Gençliğinde babasının yanında ticaretle uğraşan Osman, İslâm öncesinde Mekke’nin önemli tüccarları arasına girdi.
Babası Şam’da vefat ettiğinde, Hz. Osman(r.a.) yirmi-yirmi iki yaşlarındadır. Evin tek erkek evladı olduğundan, babasının vefatından sonra ona üç milyon dirhemlik ciddi bir servet miras olarak kalır. (İbn Sa’d Tabâkat, 3, 64) Hz. Osman(r.a.) daha önce de var olan ticari tecrübesiyle Mekke’de önemli bir tüccar olarak anılır hale gelir. Öte yandan kendisi çok güzel yazı yazdığından, Efendimiz’in(s.a.v.) yanında bulunan kırk iki vahiy kâtibinden birisidir. (İbn Hacer el-Askalanî, Fethu’l-Barîbi Şerhi Sahihi’i-Buharî, IX,18; Ahmed b. EbiYakub, TarihuYa’kûbî, II, 64) Osman b. Affân’ın(r.a.) konuşması ve üslubu çok güzeldir. Hatta “talâkat” denilen güzel konuşma sanatının ondan tevarüs ettiği yani miras kaldığı söylenir. Kendisi çokça Kur’an okuyan birisi olduğundan, iki tane Mushaf elinde okunmaz hale gelmiştir. Kur’an okumaya doyamayan bu güzide insanın bu durumunu tasdikleyen şöyle bir cümlesi vardır: “Eğer kalplerimiz temiz olsaydı, Kur’an okumaya doyamazdık.” (Ali el-Müttakî, Kenzü’l-Ummâl, II, 287/4022.)















