Gustav Loehr’in Mason Locası üyelik bilgisi; http://freemasonry.bcy.ca/biography/loehr_g/loehr_g.html
Rotary Kulüp kurucu üyeleri ilk toplantılarını, sırayla birbirlerinin evlerinde ve bürolarında bir araya gelerek yapmışlardır. Bu nedenle kulübe dönüşlü manasına gelen ROTARY adının verildiği bilinmektedir.
Çok hızlı yayılma gösteren Rotary Kulüp’ün şube sayısı 1910′da 16 olmuş. Bu şubeler Amerikan Ulusal Rotary Birliğini meydana getirmiştir. 1912′de Kanada, İngiltere ve İrlanda’da açılan şubeleriyle kulüp milletlerarası bir hal almış ardından Belçika, Hollanda, Fransa’da şubeler açılmış ve bütün dünyaya yayılmış 1922′de ise Rotary International adını almış.
Rotary örgütlerinin yapısı incelendiğinde “Ulusal eşitlik savunuculuğu”nun lafta kaldığı, kontrolün daima güçlülerde olduğu görülür. Türkiye Rotaryenleri ABD ve Avrupa’da ki yapıların sözünden çıkmayarak, bu yapılara olabildiğince hoş görünme çabasındadırlar.
Rotary, Masonlukla bir alakası omadığını iddia etseler de Masonik yapılanmanın dünya çapında en güçlülerinden birisidir. Rotary’nin üyeleri genellikle iş çevrelerinden olmakla birlikte, siyaset, eğitim ve basın alanlarından da çok sayıda üyeyi bünyesinde barındırır.
Temel felsefesi biraderler arası fikirsel, sosyal ve ticari ilişkileri geliştirmek, locaların dışındaki sosyal ve siyasi hayatta dayanışmayı sağlamak ve mason olmayan üyelerini Mason hedef ve amaçları doğrultusunda yönlendirmek ve uygun görülen üyelerini localara kabul etmektir. Yani Rotary Kulüpleri Mason localarının bir alt basamağıdır. Ülkemizde 1956 da kurulmuş olan bu yapılanma, eğitim (üniversiteler ağırlıklı ) ve siyasi hayatta aktif birçok kişiyi bünyesinde barındırır. Aynı zamanda ilk Rotary kulübünde kabul edilmiş, her iş ve meslekten bir faal üye bulundurma kararı gereği farklı meslek dallarından üyeleri mevcuttur. Farklı mesleklerden üye bulundurma kararı üyeler arası rekabetin önlenmesi ve dayanışmanın daha da kuvvetlenmesi içindir. Üyeler siyaset, bürokrasi, eğitim, ekonomik ve sosyal alanlarda etkin ve para kaynaklarının başındaki kişilerden özenle seçilir ve davet edilir.
Türkiye’deki Mason Locaları, Rotary ve Lions kulüplerinin etkinlikleri, projeleri, yaptığı/yaptırdığı hizmetler ise Soros ve Avrupa birliği hibe ve fonları tarafından finanse edilmektedir.

TOPLUMDA SINIFÇILIĞA NEDEN OLUYORLAR
Rotary teşkilatının yapısı incelendiğinde “Ulusal eşitlik savunuculuğunun” lafta kaldığı, kontrolün daima güçlülerde olduğu, toplumda kendilerince sınıf atlamak isteyen üyelerin sürekli olarak elitist tavır takınma çabasında, eyleminde ve davranışında olduğu bilinmektedir.
Rotary ve Lions gibi Masonik kulüpler dolaylı yollardan bir toplumu yönlendirmenin yolunu kilit kişileri kontrol altına alma olarak görür ve bu hedef doğrultusunda çalışmalarını yaparlar. Bu tarz Masonik yapıların içerisinde asla normal bir ilkokul öğretmenini, alt kademeden bir devlet memurunu, ya da fabrika işçisini üye olarak göremezsiniz. Olan az sayıda istisna ise ya aileden ya da bir özelliğinden dolayı başarısı ile toplumda öne çıkmasında dolayı davet usulü içlerine aldıkları kişilerdir.
TÜRKİYEDE BU MASONİK YAPILAR NASIL ZEMİN BULUYOR?
Bu durum Türkiye'de hatırı sayılır bir aristokrasi sınıfının olmaması sebebiyle burjuva sınıfının aristokrasiye öykünmesi hikayesi olarak tanımlanabilir.
Bu öykünme ve özenti, elitist tavır çabaları ile toplumda sınıf atlama hırsı birleştiğinde göstermelik sosyalleşmeler ve iç çekişmelere de neden olmaktadır. Bu sosyal ve statü çekişmeleri bu tür Masonik yapıdaki kulüplerin devamlılığını sağlaması için bir yarış ve hırs zemini hazırlayarak daha çok çalışma ve kulübe hizmet etme yarışı doğurmaktadır.
Masonik yapılanmaların tamamında görülen bu güç-iktidar ilişkilerinin oluşturduğu bu sosyalleşme çabası, şu an yürürlükte olan yasalara göre illegal bir iş yapmayan, ancak Türklük veya İslamiyet adına hiçbir hizmeti olmayan uluslararası bağlantılı örgütlerler yaratmaktadır.
Mason Locaları ve bağlı yapılar kökleri dışarda olan, Yahudiler ve İsrail devletinin çıkarları için çalışan gizemli ve karanlık örgütlerdir.
LİONS KULÜPLERİ DE ROTARY GİBİ MASONİK BİR YAPILANMA ÜRÜNÜDÜR
Kuruluş ve çalışma şekilleri bakımından bazı farklılıklar olmakla beraber, Rotary kulüpleriyle aynı gayelere hizmet eden Lions kulüpleri de masonluğu yayabilmek, mason olmayanları ve yeterli vasıflara sahip olmayanları da masonluk yararına kullanabilmeyi amaçlar. İnsanlara hoş görülen bazı fikirlerin ve çalışmaların arkasına gizlenerek milletlerin sahip oldukları milli ve manevi değerleri yok etmeye ve ülkelerin idari, askeri, siyasi ve ekonomik gelişmelerini kontrol altında tutmaya çalışmaktadırlar.
Lions kulüpleri de Rotary gibi mason yetiştirme merkezleridir.
TSK MASONİK YAPILAR OLAN MASON LOCALARI; ROTARY VE LİONS KULÜPLERİNE ÜYE PERSONELİNİ UYARMIŞTI
Genelkurmay Başkanlığı, imza karşılığı tebliğ edilmek üzere yayınladığı emirde; İç Hizmet Kanunu’na göre subayların mason derneklerine, Lions ve Rotary kulüplerine üye olmasının yasak olduğunu hatırlatmıştı.
Genelkurmay Başkanlığı’nın 8 Nisan 2002 tarihli emrinde; Türk Silahlı Kuvvetleri (TSK) İç Hizmet Kanunu’na göre yasak olmasına rağmen bazı personelin bu tür masonik dernek ve yapılara üye olduklarının tespit edildiğine dikkat çekilmiş, emirde “TSK İç Hizmet Yönetmeliği’ne göre bazı ordu mensuplarının geçmiş yıllarda üye olamayacakları bazı dernek, vakıf, sendika vb. kuruluşlara üye oldukları tespit edilmiştir.”ibaresi kullanılmıştı.
Genelkurmay emrinde, emrin tebliğ işlemlerinin imza karşılığı yapılması da istenmiş, bu emir o dönem TSK’nın bilinen bir yasağı yeniden tebliğ ederek personeline hatırlatması anlamına geldiği yorumlarına neden olmuştu.
Emrin aksine hareket eden subaylar hakkında ise, TSK İç Hizmet Kanunu ve disiplin mahkemeleri esaslarına göre yasal işlem yapılması gerektiği vurgulanmıştı. Bilindiği üzere TSK’da subay ve astsubayların, mason derneklerinin dışında da bazı vakıf, dernek ve kulüplere üye olması yasak.
VATİKAN’DA MASONİK YAPIDAKİ ROTARY KULÜBÜNÜ DÜŞMAN İLAN ETMİŞ
Vatikan, 11 Ocak 1951’de yayınladığı bir kararname ile Katolik ruhban sınıfının Rotary’e üye olmalarını yasaklamıştı.
Vatikan’da ki Papalık makamı yayınladığı kararnamede rahiplerin Rotary'e mensup/üye olmaları veya toplantılarına katılmaları açıkça yasaklanmıştı. Vatikan yasaklama gerekçesi olarak Rotary International yapılanmasının “gizlilik içerisinde baştan çıkartıcı ve şüphe uyandırıcı organizasyonlar” olduğunu açıklamıştı.
1929'da da İspanya Katolik piskoposları İspanyol Katoliklerine Rotary International'ın “laiklik ve dini kayıtsızlıktan ibaret olmadıklarını” söylemişti.

ÜST DÜZEY ROTARYENLER MASON SEMBOLÜ İÇEREN FARKLI BİR ROZET TAKIYOR
Dünyada tüm Rotary Kulüplerinin bağlı olduğu Rotary International’in üst düzel yöneticileri içerisinde masonik sembol içeren farklı bir rozet takıyorlar.

















Tayar
Yahudilik ve masonluk;Masonlar, Yahudiliğe hizmet eden ve amaçları doğrultusunda hareket eden kimselerdir.
Kan içme konusunu şimdiye dek en iyi açıklamış kaynaklardan biri, 1803’te Moldavya’lı rahip Neophite’in yazdığı kitaptır. Bir hahamın oğlu olan Neophite, Yahudilikten çıktıktan sonra Hristiyanlığı kabul edip rahip olmuştur. Babasının inancındaki bütün kanla ilgili ayinleri açıklamıştır. Bazı Yahudi tarikatlarının, insan kanı kullandıklarında Yehova katında daha “üstün” olduklarına inandıklarını anlatmıştır.
Sultan Üçüncü Ahmet Han’a takdim edilen bir dilekçe ile ilgili belgede “İstanbul’da Ayvansaray kapısı içinde üç Yahudi, Aliağa isminde birisinin küçük yaştaki çocuğu Ahmed’i yakalayıp Yahudihane’ye götürdükleri görülmüştür. Bunu gören iki Müslüman, Yahudihaneye zorla girerek, çocuğu kurtarmış ve keyfiyeti alâkalılara bildirmişlerdir.
Bunun üzerine, Yahudihane’de bulunan cemaat başı ile hahamlar yakalanıp, Eyüp kadısının huzuruna çıkarılmışlardır. Yapılan tahkikat sonunda çocuğu kaçıran üç Yahudi’nin idamlarına, dört hahamla cemaat kâhyasının Sakız Adası’na, suçları hafif görülen yedi Yahudi’nin de İzmit’e sürülmelerine karar verilmiştir” deniliyor.
Arz tezkeresinin baş taraflarında, Sultan Üçüncü Ahmed Han’ın, “Sevab-ı azîmdir mûcibince amel oluna / Büyük sevaptır, gereği yapılsın” hattı bulunuyor.
İğneli Fıçı, Yahudilerin kaçırdıkları Yahudi olmayan çocukların kanlarını almak için kullandıkları araçlardan biridir. Kaçırılan çocuk, içi iğnelerle kaplı olarak tasarlanmış özel fıçıya atılır.
Bu hadiseden sonra da Yahudilerin tekrar bu hareketlerine devam ettikleri görülür. Yine bunların bu fiillerine devam ettiklerini ispat eden başka bir arz tezkeresi de şöyledir:
“Tophane Yenimahalle’de oturan Yeniçeri efradından manav Mustafa Beşe’nin beş altı yaşlarındaki oğlu Süleyman’ı, Hasköylü Arslan adındaki Yahudi, perşembe günü akşam namazına yarım saat kala Cihangir Çeşmesi civarından ayartıp, başına Yahudi serpuşu geçirerek kendi evine götürürken, Lüleci çırağı Abdullah ve Ali, bu Yahudi’nin ara sıra manav Mustafa Beşe’nin dükkânından alışveriş ettiği sırada çocuğa bazı oyuncaklar verdiğini, çocuk Süleyman da Tophane’de akarsu başında oynarken, Yahudi’nin kendisine dört para akçe ve bir iplik oyuncak verip:
- Sana daha başka şeyler vereceğim, diyerek başına bir Yahudi şapkası, üzerine de bir yazma geçirdiği sırada ağlamaya başladığını, “Ağlama, öldürürüm seni!” diye korkuttuğunu, o esnada Lüleci çırağı Abdullah ve bozacı Ali’nin kendisini kurtardıklarını ifade etmiştir.
Küçük Süleyman’ın annesi de kendisinin Cihangir’de misafirlikte iken oğlu Süleyman’ın, babasının dükkânı civarında başına bu işin geldiğini, bu Yahudi’nin mahalle aralarında çerçilik yapan bir adam olduğunu söylemişti.
Sadrazam:
“İşbu takrir, manzur-ı humâyunları buyrulduktan sonra, semâhatlü efendi dâilerine irsal olunmasına irâde-i aliye-i mülûkâneleri buyurulursa, emr-ü ferman efendimizindir” yani Padişahımız! Bu kararı gördükten sonra gönderirseniz, emriniz gereği gereken yapılacaktır” yazısıyla, padişaha arz etmişti.
Sol üst köşesinde:
“Müftü efendiden fetvâ ile müracaat geldiğinde, bu kâğıt irsal oluna (gönderilsin)” diye padişahın hattı vardır. (Yani padişah, gereği için bu kâğıdın gerekli yere gönderilmesini emretmiş.) İlk arz tezkeresinde: “Yahudi taifesinin Yahudilerin evlâd-i müslimîne Müslüman çocuklarına her zaman bu şekilde hıyânet kasdında oldukları hainlik yapmak istedikleri bilinmekle ve şahit olunmakla birlikte...” ibâresi vardır ki, Yahudilerin bu fiil-i şenî’i (bu kötü işi) defalarca icrâ etmek istedikleri sabit olmuştur.”
Hayat Tarih Mecmuasının 1974 tarihli 5. sayısında yer alan bu bilgi ve belgeler ve “Cevat Rifat Atilhan merhumun “İğneli Fıçı” adlı meşhur eserinde naklettikleri Yahudilerin tarih boyunca ve hatta günümüzde bu melun cinayetler zincirini sürdürdüklerini gösteriyor.
Son 3-4 bin yıldır dünyanın her yerinden çocukları kaçırıp kanını içen bu melun tayfa, kandan beslenen insanlık düşmanlarıdır. Girdikleri hiçbir memlekette huzur bırakmamakla da şöhret bulmuşlardır. Özellikle son asra değin bunlar hakkında yazılmış eski Batılı ve Doğulu kaynakların hangisini açsanız benzer alçaklıkların nakledildiğini görürsünüz.
Bazı saf Müslümanların Allah’ın Hz Musa’ya indirdiği Tevrat sandığı ve bunların Tora dediği kitabın gerçek Tevrat’la hiçbir alâkası yoktur. Bu sözde kitap Hahamlar ve şeytanın ortak eseridir. Bu kitaptakileri okuyup inanan birinin insan kalması zaten mümkün de değildir. Bunlar inanmanın ötesine geçerek buradaki şeytânî emirleri dünyanın dört bir tarafında icra etmeye devam ediyorlar.
Toraları ne diyor?
“Sizler babanız olan İblistensiniz ve onun ihtiraslarını yerine getirmek istiyorsunuz…” (Yuhanna 8: 44)
9 ay önce
İzem
Goncagül sen hangi tarikattansın. Gücüne mi gitti? Bizzat lionsların çalışmalarına tanık oldum. İsminde Türk ismi. Kimin cahil olduğu belli. Senin gibilerin varlığı da topraklarımda beni rahatsız ediyor. Kime yalakalık yapmak istiyorsan mümkünse bu topraklardan uzakta yap. 3 yıl önceGoncagül
Ne güzel sallamış, ne güzel uydurmuşsunuz. Cehaletin ekstra rafine hali bu olsa gerek. Masonluğun kamil insan olma yoluna giden bir öğreti olduğu, 33.derece denen mevhumun omurgada kuyruk sokumundan beyne uzanan 33 omuru kast ettiğini filan hiç bilmeden, sıfır km beyinlerle karapropoganda yapmak tam olarak bu işte. Hadi bilmiyorsun bari sus da kendine güldürme. 3 yıl önceHakan
kurumdan ayrılmadan önce kurumdakileri "ocaktaki adamlarımı getiririm" şeklinde tehdit etti. Ülkü ocağıyla doğrudan alakası olmayıp piyasada gezen ve parayla tutulan erkeklik eskortları olan bir grup var Antalya'da. Ülkü ocaklarında yönetici olan bir akademisyen tanıdığımdan öğrendiğim kadarıyla mustafa yılmaz'ın ocak ile uzaktan yakından alakası yok. Ocaktan arkadaşlar dediği bu para için şiddet işine girip suçlu kimliklerini milliyetçilikle örten erkeklik eskortları. 4 yıl önceHakan
Şu anda emekli olup limanlarımızdan birinde (antalya) üst düzey yöneticilik (şube müdürlüğü) yaptığını bildiğim Mustafa Yılmaz bey aklıma geldi bu yazıyı okuyunca. Rahmetli her zaman "ben de bir ara Lions Club'a üyeyim" derdi. milliyetçiliği iyi kullanırdı çünkü elinin altındaki memurların hepsi olmasa da birçoğu şehit yakını olarak işe alınıyordu. Hepsinin de rüşvete bulaştırılarak manipüle edildiğini iyi biliyorum. Kendisi de iyi bir rüşvetçiydi. Rüşvetçiliğini kapatmak için kurumdan ayrılmada 4 yıl önceMücahit
Çok güzel bir çalışma olmuş masonların klüpleri daha çok ifşa edilmeli 5 yıl önce