Naz bitti, söz bitti, en güzeli sükûnet…

Karış karış gezinirken zemherinin kavrayıcı soğuğunda, henüz ellerimizin üşümesi, ruhumuzun titremesi geçmemişken kucak açıyoruz yine yeniden erebildiğimiz bu ilkbahara… Son olmasın… Bahar, anzısın çalan kapılar gibidir bir sevdaya ansızın tutulmak gibi… Hazırlıksız yakalandığımız kaçıncı baharsın! Ruhumuz daraldığında açık olan pencereden içeriye süzülen hava dahi rahatlatamaz bizi, nefes almakta zorlanırız

Köşe Yazıları - 16-05-2013 10:01

Naz bitti, söz bitti, en güzeli sükûnet…
Karış karış gezinirken zemherinin kavrayıcı soğuğunda, henüz ellerimizin üşümesi, ruhumuzun titremesi geçmemişken kucak açıyoruz yine yeniden erebildiğimiz bu ilkbahara… Son olmasın…

Bahar, anzısın çalan kapılar gibidir bir sevdaya ansızın tutulmak gibi… Hazırlıksız yakalandığımız kaçıncı baharsın!

Ruhumuz daraldığında açık olan pencereden içeriye süzülen hava dahi rahatlatamaz bizi, nefes almakta zorlanırız. Nerede ve ne yapıyorsak öylece bırakmalı, kendimizi yollara vurmalıyız. Günün hangi saatinde olduğumuzun bir önemi yok. Düşeriz her defasında ayağa kalkabilmek için. Yolda olmayan düşemez, insan düşmezse de kalkamaz.

Bir güz boyu döküldük, bahar geldi yeşeriyoruz. Rengarenk çiçeklerden konduruyoruz kelimelerimize… Cümlelerimiz renkleniyor, kelimelerimiz nisan yağmurlarıyla yeşeriyor. Yeşilleniyoruz her tonda…

Kırlarda papatyalar tıpkı bir gelin gibi süzülerek toprağın üstünü örtüyor. Gelincikler boy veriyor… Usta bir el sanki ahenkle yerleştirmiş yol yol… Her şey nizami her şey kontrol altında. Hayatta hiçbir şey tesadüf değildir, yazılmamış hiçbir rolümüz de yoktur. Tabiat, uslu bir çocuk gibi zamanı geldiğinde üzerine düşeni yapıyor sahibine isyan etmeden.

Peki ya biz? Zamanın, bu nizamın neresindeyiz. Aidiyet duygusu sonradan kazanılamıyor. Her yere dahası kendimize bile yabancıyken… İsyan da ediyor, nankörlük de yapıyoruz. Kendi içimize kapanıyor kimseyi de içeri almıyoruz münzevi olmak adına…

İnsan yanılıyor, yanıldıkça kendine açtığı yarası kanıyor…

Bazı şarkılar vardır geçmişte yaşadığımız bir zamanı anımsatan, bazı şiirler vardır söyleyemediklerimizi anlatan bir de bazı kokular vardır sevdiğimizi burnumuzun ucuna taşıyan… Şarkılar, şiirler, kokular birleşir de tek bir insanda yumak olursa işte o zaman vay halimize… Vay ki ne vay…

Aramaktan vazgeçtik bulduğumuzu sanıp aradığımızı. Vazgeçtik kayıplarımız hızla çoğalırken…

Sevdiği denizden vazgeçemeyen martılar kadar olamadık… İnsan sevdiğinden, sevdiği şehirden vazgeçer mi?

Vazgeçtik…

Yeri doldurulamaz bu duygunun boşluğudur aslında canımızı yakan. Her vazgeçiş bir yenilgidir.

Yenildik…

Bir sırrı saklar gibi sessiz, hayırlı olmayana ettiğimiz dualar kadar ısrarcı olduk. Kirlettiğimiz ve ardından yıkayıp yıkayıp kuruması için güneşe çıkardığımız vicdanlarımız yıprandı, üzerinde çıkmayan leke izleri…

Kalbimizin yaması sökülmüş, dikiş tutmaz olmuş. Yutamadığımız öfkelerimiz dışımızda, yutabildiklerimiz içimizde patlıyor... Öfke nöbetleri geçiriyoruz…

Zihnimiz ile ruhumuzun istekleri birbiriyle örtüşürse bir gün güneşi de görmek isteyeceğiz, denize de yüzümüzü döneceğiz elbette…
Şimdi sükûnet zamanı…
Neler Söylendi?
DİĞER HABERLER
Telef  olan, rotasız hayatlar

Telef olan, rotasız hayatlar

14-05-2026 - Köşe Yazıları

Maskeler düştü: saha yeşil, zihniyet kara!

Maskeler düştü: saha yeşil, zihniyet kara!

14-05-2026 - Köşe Yazıları

  • eşya depolama
  • ahsap mobilya Turkey Hair Transplant Packages ts3 satın al Anlaşmalı Boşanma Davası FUE iptv bayilik Eşya depolama iptv bayilik