Modern yaşam, parıltıyı derinliğe, görünür olanı öze tercih ediyor. Bu sistem, hepimizi içine alan kurgulanmış bir tablodur. Bu tabloda kimileri boya olur, renk verir; kimileri tuval haline gelir, taşıyıcı rolü üstlenir; kimileri fırçadır, yönlendirilir; çoğunluk ise alkışlayan seyircidir.
İlginç olan, insanların bu rolleri sorgulamadan benimsemesi, hatta kullanılmayı ve nesneleşmeyi içselleştirmesidir. Çünkü kalıplaşmış düzeneğin dili nettir ve sürekli tekrarlanır: "Yüzeyde kal, derine inme, sorgulama, sunulanla yetin!" Bu, gürültülü bir sessizliktir.















