Mutlu Aile
Dünya ve ahiret mutluluğunu hedefleyen İslâm Dini, toplumun temeli olan aileyi sevgi ve saygıya dayanan bir kurum olarak tanımlamıştır
Türkiye
- 13-05-2016 14:23
Dünya ve ahiret mutluluğunu hedefleyen İslâm Dini, toplumun temeli olan aileyi sevgi ve saygıya dayanan bir kurum olarak tanımlamıştır. Bizim dünya ve ahiret mutluluğumuzu isteyen yüce dinimiz İslâm; her konuda olduğu gibi, aile hayatımızla ilgili de ölçüler koymuş ve bu ölçülere uyulmasını istemiştir. Bu ölçülere uyulduğunda, dünya ve ahrette huzur ve mutluluğa kavuşcağımız bildirilmiştir. Aile toplumun temelidir. Toplumun mutluluğu, onu oluşturan ailelerin mutlu olmasına bağlıdır. Mutlu ve huzurlu toplum, huzurlu aileden, huzurlu aile ise imanlı ve ahlâklı kişilerden oluşur. Aile, huzur ve mutluluğumuzun kaynağıdır
Aile, kişinin kendilerinden sorumlu olduğu eşi, varsa çocukları, ev halkı, yani yakın akrabalardan oluşan insan toplumudur. Müslüman için aile, bir sosyal müessese olduğu gibi, aynı zamanda İslâmî bir kurumdur. Nikâh, iki ayrı cinsiyetten müslümanın İslâmî kurallar çerçevesinde bir araya gelmesidir. Aile, erkeğin eksiklerinin kadınla; kadının eksiklerinin de erkekle tamamlandığı, birbirlerinin ihtiyaçlarının temin edildiği, iki cinsi kaynaştıran bir kurumdur. Aile, erkek ve kadını asil bir duygu ve heyecanla birleştiren, bedeni sükûna, ruhu huzura erdiren bir müessesedir. Aile, toplum eğitimi yaptırarak, kişiyi toplum hayatına hazırlayan sevgi, saygı, şefkat, fedakârlık ve birlik ocağıdır.
İslâm, akıllı ve büluğ yaşını aşmış bütün müslümanları aile yuvası kurmaya çağırdığı gibi, evliliği ve aile hayatını da bir ibâdet olarak değerlendirir. "İçinizden, kendileriyle huzura kavuşacağınız eşler yaratıp, aranızda sevgi ve rahmet var etmesi, Allah'ın varlığının belgelerindendir. Bunlarda düşünen topluluk için ibretler vardır." (Rûm, 30/21). "Nikâh, benim sünnetimdir. Sünnetimi yapmayan benden değildir. Evlenin, çocuk sahibi olun; ben kıyâmet gününde ümmetimin çokluğu ile iftihar edeceğim." (İbn Mâce, Nikâh 1) “Kadın dört özelliği için nikâhlanır: Malı için, nesebi (soyu) için, güzelliği için, dini için. Sen dindarı seç de huzur bul/mutlu ol.” (Buhârî, Nikâh 15; Müslim, Radâ 14)
“Ey gençler topluluğu! Sizden evlenmeye gücü yeten hemen evlensin. Çünkü evlilik gözü haramdan daha çok korur. Namus ve iffeti en iyi şekilde muhafaza eder. Evlenmeye gücü yetmeyen de oruç tutsun. Çünkü oruç şehveti kırmaya vesiledir.”(Müslim, Nikah3) Sevgili Peygamberimiz (s.a.s.) "Evlenmenin hayırlısı, en kolay ve külfetsiz olanıdır." (Ebu Davut, Nikah 32). “ Evlenecek kişilere Allah muhakkak yardım eder” buyurur. ( Neseî, Nikah 5). İslâm dini, evliliği tavsiye ettiği gibi, evlilik çağında olanların evlenmesine yardımcı olunmasını da öğütlemiştir. Bu tür yardımı, anne ve babaların görevleri arasında saymıştır.
Eşlerin Karşılıklı Vazifeleri: Eşlerin birbirleri üzerinde hakları vardır. Önderimiz Peygamberimiz (s.a.s.) bunu bize bildirmektedir: “Dikkat ediniz, kadınlar üzerinde haklarınız olduğu gibi, kadınların da sizin üzerinizde hakları vardır.” (Tirmizî, Radâ 11).
“Erkeklerin kadınlar üzerinde bulunan hakları gibi, kadınların da onlar üzerinde hakları vardır. Yalnız erkeklerinki kadınlara göre (aile reisliği bakımından) bir derece daha fazladır.” (Bakara, 2/228) Bu üstünlük, erkeğin aile başkanı olmasıdır. “Erkekler kadınlar üzerinde yöneticidirler” (Nisâ, 4/34) Tabiî ki, ailenin başkanı olmak; gurur kibir ve sert davranmaya sebep değildir. Sorumluluğun erkekte olduğunu göstermektedir. Peygamberimiz (s.a.s.) şöyle beyan ediyor: “Hepiniz çobansınız ve hepiniz çobanlığınızdan (elinizin altındakinden) sorumlusunuz.”(Buhârî, Cum’a 11-19; Müslim, İmare 20) Dolayısıyla aile reisi olarak erkek, gereken sorumluluğu yerine getirmelidir. Ailesini huzur ve mutluluk içerisinde idare etmeyi bilmeli ve onlara çok iyi davranmalı ve buna çok dikkat etmelidir. Kadın da, evin huzur ve mutluluğu için gerekeni yapmalıdır.
Cinsel Mutluluk: Evliliğin en önemli amaçlarından birisi de cinsel arzuyu meşru yoldan gidermektir. Ailede mutluluğun en önemli unsuru eşler arası cinsel tatmindir. Mutlu bir aile olmak isteyenler, cinsellikle alakalı görevlerini de en iyi şekilde yerine getirmelidirler. Evlilkikte cinsel mutluluk, eşler arası sevgi ve saygının artmasına ve mutlu olmalarına katkı sağlar.
Zinâ: Zinâ, Erkek veya kadının evlilik dışı cinsel ilişkisidir. İslâm dini, insanalrın mutluluğu için, İslam’ın emir ve yasakalrına uyulmasını istemiştir. İslâm’ın yasak ettiği haramlardan olan zinâ, en büyük günahlardan biridir. Rabbimiz Allah zinâya yaklaşılmamasını emrediyor: “Zinâya yaklaşmayın, çünkü o bir hayasızlıktır ve çok kötü bir yoldur.” (İsrâ, 17/32) “Ve onlar (mü’minler) Allah ile beraber başka ilâha yalvarmazlar, Allah’ın haram ettiği canı haksız yere öldürmezler ve zinâ etmezler. Kim bunları yaparsa cezasını bulur. ” (Furkan; 25/68)
Fert ve toplum hayatında insan mutluluğunu esas alan İslâm, cinsellik konusunda da fertlerin mutlu yaşamasının yolunu göstermiştir. Gayr-i ahlâkî ilişkilerin ortaya koyacağı zararları bildirmiş ve bunlardan sakınılmasını istemiştir. Zinânın fert, aile ve toplum için zararları çoktur.
Şeytanın Karı-Koca Arasını Açması: Aile yuvasının temelini oluşturan karı-kocadır. İslâm dini barış, esenlik, mutluluk dini olduğundan fertlerin, ailelerin, cemiyetlerin mutlu, huzurlu olmasının yolunu göstermiş ve bu huzurun korunmasını belirtmiştir. Bir hadis-i şerifte şöyle buyurulmuştur: “Sizin en hayırlınız ailesine iyi davranandır.” (Tirmizî, Radâ 11) Yine bir hadis-i şerifte: “Yumuşaklık ev halkına hayır ve menfaat sağlar.”( Ahmd b. Hanbel, Müsned, c. 6, s. 71). Aile içerisinde iyi geçinmenin önemi belirtilmektedir. Ev içerisinde de yumuşak olmalı; sert, kaba olmamalı. Ufak tefek şeylerden dolayı bağırıp, çağırmamalı. Sakin, yumuşak bir şekilde davranarak problemleri çözmeli. Ailede önemli olan husus, sorun çıkarmak değil, sorunu en iyi şekilde çözmelidir.
Tabiî ki, şeytan müslümanların düşmanı olduğuna göre, karı-kocayı birbirine kışkırtarak sorun varmış gibi kavga çıkartmaya çalışır. Böylece evdeki huzurun bozulmasını sağlar ve yuvanın yıkılması, aile fertlerinin perişan olmasını ister. Bu da en büyük arzularından biridir.
Şeytanın en büyük gayelerinden biri de karı-koca arasında geçimsizliğin çıkması ve sonuçta birbirinden ayrılmasıdır. Böylece aile yuvasını yıkarak ailenin perişan olmasına sebep olmaktır. Şeytanın birbirlerini kışkırttığını unutmamalı. O, en ufak şeylerden dolayı öfkelendirip karşılıklı münakaşalara sürüklemektedir. Burada dikkat edilecek en önemli husus öfkelenmemeye çalışmak ve buna dikkat etmektir. Mü’min bir aile, mutluluğa engel olacak her şeyden sakınmalıdır.
Şeytanın Ana-Baba İle Çocukların Arasını Açması: Ana-baba hakkı da çok önemlidir. Allah teâlâ şöyle buyurur: “Ana-babana ‘öf’ bile deme, onları azarlama (bağırıp, çağırma). İkisiyle de güzel konuş.” (İsrâ, 17/23) Ana-babanın kalplerinin kırılmaması gerekir. Peygamberimiz (s.a.s.) büyük günahları sayarken; “Allah’a şirk koşmak, anne-babaya âsi olmak (karşı gelmek)tır” diye buyurmuştur. (Buhârî, Şehâdât 10)
Âyet ve hadislerden görüldüğü gibi anne ve babaya iyi davranılması, onlara karşı gelinmemesi gerekmektedir. Şeytan da bu önemden dolayı çocukları ana-babaya karşı kışkırtarak onlara itaat ettirmemeye çalışıp büyük günaha götürmektedir. Şeytanın bu tuzağına düşmemek için önce anne-babalar çocuklarını İslâmî terbiye ile yetiştirmeli ve kendileri de dikkat ederek, çocuklarına iyi davranarak, onlara iyi örnek olmalı ve çocuklarını kendilerine karşı gelecek bir duruma getirmemeli. Hem kendileri, hem de çocukları kendine düşen görevleri yapmalı. Bu şekilde birbirlerini memnun etmek suretiyle şeytanın oyununa gelmekten korunmuş olurlar ve böylece mutlu, huzurlu bir aile olur. Aile bireyleri, ailenin mutluluğu için gerekeni yapmalıdırlar. Ne mutlu, huzurlu ve mutlu aile olmaya ve onu korumaya çalışanlara!