Bizim millet olarak kökümüzle ve bize kalan miraslarla ilgili bağ sorunumuz var. Diyelim ki bir insan bir marka üretti ya da kaliteli ve insanların rağbet ettiği hoş bir mekan var etti. Söz konusu ticari değer ya da mekânlar genellikle o kişinin ömrü ile sınırlı kalmaktadır.Usta ölmüşse restoran kapanır, şirket ya da mekan sahibi ölmüşse de geride kalan mirasçılar malı bölüşmek için satıp savar ve onlarca yılın birikimi,deneyimi ve yaşanmışlıkları bir kalemde silinip çöp edilir.
Büyük babamın çocukluğumuzun geçtiği, evinin bahçesindeki kayısı, dut ve ceviz ağaçlarından her yaz büyük bir mutlulukla meyve yediğim günleri, babaannemin kışın bahçede odun ateşinde kızarttığı hamsilerin kokusunu halen burnumda hissederim. Büyük babamın ilk eşinden 6, ikinci eşinden 4 çocuğu, babaannemin de ilk eşinden 4 çocuğu vardı. Ve düşünün toplam 14 çocuk, onların çoğunun eşleri ve çocukları, hısım, akrabalar derken bayramların bayram gibi geçtiği bir evdi orası. Ve benim çocukluğumum en güzel mekanlarından birisiydi.















