Necdet Abi bu aralar çok anlaşılmaz yazıyor
Haber Gazetesi’nin kaptanı Necdet Uzun, ikidir, üçtür çok kapalı ve anlaşılmaz yazılar yazıyor..
Türkiye
- 18-09-2012 17:20
Hangi sosyal mevzuya parmak basıyor diye evirip çevirip okuyoruz ama, ne var ki, gelin görün ki bir şeycikler anlamıyoruz.. Ama mutlaka bir demek istediği ve birilerine veyahut bir yerlere vermek istediği bir mesaj vardır..
Önümüzdeki günlerde bir Necdet Uzun’u anlama kılavuzu hazırlayacak mı diye bekleyip duruyoruz..
İşte Uzun’un 15.09 Cumartesi günkü anlayamadığımız yazısı;
SENARYOLAR...
Yerel seçim öncesinde, siyasi güç odaklarının beklentilerine uygun yeni şekillenmelerin senaryoları, grup çalışması içinde gizli mahfillerde büyük bir titizlikle yazılıyor...
Senaryo, gelişmelere göre sil baştan değişebiliyor...
Roller farklılaşıyor...
"Kahpe Bizans" entrikalarıyla dolu senaryonun ilk bölümlerinde kimlerin başına
nasıl çorap örüleceğini anlamak zor değil...
(Kahpe Bizans Kim?)
Baş aktörleri rahatsız eden faktörler hedefte...
(Baş aktörleri rahatsız eden faktörler nelerdir, aktörler kimlerdir?)
Siyasetçi, işadamı ve bürokrat...
Her kimden rahatsızlarsa...
Zaptedilemez bu megolamanlık karşısında dik duranlar, bedel ödemelerine rağmen tavizsiz...
(Dik duranlar kimlerdir, ne tür bir bedel ödemektedirler?)
Millet eğilenleri de biliyor...
Kudreti kim kaybetmek ister?..
Senaryolar da bunun üzerine yazılıyor zaten...
Kendilerinden başkalarının
onuru, gururu, namusu ve haysiyeti
umurlarında mı?..
Bas parayı attır iftirayı...
Bas parayı açtır kampanyayı...
Bu kadar ucuzdur onlar için başkalarının hayatı...
Hayretim; bu entrikalarda rol almak için çok sayıda heveslinin sırada oluşuna...
Utanma duygularını kaybetmiş, şakşakçılar...
(Kim bunlar abi, nasıl bir memlekette yaşıyoruz, ipucu versene biraz!)
Yazık ki yazık!..
İmanı olan, insana kötülük yapmak için bu kadar kafa yorar mı?..
İnsanı sevmek, Allah'ı sevmektir...
(
Amenna saddakna!)
Bilmem anlatabildim mi?..
Gördüğünüz gibi hiçbir şey anlamadan bitirdik yazıyı..
Anlamadığımızı açıkça belirtiyor ve satır aralarındaki sorularımızı cevaplanması ümidiyle yerlerine koyuyoruz.. Umarız bir gün ya cevap alırız ya da anlayacak duruma geliriz..
Gelelim bu günkü yazısına;
YANLIŞLIKLARA TESLİM OLMAK...
Yaşlı melek ile genç meleğin dünya ziyareti sırasındaki deneyimlerinin anlatıldığı öyküde vardı...
Genç melek, yaşlı olanı eleştiriyordu.
Ama sonuçta yaşlı melek haklı çıkıyordu.
Öykünün ana teması, "Hiçbir şeyin göründüğü gibi olmadığına" dairdi...
Samsun'da da birçok şeyin aslında göründüğü gibi olmadığına tanıklık eder olduk bu günlerde...
(Daha önce göründüğü gibi miydi abi?)
"Nasıl olur?" diye hayret etmek boşuna...
Samsun'un; siyasette, ticarette, bilimde ve sporda deneyimli insanı çok...
Onlar; yolsuzluklara ve vurgunlara dahası çalan çırpana karşı duruyor...
Mağdurların hakkını arayıp, adaletten yana davranıyor...
Haksızlıklar karşısında eğilmiyor...
Yaşlılık, deneyimdir...
Hayatı değerleriyle bilenler, bulundukları alanda istif bozmadan böyle yapıyor...
Bir de sözüm ona bazı gençleri bu memleketin...
Ar, namus ve haya kavramlarını hiçe sayıp; tüyü bitmemiş yetim hakkı olan paralara göz diken ve çoluğunun çocuğunun boğazından haram geçiren yeni yetme tipler?..
Üç beş yıl önce neredeydiler bunlar?..
İki meleğin öyküsünün tam tersine; çıkarları uğruna bütün değerleri yok eden bir
anlayış karşısında, bu şehrin deneyimli yani "akil adamları"sessiz...
(akil adamlar az yukarıda çalana çırpana karşı duruyorlardı.. Şimdi neden sessizler abi?)
O yüzden bu şehirde hiçbir şey göründüğü gibi değil...
Yanlışlar "doğru" gibi sunuluyor...
Samsun'un siyaset, ticaret, bilim spordaki deneyimli insanları biraraya gelerek, şehrin temel meselelerinde ortak akılla hareket etmeyi beceremediği sürece; bu böyle devam edecek...
(şimdi de akil adamları becerisizlikle suçladın abi, kafamız fena karıştırdın yani)
Ve sonuçta herkes yanlışlıklara teslim olacak!..
(Nasıl bir yanlışlık ve kimler o yanlışıklara teslim olacak.. Bu uyarıların, görünen o ki bizleri pek bağlamıyor.. Yoksa daha açık ve bizlerin de anlayacağı dilden yazardın değil mi abi?