Rahmetlinin ardından bayrağı devralan kıymetli ağabeyimiz KADİR DEMİREL de geçmişten beri FETÖ’nün ve diğer illegal çetelerin menfur planlarını çok iyi biliyor ve deşifre etmeye devam ediyor. Bayrak, emin ellerde dalgalanmaya devam ediyor.
Bir bela geldiğinde “ilk anlar” önemlidir. İlk an “Kimler, neler söylüyor?” iyi bakmak lazım! 15 Temmuz’da da öyle olmadı mı? Tam bir turnusol kâğıdı!
Bu açıdan Akit, kurulduğu 12 Eylül 1993’ten beri daima “ilklerin” gazetesi oldu. İlk olmak cesaret ister, bedel ister! Akit Gazetesi Medya Grup Başkanı kıymetli MUSTAFA KARAHASANOĞLU ağabeybaşta olmak üzere tüm ekibiyle beraber bu bedeli millet adına daima ödedi, zaman zaman ödemeye devam ediyor. İlk olmak aynı zamanda millete vurulmaya çalışılan tokatları da ilk olarak yemek anlamına geliyor. Yazı İşleri Müdürümüz ALİ İHSAN KARAHASANOĞLU ağabey bu tokatlara en güzel karşılığı daima vermiş, sağ yanağına tokat atılınca sol yanağını asla dönmemiştir. Hukuki anlamda her türlü savunmayı yapmıştır.
Bedel ödeyenlerden biri de Metro Holding Yönetim Kurulu Başkanı işadamı GALİP ÖZTÜRK… Şimdi onun mücadelesini yazmak aslında kolay, çünkü 15 Temmuz yaşanmış, FETÖ’nün inlerine girilmiş! Şimdi onun “zor zamanda” söylediklerini herkes söylüyor.
Önemli olan “ilk anda” konuşmak! Biz de Galip Öztürk’le FETÖ hususunda görüştük. Görüşme talebi benden geldi. Galip Bey bu konuda çok rahattı. Vazifesini yapmış bir vatan evladının rahatlığı vardı üzerinde. “Hacı kardeşim” dedi; “Sen neler yaşandığını takip ediyorsun. Biz nasıl FETÖ’ye karşı zor zamanda konuştuysak, sizin gazeteniz, sizler ve yazarlarınız da zor zamanda bunları daima yazdı. Biz vatanımızdan ayrı kalsak da hizmet etmeye devam ediyoruz. Türkiye’ye hizmet ettiğimiz her yer bize vatan. Zaten mesele bizim nerede olduğumuz değil, nerede durduğumuz, neler yaptığımız. İnsanlar benim mücadelemi elbette bilsin, fakat amacım bu değil. FETÖ gibi örgütler başka kimlere kumpas kurmuş tek tek ortaya çıksın. Bizim mücadelemiz bilinsin ki milli ruh canlansın, gençler cesaret alsın” diye konuştu.
Galip Öztürk’ün ve tüm mağdurların bir an önce öz vatanına dönmeleri için gerekli hukuki girişimler yapılmalıdır. Ortada bir kumpas olduğunu Hasan ağabey 3 yıl önce yazdı. Bunun yanında FETÖ’cü hâkimler tarafından suçsuz yere hapiste yatan mahkûmlar da tekrar yargılanmalıdır. Onlar “af” talep etmiyor, bu günün şartları ile yeniden yargılanmak istiyorlar. FETÖ’cü hâkimlerin tüm kararları yanlıştır, tüm yargılananlar masumdur, demiyoruz. Ancak “Kurunun yanında yaş yanmasın” diyenlerin bu durumu da iyi görmesi gerekir.
Hayallerimizi ve ilhamımızı Ötüken dağlarından, Kürşat’ın kılıcından, Selçuk’un kıl çadırından, Kayı Obası’ndan, Mekke mescitlerinden, Medine’de Abdülhamid Han’ın yaptırdığı keçe döşeli tren raylarından, Süleymaniye’den, Endülüs tecrübesinden almayı bırakıp; vurguncu finans ajanslarından, Moodys’in spekülatör notlarından alırsak kibir burçlarındaki birer köleden, ihtiraslı Bizans askerinden hiçbir farkımız kalmaz.
Ölülerini bile belediye cenaze hizmetlerinin kaldırdığı bugünkü Avrupa bize yeni çağın ufuklarını sunmaktan çok uzaklaştı. Anneleri ve babaları 18 yıllığına tutulmuş birer bakıcıdan ibaret Avrupalı tiplemesi Hollywood’un sanal duvarlarında süslense de biz makyajın ardındaki yüzü görebiliyoruz. İdeallerimizi, davamızı, İslam’ı bir kenara koyduğumuz vakit yeryüzüne niçin indiğimizi de unuturuz! Nalları dökülmüş birer at olmaya değil kıtaları kuşatan birer süvari, gerekirse birer piyade olmaya talibiz. Boyumuzun önemi yok, duruşumuz önemli!
Unutulmuş bir hayatı taklit etmeyeceğiz!
Ölüm bile geldiği ve gittiği vakit ses çıkarırken, yaşayan bizler zulüm karşısında sessiz kalamayız. Evimizin içine yabancılar girdi ve biz 200 yıldır sokaklardayız. Yeniden eve dönüş son 10 yıldır sürüyor, hız kesmeden eve dönmeye ve kalelerin yıkılan burçlarına o devasa bayrağımızı tekrar tüm haşmetiyle dikmeye devam edeceğiz!
Biz buradayız… Herkes bir gün “burada” olacak!
Hacı Yakışıklı / Yeni Akit















