildiğinde daha çok batıda veya batı kültürü içinde yetişmiş, çeşitli konularda fikir beyan etmiş kişilerin öne çıkması tesadüf değildir. Batının yaşamış olduğu sıkıntıların sağladığı kültürel ve sosyal birikimin bu noktada büyük etkisi bulunmaktadır. Özellikle son yüzyılda batıda yaşanan sorunlar ve değişimler, batının öne çıkmasına neden olmuştur. Pek çok İslam ülkesindeki aydının da batıda eğitim almış veya en azından batı felsefelerini okumuş olması da bu açıdan doğaldır. Batıda gelişen bilimleri öğrenmenin, bilmenin ve kullanmanın herhangi bir yanlış yönü de yoktur. Batı tarafından sömürülmesine rağmen batıya öykünen ve batılı normlara göre düşünmeyi ve halkını analiz ederek yönlendirmeyi erdem sayan aydınların davranışında problem vardır. Bu çarpık yapı nedeniyle aydınların tanımlanmasında ve sınıflandırılmasında bu bakış açısı kullanılmaktadır.
 
İlk aşamada aydınlar, ait olduğu kültürel birikim ve kaynaklara sahip çıkanlar ile kendi kültürüne yabancılaşmış, batı öykünmeciliğini ölçü edinmişler olarak ayrılırlar. Yüzyıllardır bu topraklar, ikinci tip aydın grubundan çok çekmiştir. Kendi halkını dış güçlere kötüleyen, kendi kültürünü aşağılayan, kendi halkını düşünüyormuş gibi çözüm önerileri sunan, beyni kiralık aydınlar bu grubun baş aktörüdürler. Birinci gruptakiler ise yılların aşağılanmışlığına karşın kendi kültürel kodlarından çözümler üretmek için çabalamışlardır. Hatta bu mücadeleyi verirken, kendi kültürünü yadsıyan ve beynini kiraya vermiş aydın geçinenlerin de hedefinde olmuşlardır. Bir taraftan halkın öz kültürel değerlerinden yeniden diriltilmesine çalışırlarken bir taraftan da bu tiplerle mücadele etmişlerdir. İkinci grup ise karşıt gördüğü kesimin tüm katmanlarına her zaman saldırmak ve aşağılamak çerçevesinde yanaşmıştır. Yapıcılık ve erdemlilik kriterlerinden yoksun olmalarının verdiği hırs ve kolaycılıkla, istedikleri yıkıcılık ve bölücülüğü oldukça rahat gerçekleştirmişlerdir.
 
Aydınların tanımlanmasında kullanılabilecek bir diğer kriter ise siyasal/dinsel olarak ait olduğu yerde duruşlarına göredir. Aslında siyasal/dinsel çizginin aydın olmaya zararı yoktur. Bulunduğu siyasal/dinsel akımın etkisi altında, yapılan yanlışları haklı çıkarmak için çabalamak ile halkını aşağılayan ve bölen bir zihniyette olunması bu durumu sorunlu hale getirmektedir. Her aydının kendine has siyasal/dinsel bir çizgisinin olmasını beklemek saflıktır. Önemli olan ana noktalarda bir siyasal/dinsel görüşe ait olunup, özelde ise içinden çıktığı halkın gerçekleri ile bu düşüncelerini düzenlemesidir. Ülkemiz aydınlarının önemli bir kesimi bu noktada hataya düşmekte, kendi siyasal/dinsel düşüncesine uymayan herkesi sığır, koyun, aptal, yalaka gibi tasnif ederek aşağılamaktadır. Özellikle toplumsal katmanın alt bireylerinin olduğu halkı savunduğunu söyleyen sol aydınların, kendileri gibi düşünmeyen halkı böyle aşağılamaları büyük bir handikaptır. Sol aydınların kendilerini büyük bir özgüvenle, hatta kendini beğenmişçesine haklı ve doğru görmeleri, bu yanlışın temelindeki etkendir. Sağ aydınların halkı "necip millet
Neler Söylendi?
DİĞER HABERLER
  • eşya depolama
  • ahsap mobilya Turkey Hair Transplant Packages ts3 satın al Anlaşmalı Boşanma Davası FUE iptv bayilik Eşya depolama iptv bayilik