Çoğu zaman hayatın şartları ve zorlukları insanı hiçte istemediği durumlara düşürüyor. İnsan bilgisizliği ve tedbirsizliği yüzünden işin içinden çıkamadığı zaman öyle hale geliyor ki binlerce kılığa giriyor veya çıldırıyor.
Kendi dahi düştüğü bu duruma inanamıyor nihayetinde kabullenmek zorunda kalıyor. İnsanın içine düştüğü bu durum onun sanki nakus talihi gibi.
İşte imtihan burada başlıyor. İnancımızın bizi bağladığı yer ile inançsızlığın insanı bağladığı ve çağırdığı yer taban tabana zıt bir şey.
İnsanın dünya hayatında karşılaştığı zorluklar karşısında düştüğü durum, yani takındığı tavır ,girdiği kılık, sürüklendiği yer, edindiği hal yani ahlak, aslında kendi özünde hiçte istemediği ve sevmediği bir durumdur. Sanki bir el yahut bir sebeb onu çekmiş oraya getirmiş atmıştır.
İnsanın hiçte istemediği şeylerle karşı karşıya kalması düştüğü durumun şartlarının cinsinden başka başka çareler aratmış nihayetinde kendini başka kılıklar ve elbiseler içinde bulmuştur. Bir kısım insanda hadisatın zorlukları karşısında hakikat tarafına yönelmiş, ahdine dönmüştür. Çareyi Hakka teslim olma yolunda bulmuş ve kusurlarıyla yola öylece koyulmuştur..















