Yine insan sırlı ve sırlarla dolu bir mahluk olarak yeryüzüne gönderilmiştir. Farkında olanlar bu sırrı çözemese bile bir kapı aralamışlardır. Sırlı olması dolayısıyla her an bir sürprizle karşılaşma ihtimalini de beraberinde getirmektedir. Bu durum ise monoton ve rutin olan hayata renk katma ihtimali göz önüne alındığında çok da fena değildir. Bu yüzden de insanoğlu bu sırra vakıf olmak için ilmin derinliklerinde bir ömrü heba etmiştir. Yunus Emre’nin dediği gibi, “İlim ilim bilmektir, ilim kendin bilmektir. Sen kendini bilmezsen bu nice yaşamaktır!” kendini dolayısıyla insanı çözmeye çalışmıştır. Kendini bilmek aynı zamanda Rabbini de bilmek olacağı için fıtratın amacına ulaşması için gereklidir.















