Teklif, özellikle gündüz kuşağı programlarında sıkça eleştirilen içeriklere sınırlama getirmeyi hedefliyor.
Mahremiyetin “reyting malzemesi” yapılmasına sınır
Kanun teklifinin genel gerekçesinde, son dönemde televizyon programlarında aile içi ihtilaflar, kayıp vakaları, istismar iddiaları ve suç unsuru taşıyan olayların reyting kaygısıyla kamuoyuna sunulduğu vurgulandı. Bu tür yayınların aile kurumunu zedelediği, özel hayatın sınırlarını aşındırdığı ve mahremiyetin bir “gösteri unsuru”na dönüştürüldüğü ifade edildi.
Teklif ile kişilerin özel hayatı, aile yaşantısı, sağlık bilgileri, ekonomik ve sosyal durumları gibi hassas alanların eğlence veya teşhir amacıyla kullanılmasının önüne geçilmesi amaçlanıyor.
Rıza olsa bile yayın yasağı uygulanacak
Düzenlemeye göre, bireylerin açık rıza göstermesi dahi mahremiyet ihlali içeren yayınlara izin verilmesi için yeterli olmayacak.
Özellikle aile içi tartışmaların, kaybolma vakalarının ve benzeri hassas konuların yüzleştirme ve teşhir yoluyla ekranlara taşınması yasak kapsamına alınacak.
Adli süreçler korunacak, masumiyet karinesi gözetilecek
Teklifte ayrıca, henüz soruşturma veya kovuşturma aşaması tamamlanmamış olayların kamu yararı bulunmadıkça yayınlarda geniş şekilde yer almasının önüne geçilmesi öngörülüyor. Bu düzenleme ile masumiyet karinesi, lekelenmeme hakkı ve yargı süreçlerinin sağlıklı yürütülmesi korunacak.
Kurallara uymayan yayınlara para cezası
Kanun teklifine göre, yeni getirilen hükümlere aykırı yayın yapan medya kuruluşlarına idari para cezası uygulanacak. Ceza miktarı, kuruluşların bir önceki aya ait brüt ticari iletişim gelirinin yüzde 2 ila 5’i arasında olacak.
Aileyi koruyan, caydırıcı bir yayın çerçevesi
Teklif ile mahremiyetin metalaştırılmasının, mağduriyetlerin tüketim unsuru hâline getirilmesinin ve suç içeriklerinin “seyirlik” formatta sunulmasının önüne geçilmesi hedefleniyor. Düzenlemenin, yayıncılık alanında daha açık, uygulanabilir ve caydırıcı bir çerçeve oluşturması bekleniyor.















