Kanaralaştırılamayanlar

Kurumlar da tıpkı insanlar gibidirler

Kategorilenmemiş - 01-01-1970 03:00

Kanaralaştırılamayanlar
Kurumlar da tıpkı insanlar gibidirler. Doğarlar, büyürler, duraklarlar ve ölürler. Sürekli kendini yenileyerek ve geliştirerek daha ileriye gitmenin yollarını ararlar. Bunu yapmayan  bireylerin erken yaşta sosyal yaşama veda ettiği gibi, kurumlar da hizmet verdiği alandan çekilebilir veya etkisizleşir. Sürekli benzer işi yapmanın getirdiği tembellik ve alışkanlık güdüsü bireyi de kurumu da yıpranmaya ve sonuçta yok olmaya doğru hızlıca götürür. Bu nedenle insan veya kurumların ayakta kalmak, yaşanan sorunlara çözüm üretmek ve varlığını devam ettirmek için bir takım çözüm yolları geliştirmeleri kaçınılmazdır. Bunu başaramayanlar ise bir Orta Anadolu deyimi olan “kanaralaşmak” hastalığına yakalanmaktan kurtulamazlar.

Orta Anadolu Bölgemize ait olan “kanaralaşmak” deyimi uzun yıllar sonucu oluşan Anadolu kültür birikiminin en seçkin örneklerindendir. Büyük bir gerçekliği öz bir şekilde ifade eden bu kavramın hikayesi de vardır. Köyün birinde Hasan adında bir ağa varmış. Ağa yaşlanmış ve kendisi hayatta iken oğulları işlerini çekip çevirmeyi öğrensinler istemiş. Çağırmış üç oğlunu ve demiş ki "Evlatlarım!.. Bakın artık sizlerin işlerimizi elinize almanızın zamanı geldi. Henüz hayatta iken tarlamızı, davarlarımızı yönetmeyi öğrenin. Herhangi bir güçlükle karşılaştığınızda da kendiniz çözmeye çalışın. Lakin herhangi bir çare bulamamanız halinde bana gelin, size yardımcı olayım." demiş. Başlamışlar çocuklar işle güçle uğraşmaya... Derken günün birinde sürüden koyunların eksildiğini görmüşler. Şuraya, buraya bakmışlar yok, kurt izi yok, çakal izi yok. Şu mağarada yok, bu yarda yok... Derken çözemedikleri bu durumu babalarına anlatmaya karar vermişler. Babaları düşünmüş, taşınmış ve demiş ki bu halde bir tek ihtimal kalıyor. O da sürüyü korumakla görevli köpeklerin "kanaralaşmış" olmasıdır. Şimdi gidin ve sürüye sahip olmakla görevli ne kadar köpek var ise hepsini öldürün ve başka bir köyden köpek yavruları alın ve ileride işimizi görsünler demiş. Çocuklar babalarının dediklerini yapmışlar. Derken aradan geçen zaman içinde başka köyden alınan enikler de büyümüş ve kocaman köpek olmuşlar. Fakat yıllar önce karşılaştıkları cinsten bir olayla yeniden karşılaşmışlar. Ara, tara bir türlü bir ize rastlayamamışlar ve son çare olarak dönüp babalarına gelerek durumu anlatmışlar. Babaları yine şu ihtimal, bu ihtimali de hatırlatarak sormuş fakat aldığı cevap "yok" olmuş. Bu defa adam oğullarına demiş ki "Bakın oğullarım!... Bir kaç yıl önce yine böyle bir olay olmuş ve bana gelmiştiniz. Ben de size köpeklerin kanaralaşması ihtimaline karşı bunların hepsini öldürün ve yeni yavrular alın büyütün demiştim. O zaman dediğimi yapmış mıydınız? Ortanca ve büyük oğul "evet" derken, küçük oğul başını önüne eğerek "babacığım bir küçük yavru gözüme baktı ve gelip ayaklarımı yaladı ve ben de yavruyu öldürmedim." demiş. Babaları bunun üzerine "Bakın oğullarım, bu yavru ana babalarından kanaralaşmayı az da olsa öğrenmiş ve yeni getirdiğiniz yavrulara da öğretmiş, onları da kanaralaştırmış. Şimdi gidin ve istisnasız bütün köpekleri öldürün ki böylesi bir olayla bir daha karşılaşmayasınız." demiş.
Neler Söylendi?
DİĞER HABERLER
  • eşya depolama
  • ahsap mobilya Turkey Hair Transplant Packages ts3 satın al Anlaşmalı Boşanma Davası FUE iptv bayilik Eşya depolama iptv bayilik Antalya Flughafen Transfer