Öncelikle ben “din adamı” değilim ve “dinin adamı” değil, “adamın dini” (diğer bir deyişle her insanın bir yaşam biçimi) olduğuna inanan biriyim.
Din, kendi ifademle “insan kalabilme sanatı” olduğu için de, kaçınılmaz bir değer olarak ferdi olduğum toplumun ontolojisini oluşturuyor. Ontoloji, ortak payda olduğu için de bu konudaki “akli sapmaları” doğal olarak dile getiriyorum.















