“Kanımız aksa da zafer İslam’ın” sloganını yazan adamın anlattığı hikâye: Kafes
Nizami-alem12 Eylül 1980 öncesine dair filmlerin değişmez şiarıdır adeta: ‘Komünistler insan, Ülkücüler öküz
Türkiye
- 02-10-2015 12:04
Nizami-alem12 Eylül 1980 öncesine dair filmlerin değişmez şiarıdır adeta: ‘Komünistler insan, Ülkücüler öküz.’ Dursun Önkuzu’nun işkenceyle öldürülmesiyle başlayıp Mustafa Pehlivanlı’nın idam edilmesiyle biten bir dönemin hikâyesinin anlatıldığı Kafes filminde böyle bir karın ağrısı yok. Ülkücü zaviyeyi yansıtan filmde herkes günahıyla sevabıyla, kötülüğüyle iyiliğiyle, zaafiyetiyle faziletiyle insan.
Nasipse bugün vizyona girecek olan Kafes’i Mahmut Kaptan yönetmiş. Filmin başrollerinde İsmail Hacıoğlu, Nilay Duru, Şefik Onatoğlu, Fırat Şahin oynuyor. Hepsinden önemlisi ise Kafes’i yazan adam: Lütfü Şehsuvaroğlu.
1980 öncesinin Ülkü Ocakları başkanlarından Şehsuvaroğlu, merhum Muhsin Yazıcıoğlu’nun en yakın mesai arkadaşlarındandı. O dönemdeki Ülkücü hareketin deyim yerindeyse İslamileşmesi yolundaki en önemli kilometre taşlarından biri olan Nizam-ı Alem mecmuasını çıkaran ekibin başıydı (Sene 1979). İlk sayısı “Müslümanlar Küfre Karşı Tek Yumruk” sloganıyla çıkan ve Akıncıları, Nurcuları, Menzilcileri, cümle İslami hareket ve cemaatleri Allah’ın selamıyla can-ı gönülden selamlayan Nizam-ı Alem dergisi, şu eşsiz sloganın da beşiğidir: “Kanımız aksa da zafer İslam’ın.”
Bugün “Kanımız aksa da zafer İslam’ın” diye haykıran gençler bilmezler, ama bu slogan Lütfü Şehsuvaroğlu’nun kaleminden çıktı. Şu beyit de: Naif ve kırılmış bu çocuk kalbi pürtelaş / Aşık olmadayken de olunca da pürtelaş. Kafes, işte böyle bir ‘kombinasyon’dan mütevellit. Aşk ve kavga filmi. Kavga ve aşk filmi. Aşk kavgası ve aynı zamanda kavga aşkı filmi.
Unutmadan: Kafes tabii ki metafordur, ama bildiğimiz zindandır da. Mamak zindanı. Lütfü Şehsuvaroğlu’nun da uzun zaman yattığı (çoğu zaman da işkenceden yatamadığı) meşhur askeri cezaevi.
Maxresdefault Bir de anekdotumuz var: Ülkücülerin yargılandığı davanın bir duruşmasında savcı uzun uzun Ülkücülerin “faşistliğini” anlattıktan sonra, mahkeme reisi, sanıklardan Zeki Okunakul’a “Ocakta neler yapardınız?” diye sorar. Okunakul’un verdiği cevap: “Küçük Prens okurduk.”
Şaka mı? Değil. Ülkü Ocakları’nda, Exupery’nin anti otoriter Küçük Prens romanı ‘zorunlu ders kitabı’ olarak okutulurdu. En başta Kur’an, sonra bir hadis kitabı, sonra Akif’in Safahat’ı ve Küçük Prens. Bu listeyi hazırlayan da Lütfü Şehsuvaroğlu’ndan başkası değildi.
Şehsuvaroğlu’nun kendi ifadesiyle “Niyazi Mısrî’nin aşk şifrelerini anlatan” Kafes filmini izlemeye giderken, işte böyle bir adamın eseriyle buluşmaya gittiğinizi bilin istedik.
Diriliş Postası