TEFAS'a kapalı dönemde yapay getirilerle başlatılan, içi boş şirket hisselerinin şişirilmesiyle büyüyen ve tabana yayılan fon düzeneğinde on binlerce yatırımcı mağdur oldu.
Finans çevrelerinde geniş yankı uyandıran sistemin perde arkası ve krizden çıkış için önerilen "Clawback" (haksız kazançların geri tahsili) havuz sistemi tüm detaylarıyla gün yüzüne çıktı.
İllüzyon Tefas Dışında Başladı, Yapay Şişirmeyle Büyüdü
Sistemin başlangıcı 2021 yılına kadar uzanıyor. İlk etapta fonlar TEFAS platformuna kapalı olarak kuruldu. Alım satıma kapalı olmasına rağmen sistemde görünen astronomik getiriler, küçük yatırımcılar için cazibe merkezine dönüştürüldü.
Bu süreçte likiditesi son derece düşük küçük şirketlerin payları toplanarak düşük hacimli sermayelerle yapay biçimde tavan yaptırıldı. Ardından fonlar genel yatırımcıya açıldığında, oluşan yüksek sanal getiriler yöneticilerin finansal başarısı gibi lanse edildi ve sisteme büyük miktarda sermaye akışı sağlandı.
İçi Boş Şirketler
Fon büyüklükleri katlanırken sistemin devam edebilmesi için yeni şirket anlaşmaları devreye sokuldu. Piyasa değeri gerçekte çok düşük olan şirket sahipleriyle anlaşılarak hisselerin 10 ila 15 katına çıkarıldığı, patronların ise satmama taahhüdü karşılığında hisse satışı veya dış kaynakla fonlandığı öne sürüldü.
Süreç ilerledikçe finansal gerçeklikten kopan tabloyu perdelemek adına sosyal medyada organize troller ve "yerli ve milli fon" temalı yayınlar devreye sokuldu.
Uyarıda bulunmak isteyen uzmanlar ise piyasa bozucu eylem suçlamaları ve tehditlerle sindirilmeye çalışıldı. Şişirilen birkaç şirketin piyasa değerinin Türkiye’nin köklü sanayi devlerini ve bankalarını geride bırakması, sistemin 20-25 milyar dolar büyüklüğe ulaşmasına ve çöküşün kaçınılmaz hale gelmesine yol açtı.
SPK Düzenlemesi Çöküşü Hızlandırdı, Yöneticiler Gözaltında
Sermaye Piyasası Kurulu'nun tek bir hisse senedinin portföydeki ağırlığına sınır getiren düzenlemesi, yapay olarak tek kağıtla şişirilen fonlar için sonun başlangıcı oldu.
Düzenleme sonrası zorunlu satışlara başlanmasıyla likit olmayan sistem hızla değer kaybetti. Fon çıkışlarının kilitlenmesi ve tepe isimlerin son hamlelerle fonu terk etmeye çalışmasının ardından yargı devreye girdi; sorumlular hakkında tutuklama ve mal varlığı dondurma kararları uygulandı.
Mağduriyet Haritası
Oluşan tabloda mağduriyet yaşayan kesimler farklı risk profillerine göre ayrışıyor:
Para Piyasası Fonu Yatırımcıları: Mevduat muadili güvenli liman arayışıyla sisteme giren ancak portföyüne riskli varlıklar ve teminatlar doldurulan en kırılgan kesim en büyük mağduriyeti yaşadı.
Hisse Senedi Fonu Katılımcıları: Yüksek getiri vadedilerek hisse fonlarına yönlendirilen tasarruf sahipleri ikinci sırada yer aldı.
Manipüle Edilen Hisseleri Bireysel Alanlar: Fonların yapay olarak yükselttiği hisse senetlerine doğrudan piyasadan giriş yapan bireysel yatırımcılar ciddi kayıplarla karşılaştı.
Haksız Kazançlar İçin "Clawback" Formülü Masada
Krizin çözümü için uluslararası finans hukukunda uygulanan "Clawback" (haksız kazançların geri tahsili) modeli gündeme getirildi. Devletin elindeki işlem kayıtları, transfer geçmişi ve kimlik verileri sayesinde sürecin hızlıca çözülebileceği belirtiliyor.
Önerilen çözüm yol haritası şu başlıklardan oluşuyor:
Geri Tahsilat Havuzu: Fonlardan çekilen para ile yatırılan para arasındaki pozitif fark hesaplanarak elde edilen fahiş karlar ortak bir tazmin havuzuna toplanmalı. Tahsilata çekilen kârı en yüksek olan büyük aktörlerden başlanmalı.
Hisse Manipülasyonu Kârları: Şişirilen şirket hisselerinde geçmiş 5 yılda olağan dışı kazanç sağlayanların kârları da aynı havuza devredilmeli.
Yönetim Ücretleri Ve Stopaj İadesi: Fon şirketlerinin kestiği yüzde 2'lik yönetim giderleri ve kamunun bu işlemlerden tahsil ettiği stopajlar iyi niyet göstergesi olarak havuza eklenmeli.
Küçük Yatırımcıya Öncelikli Ödeme: Havuzda biriken kaynak hak sahiplerine aktarılırken dağıtım küçük bakiyeden büyüğe doğru yapılmalı. Öncelik sırası ise sırasıyla para piyasası fonu mağdurları, hisse fonu mağdurları ve hisse yatırımcıları şeklinde işletilmeli.
Uzmanlar, sürecin şeffaf bir şekilde yürütülmesi ve haksız karların adil bir biçimde sisteme iade edilmesinin, Türk sermaye piyasalarına olan yabancı yatırımcı güvenini yeniden tesis edebileceğine dikkat çekiyor.















