Hepimiz Tek Tipçiyiz
Osmanlının hüküm sürdüğü toprakların bir kısmı üzerinde kurulan Türkiye Cumhuriyeti, Mustafa Kemal Paşa’nın uzun yıllar titizlikle düşündüğü ve aşamalı olarak uygulamaya geçirdiği bir yapının ürünüdür
Eğitim
- 03-01-2016 14:49
Osmanlının hüküm sürdüğü toprakların bir kısmı üzerinde kurulan Türkiye Cumhuriyeti, Mustafa Kemal Paşa’nın uzun yıllar titizlikle düşündüğü ve aşamalı olarak uygulamaya geçirdiği bir yapının ürünüdür. Her ne kadar ülkemizde Atatürk severler ile bu yapıya karşı alternatif düşünceleri savunan Atatürk söverler arasında bu gerçeği bulmak ve anlamak oldukça güç olsa da.
Bir kesim Mustafa Kemal Paşa ve yaptıklarını her şeyiyle doğru ve tartışılmaz kabul ederek göklere çıkarmaktadır. Hatta şahsına ve fikirlerine adı konulmamış bir kutsallık atfetmektedirler. Bu düşüncelerin karşısında yer alan ve uzun yıllar muhalif düşüncenin temsilcisi olan kesim ise yapılanlarda hiçbir şeyi doğru bulmamakta, her olaya olumsuz ve muhalif yanaşmaktadırlar. Hatta bir olumsuzluk bulmayı erdem ve ilke edinmişlerdir. Sonuçta severler ile söverler, aynı ortak sonuca ulaşmaktadırlar: Merkezinde Mustafa Kemal Paşa olan yandaşlık veya karşıtlık. Bu karmaşa içerisinde yapılanları anlamak da mümkün olmamaktadır. Bir kesim eleştirinin en küçüğüne tahammül edemezken, karşı taraf da olumlu hiçbir yön bulmayacak derecede gözlerini karartmıştır. Oysa her olayda artı ve eksi yönler muhakkak bulunmaktadır. Çoğu zaman bu durum bakış açısına bağlı olup önyargı veya ön kabullerle yaklaşıldıkça da sonuç hiç değişmemektedir.
Tarihsel süreçte yaşanmış olayları kabul veya ret etmek realiteyi değiştirmemektedir. Önemli olan yaşanmış bu olayları anlamak ve ders almaktır. Geleceği bu olaylardan alınan derslerle yeniden değerlendirmek ve ona göre şekillendirmektir. Atatürk’ün düşünce ve eylemlerinin temeline koymuş olduğu “Ulus Devlet Yaratma” hedefi de bu kapsamda ele alınmalıdır. Bunun kaybettirdikleri yanında kazandırdıkları da birlikte ele alınmalıdır. Eleştiri yapma veya taraftar olma da buna göre değerlendirilmelidir. Zira ne kadar kabul veya ret etsek de bunun doğal sonucu olan bir ortamda yaşamaktayız. Karşılıklı etkileşerek tüm bu ilişkiler ağından geçmekteyiz. Ortak paydalarla yaşamakta, pay kısmında birbirinden ayrılmaktayız. Hatta bu ortak paydaların neler olduğunun süreç içerisinde farkına bile varmamaktayız. Ulus Devlet Yaratma hedefinin tüm toplumu kuşatacak şekilde uygulamaya aktarılmış olması herkesi etkilemiştir. Ümmet bilinciyle yaşayan toplumu ulusa dönüştürürken pek çok radikal kararlar alınmış ve uygulanmıştır. Toplumsal muhalefetle karşılaşıldığı noktada da en sert ve acımasız önlemler alınmıştır. Zira verilecek en ufak bir ödün, diğer uygulamaların da aksamasına neden olacaktır.
Her şeyden önce Ulus Devlet fikri tepeden dayatılan ve halka rağmen öne sürülen bir düşüncedir. Dolayısıyla karşı çıkışların olduğu noktada, baskı ve şiddetin bir çözüm aracı olarak kullanılması kaçınılmaz olmuştur. Ayrıca ümmetten ve onun ait olduğu köklerden kopararak tamamen yeni bir bakış açısı, yaklaşım şekli vererek, hatta sıfırdan bir kimlik kazandırarak Ulus Yaratma fikri ancak gerçekleşecektir. Tek tipçilik olarak nitelenen ve ulus olmanın temel yapısı olan aynılaşma, aynı hedefe koşma, aynı ülkü ve lider çevresinde birleşme doğal olarak bu sonuca hizmet etmek içindir. Ülkenin, bu hedefe erişmek için uzun yıllara yayacak tahammülü de yoktur! Günümüzde küçük farklılıklarla da olsa Atatürkçülük veya Kemalizm’in temel belirleyici vasfı tek tipçiliktir.
Ülkemizdeki siyasal ve dinsel hareketler her ne kadar bu ilkelere karşı çıksa da hepsi yüzyıla varan bu süreçte aynı zihniyete sahip olmuşlardır. Sağcı, solcu ve İslamcı yapılanmalar, toplumu kendilerinin lider kabul ettiği kişi ve görüşlerin egemen olduğu tek tip şekline dönüştürmek istemektedirler. Bunun için de kendinden olmayanlara karşı ötekileştirme, yok sayma, imha ve baskıyı reva görmektedirler. Daha net ifade ile ülkemizdeki siyasal ve dinsel akımların hepsi, aralarında farklılık var gibi görünse de tek tipçilik, ötekileştirme ve baskı bakımından Kemalist yapıya sahiptir.